Agnostik ve feylesoflara nasıl cevap veririz?

Soru Detayı

Agnostik ve feylesoflara bu üç konuda nasıl cevap veririz?
​1) Mesela Allahu Teala kendinde büyük taş yaratabilir mi sorusuna bazı felsefeciler Allah mantık kurallarından hariç olduğu için yani mantığı da o yarattığı için hem taşı kaldırır hem de büyük olabilir çünkü zaten mantık kurallarını o yaratmış şeklinde cevap verir. Bunun için mesela bir tane adam -biz mesela bitkiden Rabbimizin varlığını bulduk ya- Bu benim mantığımın dışındadır aslında yapabilir bu işleri bitki derse buna cevabımız nedir? İnşallah anlatabildim. Bu Descartesın bu soruya verdiği cevap. Buna nasıl cevap veririz? Rabbimizin varlığıyla ilgili olarak? 
2) Bir de mesela tesadüfen olacağına kimse inanmaz diyoruz ya. Mesela bir tane agnostik dese sen ancak fikir yürütürsün belki o katrilyarda bir ihtimal olacak tövbe haşa derse. Gerçeği bilemezsin derse cevabımız nedir? Veya mesela ahirete ilgili Hakim ismi var ya. Bu dünyayı hikmetli yapıyorsa hikmetlidir. O zaman hikmetsiz bir şekilde bizi toprağa yem etmez yani ahiret var diye bir ispat yapıyoruz ya. Onda da sen fikir yürütürsün doğru olduğunu düşündüğün şeye inanırsın. Ama gerçeği bilemezsin. Agnostiksin yani derse -tövbe haşa. Cevabimiz nedir? 
3) Bir şeyin hem ezeli hem ebedi oluşu matematiksel olarak yanlış mıdır? Rabbimiz affetsin. Vesselam..

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evvela agnostik tavır, imanın onu kabulü zorunlu hale getiren bir ispatın olamayacağını savunur. Böylece bir şeyin varlığı söylendiğinde yokluğu, yokluğu söylendiği varlığı tarafına yönelen bilinemezcilik oyunu oynayan yarım akıllı bir çocuğa benzer.

Oysaki iman zaten imtihana ait bir olgudur. Kişi ona ancak doğru akıl yürütme ve irade ile ulaşabilir.

Bu bakımdan agnostiğin durumu gökte güneş var diyen kişiye bunu bilemezsin belki de duygularımız bize böyle bir oyun oynuyor diyenin durumu gibidir.

Mantık kişiden kişiye değişmeyen genel kurallar bütünüdür. Benim mantığım şeklindeki öznel bir anlayışın mantıkta yeri yoktur.

“Bitkilerin bu işleri yapabilir olması” bir şey yapmak kavramının bitkiye yüklenmesi anlamına geleceğinden, irade, bilgi, güç gibi nitelikleri bitkide varsaymamıza ve bu varsayımda bize bu güzel meyveleri verdiği için, bu kadar güzel çiçeklerle bizim beğenimize uygun süslendiği için nihayet bitkiye, benzer şeyler olarak taşlara, ağaçlara, hayvanlara, insanlara tapmaya kadar gider.

Bu anlayış ilkel ve gelişmemiş bir mantığın ürünüdür. İnsanların bilgi ve akıldan uzak düştüğü zamanlarda bu tür saçmalıklar putperestlik çeşitleri olarak ortaya çıkmıştır.

Mantığın genel kuralları ve ilkeleri zorunlu olarak bir ilk ve kuşatıcı nedenin, yaratıcının mevcudiyetini gerektirir. Fakat bu yaratıcının kişinin Rabbi olarak iman ile öznelleşmesi ancak onun kendini vahiyle bildirdiği tarzda olur.

Müslüman olmanın temel şartlarından birisi de akıllı olmaktır.

Aynı şekilde katrilyonda 999 trilyon 999 milyar 999 milyon 999 bin 999 ihtimalin gerçekleşmesine inanmayıp (%99.9999….) bir tek belirsiz ve irrasyonel ihtimalin gerçekleşmesine inanan (%0.1111…) birisi, en azından tedaviye muhtaçtır.

Ahiretin varlığı her şeyden önce vahy aracılığı ile bize bildirilmiştir. Onun olacağı ile ilgili akıl yürütme bu vaadin ne derece makul olduğunu ortaya koymak içindir.

Bu tür nefsani oyun ve desiseler peşinde olanlar için Tekasür suresindeki şu mealdeki ayetler çok dikkat çekicidir.

3. Öyle değil, ileride bileceksiniz!
4. Sonra yine öyle değil, ileride bileceksiniz!
5. Öyle değil, kesin olarak bilseniz!
6. Andolsun ki, cehennemi mutlaka göreceksiniz!
7. Sonra yine andolsun ki, onu yakın gözüyle göreceksiniz!
8. Sonra andolsun ki, o gün her nimetten sorgulanacaksınız!

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
412 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun