Öğleyin kıyafetlerinizi çıkardığınızda… (Nur, 24/58) ayetini bugün nasıl anlamalıyız?

Tarih: 27.11.2015 - 09:06 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Nur Suresi 58.Ayette öğleyin kıyafetlerinizi çıkardığınızda buyuruluyor. Ama günümüz insanı öğlen kıyafetini çıkarmıyor. Bu ayeti nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ayetin meali şöyledir:

“Ey iman edenler! Elinizin altındaki hizmetçilerle içinizden henüz ergenlik çağına gelmemiş olanlar yanınıza gelmek için sizden üç vakitte izin alsınlar. Sabah namazından önce, öğle sıcağından dolayı (istirahata çekilirken) elbisenizi çıkardığınızda ve yatsı namazından sonra. Bunlar, örtülmesi gereken yerlerinizin açık bulunabileceği üç vakittir. Bunlar dışında ne size ne de onlara bir sakınca vardır. Bunlar sıkça yanınıza girip çıkan, birbirinizle iç içe olduğunuz kimselerdir. Allah size ayetleri işte böyle açıklar, Allah her şeyi bilir, yerli yerinde yapar.” (Nur, 24/58)

Burada evin çocuklarıyla hizmetçilerin, diğer aile fertlerinin odalarına ve özel mekanlarına girip çıkarken nasıl davranacaklarına dair açıklamalar yapılmaktadır.

Kolaylık, İslam’ın ilkelerinden biridir; dini, ahlaki ve hukuki ilkeleri ihlal söz konusu olmadığı sürece müminler, kendilerine kolay gelen uygulamaları tercih edebileceklerdir. İffetin korunması bir ilkedir, bunun için örtünmek, cinselliği sergilememek bir araçtır. Bu ilke ile kolaylık ilkesi çatıştığında ikincisinden, ancak zorunlu olduğu ölçüde fedakarlık edilmesi istenmiş, örtünmenin amacını ortadan kaldırmayan kolaylıklara izin verilmiştir:

“Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır.”

“Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Açıkta kalanlardan başka süslerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları, hizmetlerinde bulunan köleler ve cariyeler, cinsel arzusu bulunmayan erkekler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah'a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz!” (Nur, 24/30-31)

Burada bir başka örnek, “Bunlar sıkça yanınıza girip çıkan, birbirinizle ilişki içinde olduğunuz kimselerdir.” gerekçesiyle açıklanmaktadır.

Köle, cariye, hizmetçi gibi devamlı evde olan ve hizmet gerektirdiği için evin hanımı ve beyi ile birlikte yaşayan kimselerle henüz ergenlik çağına gelmediği için daha ziyade evde, ana babanın yanında bulunan çocukların, birbirlerinin yanına girip çıkarken, üç vakit dışında izin almalarına gerek görülmemektedir. Bu üç vakitte karı koca veya özel mekanında bulunan diğer ev sakinleri, 30-31. ayetlerde ve tefsirinde açıklanan, “hizmetçiler ve mahremlere mahsus istisnaları aşacak şekilde” soyunabilecekleri için, yanlarına gelmek isteyen küçük çocuklar ve hizmetçilerin izin almaları emredilmiştir.

İbn Abbas’ın, bu ayeti açıklarken hükmün devamlı olup olmadığına dair ifadesi ve buna karşı iki önemli fıkıhçının tavrı, günümüzde tartışılan “tarihsellik” problemi bakımından önem taşımaktadır.

İbn Abbas’a göre bu ayet geldiğinde müminler yokluk içindeydiler, evlerinde ne kapı vardı ne perde ne de bölme... Çocuklar ve hizmetçiler, anılan üç vakitte karı kocanın üstlerine geldiklerinde onları uygunsuz vaziyetlerde görebiliyorlardı. Bunun için eve girerken izin almaları emredildi. Sonra Allah müminlerin imkanlarını arttırdı, şimdi kapıları da var perdeleri de bu sebeple kimse bu ayeti uygulamıyor. (Ebu Bekir İbnü’l-Arabi, III, 1396)

İbnü’l-Arabi, İbn Abbas’ın bu yorumunu ayetin neshedildiğini söylemek gibi anlamış ve “Öncelik sonralık, iki hükmün çelişmesi gibi şartlar olmadığına göre burada neshe hükmedilemez” diyerek yoruma katılmadığını ifade etmiştir.

Güçlü bir Hanefi fıkıhçısı olan Cessas ise şöyle demektedir:

“İbn Abbas’ın nakline göre bu ayetteki izin alma emri bir sebebe (tarihi bir duruma, uygulamaya) bağlıdır, sebep ortadan kalkınca hüküm de kalkmıştır. Onun sözlerinden anlaşılan, ayetin hükmünün devamlı olarak kaldırıldığı (mensuh olduğu) değil, uygulamanın sebep ve şarta bağlı bulunduğudur; aynı sebep yeniden bulunsa hüküm de uygulanır.” (Ahkâmu'l-Kur'an, III, 330)

Sonuç olarak denilebilir ki: Söz konusu ayet-i kerime, indiği dönemdeki insanların günlük yaşantılarındaki bir uygulamaya işaret etmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken durum, insanların özellikle de karı kocanın istirahat ettikleri zaman diliminde, izinsiz olarak yanlarına girilmemesidir. Bu da her zaman ve her yerde geçerli olan bir hükümdür.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun

BENZER SORULAR