Peygamber cennetten yer verebilir mi?

Tarih: 01.02.2015 - 01:20 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ulema, Peygamber Efendimiz -sallallahü aleyhi ve sellem-'in hasletlerini sıralarken, onun cennetten yer verebilme yetkisinden bahsetmektedir. Bu hususiyeti Zerkânî, "Mevâhibü'l-Ledünniye" şerhinde, Suyûtî ve Kastallani de kendi eserlerinde zikretmişlerdir.
- Cennetten bir yere sahip olmanın, sadece Allah’ın izin verdiği tevhid ehli için söz konusu olabileceğini herkes iyi bilmektedir. Böyle olmasına rağmen, Allah’ın Peygamberimize vahyederek kimin cennete gireceğini bildirmesi ya da onu böyle bir görevle görevlendirmesi ile cennetten yer verebilmesi pek tabi mümkündür. Zaten Peygamberimiz -sallallahü aleyhi ve sellem-: "Ben sadece taksim ederim gerçekte veren Allah'tır." diyerek buna işaret etmişlerdir. (Düzeltilmesi Gereken Kavramlar, Seyyid Muhammed Alevi-el Maliki, sayfa 214)
- Eserde buna dair bir çok hadis nakletmişler burada yazmadım..

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Soru şekli biraz gariptir. “Peygamberimiz cennetten yer verebilir mi?” Bu ifadeden ilk anlaşılan şey Hz. Peygamber (asm) cennete giden bazı kimselere özel bazı yerler tahsis edebilir. Halbuki, bu konuda asıl gereken soru: “Peygamberimiz insanlara cennet vadedebilir mi?” şeklinde olmalıdır ki, bu hadislerdeki ifadelere de uygundur. Bu sebeple biz, düzelttiğimiz şekildeki bu soruya cevap vereceğiz:

- Hz. Peygamber (asm) özellikle bu gibi konularda Allah’ın bildirmediği hiçbir şey söylemez, söyleyemez. Çünkü, kimin cennete girip girmeyeceği gaybi bir meseledir. Bu konudaki haberler birkaç açıdan değerlendirilebilir.

a) Hz. Peygamber (asm) Kur’an’da verilen, hatta diğer insanların göremediği ince işaretlerinden sezdiği bilgiler doğrultusunda, belli şahıslar hakkında değil de cennete götürecek değerler bakımından cennet müjdesini verebilir ve vermiştir.

Bu konuya birkaç misali şöyle verebiliriz:

1) Adamın biri hangi amel işlediği takdirde cehennemden kurtulup cennete gideceğini sordu. Peygamberimiz: “Allah’a ibadet edeceksin, namazı kılarsın, zekâtı verirsin ve sıla-i rahim yaparsın...” diye cevap verdi. Adam oradan ayrılıp gidince, Peygamberimiz: “Bu emredilen şeyleri yaparsa cennete girer.” buyurdu. (bk. Müslim, İman, 14)

2) Adamın biri, Hz. Peygamber (asm)'e İslam dininin emrettiği farzları sordu. Peygamberimiz de bunların “Beş vakit namaz kılmak, bir ay oruç tutmak ve zekât vermek olduğunu” bildirdi. Bu cevabı alan adam, oradan ayrılıp giderken “Vallahi ben bunları yaparım ve bundan öte ne fazla ne de eksik bir şey yapmam.” diyordu. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Eğer sözünde doğru ise/durursa kesin kurtulmuştur.” buyurdu. (Müslim, İman, 8)

3) Hz. Osman’dan nakledildiğine göre, Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu: “Kim Allah’tan başka ilah olmadığını bildiği bir halde ölürse cennete girer.” (Müslim, İman, 43)

Not: Bu gibi hadislerden anlaşılan: “İmanla kabre giren kimse cennete girer. Şayet günahlarından ötürü cehenneme girse bile, en son yine cennete girer.”

- Bu gibi hadislerde verilen cennet müjdesi, hususi bir vahiy veya ilhamdan kaynaklanmamışsa, Hz. peygamberimizin bunları Kur’an’dan anlamış olduğu söz konusudur. Çünkü verilen cennet müjdesi doğrudan ilgili şahıslara değil, Kur’an’da belirtilen ilgili değer ölçülerinedir.

Kastallani’nin Mevahib’de yer alan şu ifadesi konumuza ışık tutmaktadır:

“Cennet inşallah bizim iktaımızdır (asıl sahibi olan Allah tarafından bize tahsis edilmiş bir yurttur). Bu ikta’ Hz. Cebrail tarafından Peygamberimize ulaştırılan bir menşurdur/fermandır. O ferman da şudur:

“(Resulüm!) İman edip salih amel işleyenleri, müjdele! Onlar için zemininden ırmaklar akan cennetler vardır.” (Bakara, 2/25)

- “İkta’” kavramı, Osmanlı dönemi dahil İslam devletlerinde kullanılan bir sistemdir. Arazinin mülkiyeti devlete ait olup tasarruf hakkı vatandaşlara verilen bir sistemin adıdır. Müellif, bu ıstılahı kullanmıştır. Bunu iyi anlamak gerekir. Yoksa bundan hareketle “Peygamberimiz cennetten yer verebilir...” ifadesini kullanmak doğru değildir.

b) Hz. Peygamber (asm)'in doğrudan şahıslara verdiği cennet müjdeleri:

Bu konuda en meşhur olan “Aşare-i Mübeşşere” (Cennetle müjdelenen on kişinin) durumudur. Bunlara verilen müjde doğrudan şahıslarına ait gaybi bir haberdir.

Hz. Said b. Zeyd anlatıyor: Resulullah şöyle buyurdu:

“On kişi cennettedir/cennetliktir: Ebu Bekir cennetliktir, Ömer cennetliktir,  Osman cennetliktir, Ali cennetliktir, Zübeyr cennetliktir, Talha cennetliktir, Abdurrahman (b. Avf) cennetliktir, Ebu Ubeyde (b. Cerrah) cennetliktir, Sad b. Ebi Vakksa cennetliktir.”

Said b. Zeyd onuncusunu söylemeyince, oradakiler ısrar ettiler. Bunun üzerine onun da kendisi olduğunu söyledi. (bk. Tirmizi, Menakıb, 26, h. no:3748; Ebu Davud,es-Sünne,9, h.no:4649)

- Bu on kişinin hayatları boyunca İslam’ın emir ve yasakları çerçevesinde hareket etmeleri, İslam dinini en zirvede yaşamaları ve aynı hâl üzere ölmelerini gerektirir. Bunlardan biri bu hallerin dışına çıksa, bu gaybi haber tekzip edilmiş olur ki, bu husus İslam’ı temelden dinamitleme anlamına gelir.

Bu sebeple, Hz. Peygamber (asm)'in bu haberi kesin olarak Allah’tan öğrenmesi söz konusudur. Yoksa böyle bir riske girmek akıl ve mantıkla bağdaşmaz. İnsanların en akıllısı olan Hz. Peygamber (asm)'in böyle bir riske girmesi ise elbette düşünülemez.

Demek ki, bu haberi Rabbinden almış ve pervasız bildirmiştir. Bu da İslam dininin ne kadar doğru ve Allah’ın hak dini olduğunu -bu on kişinin hayatları ve mematlarıyla- göstermiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun