Şafii mezhebine göre sehiv secdesinin yapılışı nasıldır, sehiv secdesini gerektiren durumlar nelerdir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Namazda terk edilen (unutulan) fiiller üç şey olup bunlar; farz, sünnet veya hey'atdir.

Terkedilen farz (rükün) ise; sehiv secdesi yalnız yeterli değildir. Terkettiği o farz için zaman yakın ise, hemen yerine getirmek gerekir.

Terkedilen sünnet ise ve o sünnetten sonraki rükne girilmemişse, o sün­net yerine getirilir. Rükne girilmişse artık geri dönülmez. Namaza devam edilir. Daha sonra yanılmış olduğu için sehiv secdesi yapar.

Terkedilen hey'at ise; O'nun için herhangi bir şey yapılmaz ve sehiv secdesi de gerekmez.

Namazın rekatlarında şüpheye düşen bir kişi, kanaatin en azını nazar-ı itibare alarak namazını kılar.

Sehiv secdesi sünnettir, zamanı ise selamdan öncedir.

Sehiv secdesinin yapılışı:

Namaz kılan kişi selam vermeden önce teşehhüdde (tahiyyata oturma) bulunur, Hz. Peygambere ve aline salat okuduktan sonra, niyet ederek tıpkı namaz secdesi gibi iki secde eder.

Bu şekilde sehiv secdesi tamamlanmış olur.

ŞAFİİ MEZHEBİNE GÖRE SEHİV SECDESİNİ GEREKTİREN DURUMLAR:

Namazda kasden veya unutarak vâki olacak noksanlıkların tamamlanması ve şeytanın kahr edilmesi için sehiv ya'ni yanılma secdesi meşru' kılınmıştır. Meselâ secdede iken itmi'nan hâsıl olmadan unutarak başını kaldırırsa hemen tekrar o secdeyi iâde eder ve namazın sonunda yanılma secdesi yapar.

Bir şeyin kendisinden fazla olarak misli ile tamamlanmasına bir mâni yoktur. Nasıl ki, bir kimse Ramazan orucunu karısına kasden yaklaşarak bozduğu takdirde kefâret olarak bir köle âzad etmesi ve bundan âciz kalırsa kendisinin altmış gün oruç tutması lâzım gelmektedir.

Cenâze namazı hafiflik üzerine bina edildiğinden kendisine yanılma secdesi girmez. Bu secdeler bu ümmetin hususiyetlerindendir. Yalnız kılan için ve imâm için sünneti müekkede olup, imâmı secde eden me'mum için vâcibdir.

Yanılma secdesi namazdaki iki secde gibi, iki tane olup bu iki secde arasında döşenerek oturur ve bu secdelerden sonra ise teverrük ederek oturur. İki secde arasındaki zikir, namaz secdeleri arasındaki zikir gibidir.

Eğer kasden vâki olan bir fiilden dolayı yapılıyorsa, istiğfar etmek daha iyidir. İmâm ve yalnız kılan kimse yanılma secdesi için kalben niyet etmesi lâzımdır. Eğer niyet etmez veya lâfzan niyet ederse namazı bozulur.

Yanılma secdeleri teşehhüdden ve Peygamberimiz sallallâhu aleyhi veselleme ve Ehl-i beyte salâvattan sonra ve namazın selâmından evvel yapılır.

Kasden verilen selâmdan sonra yanılma secdesi iptal edilmiş olur.

Aynı zamanda unutarak selâm verir de, hafif iki rekat namaz kılacak kadar bir zaman geçtikten sonra hatırlarsa, gine yanılma secdesi iptal edilmiş olur. Fakat unutarak selâm verdikten sonra böyle iki rek'at kılacak kadar bir zaman geçmeden hatırlarsa, namazın ilk başlayış tekbirini almadan yeniden yanılma secdelerini yapar ve tekrar selâm verir.

Yanılma secdesinin sebepleri şunlardır:

l. Namazın cüz'ü olan sünnetlerden birisini terk etmek:

İlk teşehhüd ve kunut gibi veya bunlardan birisinde şüpheye düşmek. Meselâ, teşehhüdü okudum mu, okumadım mı diye şüphe eder ve o anda ayağa kalkmışsa tekrar teşehhüdü okumak için geriye dönüp oturmaz, devam eder ve sonunda selâmdan evvel yanılma secdesi yapar. Eğer haram olduğunu bildiği halde kasden geriye dönerek oturur ve teşehhüdü okursa namazı bozulur. Eğer unutarak veya bozulacağını bilmeyerek dönerse namazı bozulmaz.

Yanılma secdesi yapar. Bu bilmeyen kimse İslâm ülemâsının bulunduğu yerde olsa dahi mâzurdur. Çünkü bu gibi bilgiler umum halkın malûmu değildir. Eğer unutarak ayağa kalktığı zaman tamamen doğrulmamış fakat doğrulmaya oturmadan daha yakın ise, tekrar teşehhüde dönmesi câizdir. Ve sonunda da yanılma secdesi yapar. Eğer bu unutmada oturmaya daha yakın ise gine teşehhüde döner, fakat yanılma secdesi yapmaz.

Eğer kasden teşehhüdü terk ederse tamâmen ayağa kalkmamış olsa dahi teşehhüde dönmez. Ve haram olduğunu bildiği halde kasden dönerse namazı bozulur.

Bunlar yalnız kılan veya imâm olan kimse içindir.

Eğer imâma uyan bir kimse ise, teşehhüdü unutup kalktığında, imâma uymak için hemen geriye dönmesi vâcibdir. Bildiği halde kasden dönmez veya imâmdan ayrılma niyeti yapmazsa, namazı bozulur. Burda dönmenin vâcib olması unutarak kalktığına göredir.

Eğer kasden teşehhüdü okumadan kalkarsa; imâm kalkıncaya kadar dönmesi mendup olur. Bu fiillerin kasden terkedilmesi ile unutarak terkedilmesi arasındaki fark şudur: Kasden terketmede fazileti bile bile terketmiş ve başka bir farza geçmiş olup, iki farz arasında muhayyer bırakılmıştır. Birisi gitmiş olduğu farz diğeri imâmın mütâbeatıdır. Unutmada ise ecrinin daha yükseltilmesi için geriye dönmesi teayyün eder. Buna misal, yukarıda zikredildiği gibi imâmın teşehhüdü terketmeyip ona uyanın unutarak terketmesidir. Eğer imâm terkedip ona uyan terketmemişse, bu uyan kimsenin de imâmdan geriye kalması câiz değildir.

Bilerek kasden geriye kalırsa ayrılma niyeti de yapmazsa namazı bozulur. Yalnız kılan veya imâm olan bir kimse kunutu unutarak tamamen secdeye giderse, kunut için geriye dönmez sonunda yanılma secdesi yapar. Eğer bilerek kasden geriye dönerse namazı bozulur.

Kunutu unuttuğunda tamâmen sücuda gitmemiş veya rükûun en az bir kısmına vâsıl olmuşsa, geriye dönmesi câiz olup sonunda yanılma secdesi yapar.

Eğer rükûun en az bir kısmına vâsıl olmamışsa geriye döner ve yanılma secdesi yapmaz. Eğer kunutu kasden terkeder ve rüku haddine vâsıl olmuşsa geriye dönmez. Kasden haram olduğunu bilerek geriye dönerse namâzı bozulur.

Fakat imâma uyan kimse ise unutarak veya kasden terketmesi arasında fark vardır. Eğer unutarak terkeder veya imâmı işlemediği halde kendisi unutarak işlerse, imâma uymak için imâm bulunduğu hâle dönmesi vâcib olur. Bilerek kasden dönmezse namâzı bozulur.

Eğer kasden terkederse geriye imâmın bulunduğu hâle dönmesi lâzım olmayıp, dönmede, imâmı secdede beklemede veya ayrılma niyeti yapmada muhayyerdir.
Aynı zamanda imâmı okumadığı halde, ona uyan kimse kasden kunutu okursa, bunu terkederek imâmın bulunduğu hâle dönmesi lâzım değildir. İmâma birinci secdede veya iki secde arasındaki oturmada yetişeceğine kanâatı varsa, kunutu tamamlayıp imâma yetişmesi mendup olur. Eğer imâmın ancak ikinci secdeye eğilmesinden sonra yetişeceğine kanâatı varsa, o zaman ona uyan bu kimsenin kunutu terketmesi veya ayrılma niyeti yapması vâcip olur.

İmâm, birinci teşehhüdü veya kunutu terkettikten sonra tekrar geriye dönerse, ona uyan kimse dönmez. Çünkü imâm ya unutmuştur veya câhildir, arkasında olan kimse bu hatalarda ona uymaz. Veya imâm kasden yapmıştır ki namâzı bozulmuştur. Bu halde ona uyan kimse, ya ayrılma niyeti yapar veya imâmın unuttuğuna veya cehâletine hamlederek ayakta veya sücutta imâmı bekler. Eğer ona uyan kimse kasden bilerek imâmın döndüğü hâle dönerse namâzı bozulur. Fakat unutarak veya cehaletle imâmın döndüğü hâle dönerse namâzı bozulmaz.

Aynı zamanda imâm birinci teşehhüdü terkederek kalkar sonra, daha ona uyan kimse kalkmadan evvel dönerse, ona uyan kimsenin oturmakta devam etmesi haram olur. İmâmı kalktığı için o da kalkar ve imâmının geriye dönmesi ma'zuriyetine hamlederek, onu ayakta bekler veya ayrılma niyeti yapar.

Namâzın hey'etinden olan sünnetlerin kasden veya sehven terkinde yanılma secdesi yapılmaz.

2. Kaç rek'at kıldığında şüpheye düşmek;

Meselâ, üç mü kıldım dört mü kıldım diye şüpheye düşerse ve şüphesi dördüncü rek'ate kalkıncaya kadar devam ederse, en azı nazarı i'tibara alarak geriye kalanı kılar ve sonunda yanılma secdesi yapar. Çünkü bu kimse ziyadede tereddüt etmiştir. Eğer üçüncü rek'atte iken onun üçüncü olduğunu hatırlarsa, devam eder ve sonunda yanılma secdesi yapmaz.

Bir kimse kıldığı rekatların adedinde şüpheye düşerse kendi zannına ve başkasının söz ve fi'line uymaz. Fakat başkalarının îkazları teaddüd eder ve tevâtür hâline gelirse o vakit onlara uyar.

Dört rek'atlı bir namâzda unutarak dördüncü rekatten beşinci rekate kalkarsa ve daha oturmadan evvel hatırlarsa, hemen kalktığı oturuşa döner ve bu unutarak kalktığı oturuşta ilk teşehhüd olduğunu zannetmiş olsa dahi, teşehhüdü okumuşsa bu onun için kâfidir, tekrar okumaya hâcet yoktur.

Eğer beşinciye unutarak kalkıp oturduktan sonra hatırlarsa ve dördüncüde teşehhüdü okumuşsa gine bu ona kâfidir. Teşehhüdü tekrar okumaz, eğer oturmadan evvel beşinciye kalkmış olduğunu hatırlarsa ve dördüncüde teşehhüdü okumamışsa oturur ve teşehhüdü okur.

Oturduktan sonra hatırlarsa gine teşehhüd eder ve bütün bunlarda yanılma secdesi yapar.

3. Kasden yapıldığında namâzı bozan fiiller unutarak yapıldıkları takdirde yanılma secdesini îcâb ettirirler.

Fazla bir rek'at yapmak veya az bir kelâm söylemek veya az yiyip içmek veya i'tidal ile iki secde arasındaki oturma rüknü olan kısa rükünleri uzatmak gibi fiiller unutarak yapıldığında, namâzın sonunda yanılma secdesi yapmak lâzımdır. Eğer böyle fiillerin yapılıp yapılmadığında şüpheye düşerse, sonunda yanılma secdesi yapmaz, çünkü asıl olan böyle fiillerin olmamasıdır.

Fakat çok yemek içmek ve hareket etmek gibi fiiller kasden olsun veya unutarak olsun işlendiklerinde namâzı bozdukları için, sonunda yanılma secdesi yapılmaz. Yapılsa dahi namâzı bozulmaktan kurtarmaz.

4. Namâzda yapılması istenen bir okumayı kasden veya unutarak başka bir yere nakletmek;

Gerek Fâtiha gibi bir rükün olsun gerekse birinci teşehhüd ve kunut gibi namâzın cüzlerinden olan sünnetler olsun veya gerekse zammı sure gibi namâzın heyetinden olan sünnetlerden olsun hepsi müsâvidir.

Rüknün kasden veya unutarak nakledilmesi ile yanılma secdesi yapılır. Aynı zamanda cüz' sünnetlerden birinci teşehhüd de bunun gibidir. Kunut ise, bunu gene kunut niyeti ile başka yere nakletmişse sonunda yanılma secdesi yapar.

Eğer zikir kasdı ile nakletmişse yanılma secdesi yapmaz. Zammı sureden gayrı namâzın heyetinden olan sünnetleri başka yere naklettiğinde yanılma secdesi yapmaz. Fakat zammı sûreyi rüku'da veya doğrulduktan sonra okursa yanılma secdesi yapar. Fâtihadan evvel okursa secde etmez, çünkü kıyâmın içindedir. Teşehhüdden evvel Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi veselleme salavat getirilmesi aynı şekilde buna kıyas edilir.

Hülâsa Fâtiha'nın rüku'dan doğrulduktan sonra veya oturarak okunması veya ikinci teşehhüdün ayakta veya iki secde arasında okunması gibi okumaların kasden veya unutarak yerlerinin değiştirilmesi ile sonunda yanılma secdesi yapılır.

5. İmâm veya yalnız kılan bir kimse niyetten ve başlangıç tekbirinden mâada bir rüknün terkedilmesinde şüpheye düşerse ve bunun bir mislini yapmadan evvel hatırlarsa, hemen o terkettiğini yapar, aksi takdirde namâzı bozulur. Eğer onun bir mislini işledikten sonra hatırlarsa, o misli olarak işlediği onun yerine geçer ve ikisi arasındaki iptal edilmiş olur. Ya'ni o kısmı namazdan saymıyarak namâzı tamamlar ve her iki halde de yanılma secdesini yapar. İmâma uyan kimse ise bir rükün terkettiğine dair selâmdan evvel şüpheye düşerse imâmı selâm verdikten sonra kalkar bir rek'at kılar ve yanılma secdesi yapmaz.

Eğer selâm verdikten sonra böyle bir şüphe gelirse kalkar bir rek'at kılar ve sonunda yanılma secdesi yapar. Çünkü şüphesi imâmdan ayrıldıktan sonra vâki olmuştur.
Selâmdan sonraki bu halde şu şartlar vardır. Selâmdan sonraki fâsılanın örfen fazla uzamaması, af edilenden gayrı necâsetin isâbet etmemesi, altı kelimeden fazla konuşmamış olması, ve ameli kesîr yapmamış olması lâzımdır. Aksi takdirde bütün namâzını yeniden kılar.

Niyetde veya başlangıç tekbirinde şüpheye düşerse ve en az olan bir itmi'nan mikdârı geçinceye kadar hatırlamazsa yeniden namâza başlar. Çünkü şüphesi namâzın bağlanmasında olup asıl olan onun yokluğudur.

Eğer selâm vermeden ve en az bir itmi'nan mikdârı geçmeden evvel yaptığını hâtırlarsa, ondan evvel kıldığı kendisine sayılır ve geriye kalanı bunun üzerine bina eder.
Eğer şüphesi selâmdan sonra olursa gine zarar verir yeniden kılması lâzımdır. Selâmdan sonra olan bu şüphe niyetten veya başlangıç tekbirinden gayrı şeylerde olursa bir te'siri yoktur. Çünkü selâmla namâz tamamlanmışdır.

İmâma rüku'da uyan bir kimse, onunla beraber rükûa ulaştım mı, diye şüpheye düşerse o rek'at kendisine sayılmaz. Çünkü asıl olan ulaşmamaktır. Bu reka'tı selâmdan sonra tamamlar ve yanılma secdesi yapar. Çünkü ziyade olması ihtimâli olan bir rek'at kılmıştır. İmâma sonradan ulaşan yani mesbuk olan bir kimse unutarak imamla beraber selâm verirse ve hemen hatırlarsa devam ederek kıldığı mikdar üzerine bina eder ve sonunda yanılma secdesi yapar. Çünkü unutma imâmdan ayrıldıktan sonra vukua gelmiştir.

Mesbuk olan bir kimse, imâm yanılma secdesi yaparsa o da onunla beraber yapması vâcibdir. Ve kendi namâzını bitirdikten sonra da yanılma secdesi yapması mendup olur.

Aynı şekilde kendisi yalnız başına kıldıktan sonra kendisine iktida eden (uyan) olursa o da onunla beraber yanılma secdesi yapması vâcip olup, kendi namazının sonunda da yanılma secdesi yapması medup olur.

Namâz kılan bir kimse yanılma secdesini icâb ettiren bir şey yapar da yanılma secdesi yaptım mı yapmadım mı diye şüpheye düşerse, yanılma secdesi yapar. Çünkü asıl olan sücudun olmamasıdır.

Eğer yanılma secdesi için bir mi iki mi secde ettim, diye şüpheye düşerse bir tane daha secde eder.7

Namâz kılan bir kimse namâzda bir unutmanın yapıldığını zannederek yanılma secdesi yapar da sonra böyle bir yanılmanın olmadığı tebeyyün ederse, ziyâde olan ilk yanılma secdesi için tekrar yanılma secdesi yapar.

Kısaltılmış bir nâmazın sonunda yanılma secdesi yapar da sonra bu namâzı tamamlama lüzumu hâsıl olursa, namâzı tamamladıktan sonra ikinci defa olarak yanılma secdesi yapar.

İmâm unutarak selâm vermesi üzerine ona uyan kimse de selâm verdikten sonra imâm tekrar namaza girerek, salâvâtı okuyup, tekrar selâm verdiğinde ona uyan (bundan evvel selâm vermiştiniz) ikâzına karşı imâm cevâben (Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi veselleme salâvatı unutmuştum) derse Her ikisinin de namâzı bozulmamıştır. Çünkü imâmın konuşması ikinci selâmdan sonradır. Ona uyan kimsenin de konuşması azdır. Fakat bu kimse hemen yanılma secdesi yapar çünkü ilk selâmla imâmdan ayrıldığı için kendisine de sirâyet eden hatayı, imâm yüklenemez.

Yalnız bir kimseden bir unutma husule gelir de sonra bu hâli ile bir imâma iktida ederse imâm onun hatasını yüklenmez ya'ni namâzın sonunda yanılma secdesi yapar. veya açıktan okumada unutma ve hatalar hâsıl olursa, bunları imâm yüklenir. Ve kendisine yanılma secdesi lâzım olmayıp sevabı da eksilmez.

Fakat imâm yüklenmeye ehil bir kimse değilse meselâ abdestsiz veya gizli necâseti muhtevi imişse, ona uyan kimsenin unutma veya başka şeylerini yüklenemez.
imâm namâzı bitirdikten sonra abdestsiz olduğu veya kendisinde gizli bir necâset bulunduğunu hatırlarsa ve kendisine uyan kimsenin Fâtiha'yı bitirmeden rükûa gittiğini ya'ni onun bir rek'atını yüklendiğini bilirse, ona uyan kimsenin namazını iâde etmesi için ona vaz'iyeti bildirmesi lâzımdır. Fakat bu, arada uzun bir fâsıla geçtiğine göredir. Böyle bir fâsıla geçmemişse kendisine haber verildikten sonra hiç ara vermeden kalkar bir rek'at kılar ve sonunda yanılma secdesi yapar.

İmâma sonradan yetişen bir kimse imâmın selâm verdiğini zannederek ayağa kalkar da, imâmın selâm vermediği anlaşılırsa velevki artık imâm selâm vermiş olsa dahi, onun gine oturup sonra kalkması teayyün eder. Burada ayrılma niyeti ve sonra da yanılma secdesi yapmaz. Çünkü unutma ona uyma halinde vâki olmuştur.

İmama uyan kimse imamın selam verdiğini zannederek selam verir, sonra da selam vermemiş olduğunu tebeyyün ederse, uyan kimsenin selamını tekrar iade etmesi lâzımdır. Ve sonra da yanılma secdesi yapmaz. Çünkü unutma uyma zamanında vaki olmuştur.

İmâma uyan kimse imâmın, başını secdeden kaldırdığını zannederek başını kaldırır ve ikinci secdede olduğunu zannederek ikinci secdeye gittikten sonra imâmın daha birincide olduğu tebeyyün ederse, ona uyan kimsenin yapmış olduğu iki secde arasındaki oturuş ve ikinci secde sayılmaz, hemen imâmının bulunduğu hâle uyar, onunla beraber oturur ve onunla ikinci secdeyi yapar. Ve yanılma secdesi yapmaz. Çünkü unutma uyma zamanında hâsıl olmuştur.

Namaz kılan bir kimse son rek'atte ikinci secdeyi unutur da selâm vermeden evvel aklına gelirse, o secdeyi yapar ve yanılma secdesi yapmaz.

Namâz kılan bir kimse selâmı unutarak terkeder ve uzun bir müddet geçse dahi bulunduğu yerden başka yere geçmemişse, selâmı verir ve yanılma secdesi yapmaz.

Not:

Hanefi imâmı arkasında kılan bir Şâfiî'nin sabah ve diğer namazlarda yanılma secdesi yapması sünnetdir.

Çünkü Hanefî mezhebinden olan bir şahıs sabahleyin kunut duâsını okumaz ve diğer namâzlarda da ilk teşehhüdte Peygamberimiz sallal'âhu aleyhi veselleme salâvat getirmez, hattâ getirse kendi mezhebine göre yanılma secdesi yapması lâzımdır. Şâfiîye göre ise bunların terkinde yanılma secdesi yapıldığından imâmın selâmından sonra Şâfiî muktedinin yanılma secdesi yapması sünnetdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
34692 kez okundu

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.