Vitir, kuşluk, evvabin veya yatsı namazının ilk sünneti gibi namazları, geçerli bir özürden dolayı yarıda bırakıp kazaya kalırsa, ikindi ve sabah namazlarının farzından sonra kaza etmek caiz midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Vaktinde kılınamamış olan beş vakit farz namazın kazâsı farz, vitir namazının kazâsı ise vâcip olur.

Sünnet namazlar, kural olarak, kazâ edilmez. Bununla birlikte bazı durumlarda, başka bir namazın vakti girmediği sürece kazâ edilebilir. Meselâ, sabah namazının farzı ile birlikte sünneti de vaktinde kılınmamışsa, o günün öğle namazı vaktinden önce farz ile birlikte kazâ edilir. Yine, öğle namazının ilk sünneti cemaatle farza yetişmek için terkedilecek olsa, farzdan sonra kazâ edilebilir. Cuma namazının ilk dört rekat sünneti hakkında da aynı durum geçerlidir. Zamanında kılınmayan diğer sünnetler ise kazâ edilmez.

Başlandıktan sonra her nasılsa tamamlanmadan yarıda kesilen veya bozulan herhangi bir nâfile namazın sonradan kaza edilmesi gereklidir. Bu konu sünnetlerin kazâsı konusuyla ilgili değildir. Meselâ, öğle namazının son sünnetine başlamış olan kimse cenaze namazını kaçırmamak için bu sünneti yarıda bıraksa, başlanmış bir nâfile ibadetin tamamlanması gerektiği için, bu iki rekat sünneti kılması sünnet olmaktan çıkar, vâcip hâline gelir.

Buna göre, bozulan nafile bir ibadetin yerine getirilmesi vaciptir. Bu itibarla vacip olan bu görevi, şu üç vaktin (güneş doğarken, güneş tepede iken ve güneş batarken) dışında yerine getirmek caizdir.

Başlanmış nâfile namaz herhangi bir nedenle bozulacak olursa, kazâ edilmesi Hanefîlere göre vâcip, Mâlikîlere göre farzdır. Şâfiîlere göre ise bozulan nâfile namazın kazâ edilmesi gerekmez.

Beş vakit vardır ki, onlara "Mekruh Vakitler" denir.

Birincisi: Güneşin doğmasından bir mızrak boyu (beş derece) ki, memleketimize göre kırk ile elli dakika arasında bir zamanla, yükselişine kadar olan zamandır.

İkincisi: Güneşin yükselip de tam tepeye geldiği zeval anının bulunduğu vakittir.

Üçüncüsü: Güneşin sararmasından ve gözleri kamaştırmaz bir hâle gelmesinden itibaren batışı zamanına kadar olan vakittir.

Dördüncüsü: Fecr-i Sadık'ın doğmasından/imsak vaktinin girmesinden, güneşin doğacağı zamana kadar olan vakittir.

Beşincisi: İkindi namazı kılındıktan sonra güneşin batmasına kadar olan vakittir.

İlk üç vakitte, ne kazaya kalmış farz namazlar ne vitir gibi vacib olan namazlar ne de önceden hazırlanmış bir cenaze namazı kılınabilir ne de evvelce okunmuş bir secde ayeti için tilavet secdesi yapılabilir. Bunlar yapılırsa, iadeleri gerekir.

Bu üç vakitte nafile namaz da kılınmaz. Ancak kılınacak olsa, kerahetle caiz olur ve iadesi gerekmez. Çünkü bu kerahet, nafile namazların sağlıklı olmasına engel değildir. Bununla beraber bu vakitlerden birine rastlayan bir nafile namazı bozup kerahet vaktinden sonra onu kaza etmek daha faziletlidir.

Diğer iki kerahet vaktinde ise, yalnız nafile namaz kılmak mekruhtur. Farz ve vacip namaz mekruh değildir. Cenaze namazı, tilavet secdesi de mekruh değildir. Bu iki vakitten birinde başlanmış olan bir nafile namazı, kerahetten kurtulması için bozulmuş olursa, sonradan onu kaza etmek gerekir.

Mekruh olmayan bir vakitle başlanmış olan, evvabin, kuşluk, teheccüd veya yatsı namazının ilk sünneti gibi nafile ve sünnet bir namaz bozulmuş olsa, (bunu kaza etmek vacip olduğundan) ikindi namazından sonra güneşin batışına kadar ve fecrin doğuşundan sonra güneşin bir mızrak boyu yükselmesine kadar kaza edilemez, mekruhtur. Bununla beraber kaza edilse sahih olur. Diğer kerahet vakitleri de böyledir. Ancak başta sıralanan ilk üç kerahet vakti böyle değildir. Onların birinde kaza edilmesi sahih olmaz. Yeniden kazası gerekir.

Vaktinde kılınamamış olan beş vakit farz namazlar ile vitir namazının kazâsı ise, kerahet vakitlerinden ilk üç vakit hariç bütün vakitlerde ve zamanlarda kılınabilir. (bk. Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun