Ahkaf Suresi 20. ayette, "Dünya hayatındaki bütün güzel şeyleri harcadınız, onların zevkini sürdünüz..." denilmektedir. Buna göre helal dairesinde dünyadan istifade edenlerin, ahirette alacağı lezzet azalır mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- “Kâfirlerin cehennem ateşine sunuldukları gün (onlara denir ki): “Sizler dünya hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcayıp zâyi ettiniz ve onlarla zevk ve sefâ içinde yaşadınız. Bugün ise, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanıza ve yoldan çıkmanıza karşılık olarak hor ve hakir kılan bir azapla cezalandırılacaksınız” (Ahkaf, 46/20) mealindeki ayetin ifadesine muhatap olanların kâfirler olduğu açıktır.

- İnkârcılar nimetlere mukabil Allah’a itaat edip teşekkür etmedikleri için bu azarlamaya muhatap olacaklardır. Fakat müminler Allah’ın nimetlerine karşı şükranla mukabele ettikleri için böyle azarlamalara muhatap olmazlar. Nitekim, “De ki: Allah’ın kulları için yaratıp ortaya çıkardığı zineti, temiz ve hoş rızıkları haram kılmak kimin haddine?” (Araf, 7/32) mealindeki ayetten bu gerçeği görmek mümkündür.(bk. Râzî, ilgili ayetin tefsiri).

- Bununla beraber, Allah için bazı lezzetlerden feragat etmek daha iyidir. Çünkü, lezzetlerin sınırlarını genişletmek, mekruha, oradan da harama yol açabilir.(krş. a.g.y) Raşit halifelerin ve benzeri velilerin bu gibi zahitçe tutumlarını buna yormak gerekir. Yoksa, şükretmek niyetiyle kişinin lezzetleri takip etmesinde bir sakınca yoktur.

Ayrıca dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta da şudur: Dünyada kendilerine servet, yetki ve iktidar verilenler bunların hakkını verir, kendilerinin olduğu kadar başkalarının da iyilik ve mutluluğu için gayret gösterirlerse, şüphesiz büyük mükâfatlara nail olacaklardır. Aksini yapar, bu nimetleri, insanların peşinde koştuğu güzellikleri bencilce kullanır, hakka ve hukuka riayet etmez, ebedî hayata da gerekli payı ayırmazlarsa, âhirete elleri boş olarak giderler. Bütün güzellikler ve imkânlar dünyada ve dünya için harcanmış, kullanılmış ve tüketilmiştir. Burada dünya yoksulları zengin olurken onlar yoksul hale gelmişlerdir; dünyada ezilenler, zulme uğrayanlar güçlü hale gelirken zalimler güçsüz ve zelil bir duruma düşmüşlerdir. Meleklerin onlara ifade ettikleri işte bu gerçektir. (bk. Kur’an Yolu: IV/713)

- İslam alimleri “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.” (Tekasur, 102/8) mealindeki ayetin anlamı üzerinde oldukça farklı görüşler ortaya koymuşlardır.

Bu ayette geçen sorgulamanın muhataplarının yalnız kâfirler olduğunu söyleyenlerin yanında, bunun herkese bir hitap olduğunu söyleyenler de vardır. Her iki tarafın kendilerini destekleyen delilleri vardır(Razî, ilgili ayetin tefsiri)..

“Kıyamet günü kişinin ömrünü nerede bitirdiğinden, gençliğini nerede tükettiğinden, malını nerden kazanıp nerde harcadığından, ilmiyle amel edip etmediğinden sorguya çekilmeden bir kul -bir yere- adımını atamaz.” mealindeki hadis de, bütün insanların her türlü  nimetlerden sorulacağını göstermektedir.(a.g.y).

Razî’nin tercihine göre, kâfirlerin sorgusu –nimetlere karşı şükür etmedikleri için- bir azarlama sorgusudur. Müminlerin sorgusu ise -nimetlere karşı şükrettikleri için- bir teşrif/onurlandırma sorgusudur.(a.g.y).

İmam Muhammed Bakır’a göre, bu ayette geçen “nimet”ten maksat Hz. Muhammed (a.s.m)’dir, diğer nimetler değildir. Çünkü, Allah, kullarına ikramda bulunduğu nimetlerinden ötürü onları sorguya çekmekten çok daha  kerimdir/cömerttir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
BENZER SORULAR
UYGULAMALAR