Sıtmaya tutulan nehirde yıkanınca şifa bulur mu?

Tarih: 05.10.2026 - 07:33 | Güncelleme:

Soru Detayı

Sıtmaya karşı nehirde yıkanılması hadisi tıbbi açıdan nasıl açıklanır? Bir hadis meali; Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Biriniz sıtma hastalığına yakalanırsa iyi bilin ki sıtma ateşten bir parçadır. Onu su ile söndürsün, Sabah namazından sonra güneş doğmazdan önce bir nehir veya bir akarsuya girsin, suyun akışına karşı dursun ve “Allah’ın ismiyle, Allah’ım kuluna şifa ver, Peygamberini doğrula desin, O akarsuya üç kere dalsın üç seferde iyileşmezse beş, yedi, dokuz sefer o suya dalsın. Allah’ın izniyle dokuza varmadan geçer.” Bu durum vücuttaki damarların büzülüp sıcak havayı hapsedip ateşin yükselmesine neden oluyormuş diye okudum çünkü günün soğuk zamanı soğuk suya girme durumu var. Efendimiz (s.a.v) den bu tavsiyeyi nesheden bir sözü ya da başka bir tavsiyesi olmasa bile bu tavsiye hususi (belirli zaman ve kişiler için) olma ihtimali var mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Humma, klasik kullanımda yalnızca belirli bir hastalığın adı değil, ateşlenme ve vücutta ortaya çıkan yüksek hararet hâlini ifade eden geniş bir kavramdır. Yüksek ateş, özellikle uzun süre devam ettiğinde vücut üzerinde istenmeyen etkilere yol açabileceğinden, ateşi düşürmeye ve hastanın hararetini hafifletmeye yönelik tedbirler önem taşır.

Günümüzde de ateşli hastalıklarda, uygun durumlarda hastanın serinletilmesi ve ateşin kontrol altında tutulması destekleyici tedbirler arasında değerlendirilmektedir.

Bu açıdan Resulullah aleyhissalatü vesselamın, “Humma cehennem ateşinin hararetindendir; onu su ile serinletiniz” buyurmasını, hummanın meydana getirdiği şiddetli hararete karşı suyla serinlemeye dikkat çeken bir tavsiye olarak anlamak mümkündür.

Böylece hadis, hastalığın asıl sebebine yönelik bir tedavi yöntemi tarif etmekten ziyade, yüksek ateşin meydana getirebileceği sıkıntı ve zararı azaltmaya yönelik bir tedbire de işaret ediyor olabilir.

Hadiste belirtilen, akarsuya girerek suyun akışına karşı durma uygulaması, vücudu serinletirken aynı zamanda kişinin ruhsal olarak da rahatlamasına yardımcı olabilir.

Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince:

Bu konuda bazı hadis-i şerifler vardır. Soruda geçen şekliyle rivayet şöyledir:

“Biriniz humma hastalığına yakalanırsa iyi bilin ki humma ateşten bir parçadır. Onu su ile söndürsün, Sabah namazından sonra güneş doğmazdan önce bir nehir veya bir akarsuya girsin, suyun akışına karşı dursun ve “Allah’ın adıyla, Allah’ım kuluna şifa ver, Peygamberini doğrula” desin, o akarsuya üç kere dalsın üç seferde iyileşmezse beş, yedi, dokuz sefer o suya dalsın. Allah’ın izniyle dokuza varmadan geçer.” (Tirmizi, Tıb, 33)

Tirmizî: Bu hadis gariptir, demiştir. (Tirmizi, a.y.)

Ayrıca, “Humma, cehennem ateşindendir. Onu su ile serinletiniz.” anlamında daha kısa sahih hadisler de var. (Buhârî, Tıb, 28; Müslim, Selam, 78-84)

Humma, ateşli hastalıklar için kullanılan geniş bir tabirdir. Günümüzde “sıtma” denildiğinde çoğunlukla malarya hastalığı anlaşılmakla birlikte, klasik hadis metinlerindeki humma kelimesini doğrudan modern tıptaki malarya hastalığıyla özdeşleştirmek doğru olmayabilir. Hadislerde humma, yüksek ateş ve hararetle seyreden çeşitli hastalıkları ifade edebilmektedir.

Resulullah aleyhissalatü vesselam hummanın şiddetli hararetini cehennem ateşine benzetmiş ve bu ateşin su ile serinletilmesini tavsiye etmiştir. Buradaki ifade, hastanın çektiği yüksek ateşin yakıcılığını ve şiddetini anlatan bir benzetme olarak anlaşılabileceği gibi, bazı âlimler tarafından daha farklı anlamlarda da yorumlanmıştır.

Bu sebeple hadisin “cehennem ateşinin bir parçası” ifadesini yalnızca modern tıp açısından açıklamaya çalışmak doğru değildir.

Nitekim Resulullah aleyhissalatü vesselam başka bir hadisinde de öğle namazını sıcağın şiddetli olduğu vakitten biraz sonraya bırakmayı tavsiye ederken: “Sıcaklığın şiddeti cehennem ateşinin hararetindendir.” buyurmuştur. (Buhârî, Bedü’l-halk, 10)

Bu hadisler, sıcaklık ve hararetin insanlara cehennem ateşini hatırlatması yönüyle de anlaşılmıştır.

Su ile Serinletme Nasıl Anlaşılmalıdır?

Hadiste geçen “onu su ile serinletiniz” ifadesi, yüksek ateş sebebiyle meydana gelen harareti hafifletmeye yönelik bir tavsiye olarak anlaşılabilir. Nitekim Hz. Aişe radıyallahu anhâdan nakledilen bazı rivayetlerde, Resulullah (asm)’ın humma sırasında üzerine su dökülmesini istediği aktarılmaktadır. Hz. Aişe’nin kız kardeşi Esma bint Ebû Bekir radıyallahu anhümâ hakkında da, hummaya yakalanan kimselerin üzerine su döktüğüne dair rivayetler bulunmaktadır.

Bu uygulamanın amacı, günümüz tıbbındaki anlamıyla hastalığın sebebini ortadan kaldırmak değil, yüksek ateşin ve hararetin meydana getirdiği sıkıntıyı hafifletmek olarak değerlendirilebilir.

Nehirde Yıkanmayı Bildiren Rivayet

Tirmizi’den aktardığımız ve soruda da geçen hadiste ise, humma ile ilgili daha ayrıntılı bir rivayette, hastanın sabah namazından sonra güneş doğmadan önce bir nehir veya akarsuya girmesi, suyun akışına karşı durması ve Allah’tan şifa dilemesi; üç defa dalması, şifa bulmazsa bunu beş, yedi veya dokuz defaya kadar sürdürmesi anlatılmaktadır. (Tirmizî, Tıb, 33)

Bu rivayeti, bütün humma hastaları için her dönemde uygulanması gereken evrensel bir tıbbi tedavi protokolü şeklinde değerlendirmek isabetli olmayabilir. Rivayette belirli bir zamanın, belirli bir suyun ve belirli bir uygulamanın zikredilmesi, bunun belirli bir şart veya kişiye yönelik olabileceği ihtimalini de düşündürmektedir.

Ancak yalnızca günümüz tıbbında bu yöntemin standart bir tedavi olarak kullanılmamasından hareketle rivayetin neshedildiğini söylemek de doğru değildir. Nesih iddiası için ayrıca bunu gösteren güvenilir bir delil bulunması gerekir.

Hadisin Tıbbi Açıdan Değerlendirilmesi

Günümüzde yüksek ateşin tedavisinde öncelikle ateşe yol açan hastalığın tespit edilmesi ve gerekli tedavinin uygulanması esastır. Malarya gibi paraziter enfeksiyonlarda ise uygun antimalaryal ilaçlar gerekir. Su ile serinleme, hastanın ateşe bağlı rahatsızlığını geçici olarak azaltabilir; ancak enfeksiyonun asıl sebebini ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle hadisteki tavsiyeyi, “su tek başına hastalığı tedavi eder” şeklinde anlamak yerine, hastanın yüksek ateş ve hararet sebebiyle yaşadığı sıkıntının suyla hafifletilmesine yönelik bir tavsiye olarak değerlendirmek daha uygun görünmektedir.

“Cehennem Ateşinden Bir Parçadır” İfadesi

“Cehennem ateşindendir” ifadesi konusunda alimlerin farklı yorumları bulunmaktadır. Bir kısım alimler bunu, hummanın yakıcı ve kavurucu oluşunu anlatan bir benzetme olarak değerlendirmiştir. Başka bazı alimler ise hadisin lafzını daha hakiki bir anlamda ele almış ve hummadaki hararet ile cehennem ateşi arasında Allah’ın bilgisine bırakılması gereken bir bağlantı bulunduğunu ifade etmişlerdir.

Her iki durumda da hadisin temel mesajlarından biri, insanın hastalık ve sıkıntı karşısında Allah’ı hatırlaması ve şifanın O’nun izniyle olduğunu bilmesidir.

Hadisten Çıkarılabilecek Dersler

- Humma, insanı yüksek ateş ve şiddetli hararet sebebiyle ciddi şekilde zorlayan bir hastalık hâlidir.

- Resulullah (asm) hummanın yakıcı hararetini cehennem ateşine nispet etmiş ve onun su ile serinletilmesini tavsiye etmiştir.

- Su ile serinletme, hastanın yüksek ateşe bağlı sıkıntısını hafifletmeye yönelik anlaşılabilir.

- Hadisteki su tavsiyesini, günümüz tıbbında doğrulanmamış belirli bir fizyolojik mekanizmaya bağlamak doğru değildir.

- “Humma” kelimesini doğrudan günümüzdeki yalnızca malarya (sıtma) hastalığıyla özdeşleştirmek de doğru olmayabilir.

- Nehirde yıkanmayı anlatan Tirmizî rivayetinin, belirli bir kişi veya şartla ilgili olma ihtimali ayrıca değerlendirilebilir; ancak bunu kesin olarak hususi kabul etmek veya neshedildiğini söylemek için ayrıca delil gerekir.

- Nihayetinde şifa, sebeplere başvurmakla birlikte Allah Teâlâ’nın izniyledir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun