Sizi Peygambere şikâyet edeceğim sözü sahih mi?

Tarih: 12.03.2026 - 07:31 | Güncelleme:

Soru Detayı

Şiîler’in çoğunluğuna göre ise Fâtıma, Fedek meselesi sebebiyle ölünceye kadar onunla konuşmamıştır. Hatta bazı Şiîler kendi görüşlerine mesnet teşkil ettiği için Fâtıma’nın, kendisini ziyarete gelen Ebû Bekir ve Ömer’den yüz çevirdiğine ve onların selamına dahi cevap vermediğine dair İbn Kuteybe’ye aidiyeti şüpheli olan el-İmâme ve’s-Siyâse isimli eserde nakledilen bir rivayeti de benimsemişlerdir:
Bu rivayete göre, Ebû Bekir ve Ömer Fedek konusunu açarak kendisini teselli etmek istediklerinde Hz. Fâtıma’nın onlara hitaben şunları söylediği ifade edilir: “Allah aşkına söyleyin, acaba Resûlullah’ın şöyle buyurduğunu duymamış mısınız? ‘Fâtıma’nın rızası benim rızam, Fâtıma’nın öfkesi benim öfkemdir; öyleyse kim kızım Fâtıma’yı severse beni sevmiştir, kim Fâtıma’yı öfkelendirirse beni öfkelendirmiştir.’ Onlar ‘Evet bu hadisi Resûlullah’tan duymuşuz’ dediler. Bunun üzerine Fâtıma şöyle dedi: ‘Ben Allah’ı ve meleklerini şahit tutuyorum ki, sizin ikiniz beni öfkelendirdiniz, beni hoşnut etmediniz; Peygamber’le mülakat ettiğimde mutlaka ikinizi ona şikâyet edeceğim.’
Bunun üzerine Ebû Bekir şöyle dedi: ‘Ben, Resûlullah’ın ve senin öfkenden Allah’a sığınırım, ey Fâtıma!’ Sonra Ebû Bekir ağlamaya başladı ve sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Allah’a yemin ederim ki, kıldığım her namazda sana dua edeceğim.’ Ebû Bekir ağlayarak evden çıktı. İnsanlar Ebû Bekir’in başına toplandılar. Onlara şöyle dedi: ‘Herkes eşine sarılarak, ailesinin yanında mutlu bir şekilde gecelerken, beni içinde bulunduğum durumla baş başa bıraktınız.
Benim sizin biatinize ihtiyacım yoktur. Bana yaptığınız biati benden geri alın…” (İbn Kuteybe ed-Dineveri, el-İmâme ve's-Siyâse (nşr.Ali Şîrî), Beyrut: Dârü'l-Edva,1990, I, 30-33)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu iddialar Ehlisünnetin değil Şiilerin görüşünü yansıtıyor ve muteber değildir.

Beyhaki’nin mürsel fakat sahih bir isnat ile bildirdiğine göre, son hastalığı sırasında Hz. Ebu Bekir Hz. Fatıma’yı razı etmek için onu ziyaret etmek istedi. Hz. Ali “Ebubekir’in eve gelmek için kapıda izin istediğini ve kendisinin kabul etmesi halinde izin verilebileceğini” söyleyince Hz. Fatıma bunu kabul etti.

Eve giren Hz. Ebubekir Hz. Fatıma’nın gönlünü almaya çalıştı. Ve şunları söyledi: “Vallahi eğer (Mekke’den hicreti kastediyor) evimi, malımı, çoluk-çocuğumu, aşiretimi terk etmişsem, bunları sırf Allah’ın rızasını, Resulullah’ın rızasını ve siz al-i beytin rızasını kazanmak için yaptım.”

Böylece bu çabası onu razı etmeye yetti.

Beyhaki bu rivayetin sahih bir isnada sahip olduğunu belirtmiştir. (Beyhaki, es-Sünenu’l-kübra, 6/491)

Ayrıca, soruda geçen el-İmame ve’s-Siyase isimli eserin İbn Kuteybe’ye nispeti de doğru değildir.

Öncelikle klasik dönemde bazı alimlerin, eserde yer alan rivayetler sebebiyle ciddi tenkitlerde bulunduğu görülmektedir. Bu bağlamda İbn Hacer el-Heytemî (1) ile Kadî Ebû Bekir İbnü'l-Arabî’nin değerlendirmeleri dikkat çekicidir. Kâdî Ebû Bekir İbnü’l-Arabî bu hususta şöyle demektedir:

İnsanlar için en tehlikelisi, akıllı cahiller veya hilekâr bidatçılardır. el-İmâme ve’s-Siyâse adlı kitap, sahabîlere ait hiçbir fazilet bırakmamış, tamamını yıkmıştır.” (2)

Bu ifadede özellikle dikkat çeken husus, İbnü’l-Arabî’nin söz konusu eserin tamamının gerçekten İbn Kuteybe’ye ait olduğu hususunda tereddüt taşıdığını göstermektedir. Nitekim İbn Kuteybe gibi önemli bir âlimin ilmî şahsiyeti göz önünde bulundurulduğunda, eserin ona nispeti konusunda ihtiyatlı davranılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Modern dönemde de bu nispeti reddeden araştırmacılar bulunmaktadır. Bunlardan biri olan Muhibbüddîn el-Hatîb, el-İmâme ve’s-Siyâse’nin İbn Kuteybe’ye ait olmadığını, aksine bazı kimseler tarafından onun adına uydurulmuş bir eser olduğunu ileri sürmektedir. el-Hatîb bu görüşünü iki temel gerekçeye dayandırmaktadır:

Birincisi, kitapta İbn Kuteybe’nin vefatından sonra meydana gelen bazı olaylardan söz edilmesidir. Bir müellifin ölümünden sonra gerçekleşen hadiseleri bizzat kaleme alması mümkün olmadığı için bu durum, eserin ona ait olamayacağını düşündürmektedir.

İkincisi, eserin müellifi bazı rivayetleri Mısırlı iki büyük âlimden şifahî olarak naklettiğini ifade etmektedir. Oysa İbn Kuteybe’nin hayatı incelendiğinde onun Mısır’a gitmediği ve söz konusu âlimlerden ders almadığı bilinmektedir. Bu durum da eserin onun adına sonradan uydurulmuş olabileceğini gösteren önemli bir çelişki olarak değerlendirilmiştir. (3)

Buna ilâveten, eserin mevcut haliyle İbn Kuteybe’ye ait olmadığını düşündüren bir diğer husus da onun kesin olarak kendisine ait olduğu bilinen eserlerle içerik bakımından çelişmesidir. Nitekim İbn Kuteybe’nin Tevîlü Muhtelifi'l-Hadîs adlı eserinde sahabe hakkında ortaya koyduğu yaklaşım, el-İmâme ve’s-Siyâse’de yer alan bazı değerlendirmelerle bağdaştırılamayacak derecede farklı görünmektedir.

Araştırmacılar ayrıca eserin üslubu ve tarih anlatımı bakımından da İbn Kuteybe’nin diğer eserlerinden ayrıldığını belirtmişlerdir. İbn Kuteybe’nin kesin olarak ona ait olduğu bilinen Uyunü'l-Ahbâr ve el-Maarif gibi eserlerinde görülen tarih yazımı yöntemi ile el-İmâme ve’s-Siyâse’deki anlatım tarzı arasında belirgin farklılıklar bulunduğu ifade edilmektedir. Bunun yanında eserde yer alan bazı coğrafî ve tarihî hatalar da müellifin kimliği konusunda şüphe uyandıran unsurlar arasında zikredilmektedir. (4)

Sonuç olarak gerek klasik âlimlerin ihtiyatlı yaklaşımı gerekse modern araştırmacıların ortaya koyduğu tarihî ve metodolojik problemler sebebiyle el-İmâme ve’s-Siyâse’nin İbn Kuteybe’ye nispeti önemli ölçüde tartışmalı kabul edilmektedir. Bu sebeple söz konusu eserin kullanımı sırasında hem metnin aidiyeti hem de içerdiği rivayetlerin güvenilirliği konusunda dikkatli olunması gerektiği vurgulanmaktadır.

Özetle, soruda geçen kaynağın İbn Kuteybe ed-Dineveri’ye ait olması iddiası şaibelidir. Ona ait olduğu varsayılsa bile, gerek sahabilerle ilgili iddialar gerekse soruda geçen bilgiler asla ona ait olamaz.

Dipnotlar:
1) Tathîru'l-Cenân, s. 43.
2) el-Avâsım mine'l-Kavâsım, s. 248.
3) et-Ta‘lîkât ale'l-Avâsım mine'l-Kavâsım, s. 245, 248.
4) bk. M. Bahaüddin Varol, “el-İmâme ve’s-siyâse” İsimli Eserin Müellifi İbn Kuteybe midir?, İslami Araştırmalar Dergisi, cilt: 16, Sayı: 2, Ankara 2003 s.308-321.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun