Cross-dressing (karşı cinsin giysilerini) giymek günah mı?
Değerli kardeşimiz,
İslam dininde erkeklerin kadın kıyafeti giymesi veya kadınların erkek kıyafeti giymesi (karşı cinsin kılık kıyafetine bürünmesi) caiz görülmeyip yasaklanmıştır.
İslam hukukunda temel amaçlardan biri neslin, ailenin, mahremiyetin ve namusun korunmasıdır. Bu çerçevede kadın ve erkeğin cinsiyet farklılıklarının korunması ve aile yapısının muhafaza edilmesi önemsenir.
Bu nedenle, karşı cinse özenmek ve onun kendisine özgü kıyafetlerini bilinçli olarak giymek, özellikle niyet ve toplumdaki algıyla karşı cinse benzeme amacı taşıyorsa, İslam hukukunda hoş görülmez.
Ancak kıyafetlerin her toplumda aynı şekilde kadın veya erkeğe özgü olmadığı; örf, niyet ve toplumsal algının dikkate alınması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Kısaca, İslam cinsiyet farklılığını, mahremiyeti ve aileyi korumayı amaçlar; karşı cinse bilinçli şekilde benzeme ve cinsiyet farklılıklarını ortadan kaldırma eğilimini ise uygun görmez.
İslam açısından esas olan, tesettür ve edep sınırlarına uymak, kadın ve erkek arasındaki cinsiyet farkını kasıtlı olarak ortadan kaldırmamak ve başkalarına özgü sembol ve kıyafetleri taklit etmemektir.
Bunun dışında, örf, ihtiyaç, zaman ve mekâna göre değişen kıyafetler giyilebilir.
Bu kısa bilgiden sonra, detaya gelince:
İslam’da kadın ve erkeğin birbirine bilinçli olarak benzemeye çalışması, özellikle de karşı cinse özgü kabul edilen kıyafetleri giyerek veya o cinse ait belirgin özellikleri taklit ederek karşı cinse benzemesi yasaklanmıştır.
Hz. Peygamber (asm) Efendimizin, erkeklerden kadınlara, kadınlardan erkeklere benzemeye çalışanları kınadığına dair sahih hadisler bulunmaktadır:
“Allah resulü erkeklerden kadınlara benzeyenleri ve kadınlardan erkeklere benzeyenleri lanetlemiştir.” (Buhari, Libâs, 61)
Hz. İbn Abbas’tan gelen diğer rivayette: “Hz. Peygamber erkeklerden kadınlaşanları ve kadınlardan erkekleşenleri lanetlemiş ve onları evlerinizden uzaklaştırın buyurmuştur” (Buhari, Libâs, 62)
Hz. Ebu Hureyre’den gelen rivayette; “Allah resulü kadın elbisesi giyen erkeği ve erkek elbisesi giyen kadını lanetlemiştir,” (Ebu Davud, Libâs, 29)
Medine’de ellerini ve ayaklarını boyayarak kadın gibi davranan bir kişi Hz. Peygamber tarafından sürgüne gönderilmiştir. (Ebu Davud, Edeb, 61)
Rivayetlerde lanetlenen kişiler, özentiyle, kendi kasıt ve iradeleriyle hal, tavır ve hareketlerinde, giyim ve kuşamında karşı cinse benzemeye çalışan kişilerdir. (bk. Aynî, Umdetü’l-kârî, 22/42)
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Her iki cins tarafından da giyilebilen bir kıyafeti giymek, tek başına karşı cinse benzeme sayılmaz. Çünkü bir kıyafetin kadın veya erkek kıyafeti olarak kabul edilmesi büyük ölçüde örf ve toplumdaki yaygın kullanımla belirlenir.
Peki bir erkek kadın kıyafeti, bir kadın erkek kıyafeti giyerse?
Eğer kıyafet toplumda açıkça karşı cinse özgü kabul ediliyor ve kişi de bilerek karşı cinse benzemek amacıyla o kıyafeti giyiyorsa, bu davranış hadislerde yasaklanan teşebbüh kapsamına girer ve caiz değildir.
Fakat kıyafet her iki cins tarafından da kullanılıyorsa veya toplumdaki örfte artık belirli bir cinse ait kabul edilmiyorsa, sırf kıyafetin şeklinin diğer cinste de bulunması tek başına haram olduğu anlamına gelmez. İslam hukukunda kıyafet konusunda örfün ve toplumdaki yaygın kabulün dikkate alınmasının sebeplerinden biri de budur.
Örneğin bugün kadınların ve erkeklerin her ikisinin de giydiği pantolon, gömlek, mont, ceket ve benzeri kıyafetleri sırf diğer cins de giyiyor diye “cross-dressing” kabul etmek doğru olmaz. Aynı şekilde bazı toplumlarda her iki cinsin de kullandığı uzun elbise, şalvar veya benzeri kıyafetler de bu kapsamda değerlendirilmez.
Niyet de önemlidir
Burada niyet önemli bir unsurdur, fakat tek ölçü değildir.
Bir insan karşı cinse ait olduğu açıkça bilinen bir kıyafeti özellikle karşı cinse benzemek, onun kimliğini taklit etmek veya bu benzerliği ortaya koymak amacıyla giyiyorsa mesele daha açıktır.
Buna karşılık kişi bir kıyafeti sadece rahatlık, ihtiyaç, iş, hava şartları veya başka makul bir sebeple giyiyor ve o kıyafet de toplumda artık belirgin şekilde karşı cinse özgü kabul edilmiyorsa, bunu otomatik olarak karşı cinse benzeme şeklinde değerlendirmek doğru değildir.
Bu sebeple kıyafetin kendisi, niyet ve örf birlikte değerlendirilmelidir.
Demek ki, bir erkek, toplumda açıkça kadınlara özgü kabul edilen bir kıyafeti kadınlara benzemek amacıyla giyerse veya bir kadın erkeklere özgü kabul edilen bir kıyafeti erkeklere benzemek amacıyla giyerse, bu İslam’daki karşı cinse benzeme yasağı kapsamına girer ve caiz değildir.
Fakat her iki cinsin ortak kullandığı kıyafetler veya zaman ve mekâna göre cinsiyete özgü kabul edilmeyen kıyafetler bu hükme otomatik olarak girmez.
Bu nedenle meseleye “Kadın kıyafeti/erkek kıyafeti” etiketinden ziyade; örf, kıyafetin gerçekten hangi cinse özgü olduğu ve kişinin karşı cinse benzeme kastı açısından bakmak gerekir.
Burada ayrıca önemli bir nokta şudur:
Bir kişinin böyle bir davranışta bulunması, onun bütün şahsiyetinin kötü veya değersiz olduğu anlamına gelmez. Günah olarak değerlendirilen şey, kişinin belirli bir fiilidir. İnsanları aşağılamak, dışlamak veya hakaret etmek ise ayrı bir meseledir. Dinî bir hükmü açıklamakla kişiyi küçük düşürmek birbirinden ayrılmalıdır.
Allah’ın yasakladığı şey, sırf bir kıyafetin diğer cinste de bulunması değil; karşı cinse özgü olduğu kabul edilen özelliklerde bilinçli olarak karşı cinse benzemeye çalışmaktır. Bu sebeple her “cross-dressing” ifadesini aynı hüküm altında değerlendirmek doğru değildir.
Sonuç
İslam hukukunda kadın ve erkek arasındaki cinsiyet farklarının korunması, aile yapısının sağlam tutulması ve gelecek nesillerin güvenli ve ahlaklı bir ortamda yetişmesi önemsenir. Kadın ve erkek arasındaki ilişkilerin nikâh temelinde ve helal sınırlar içerisinde yürütülmesi esastır. Bu sebeple aile, eğitim ve toplumun, çocuk ve gençlerin sağlıklı bir kimlik ve ahlak anlayışı kazanmasına yardımcı olması gerekir.
Bununla birlikte, kılık kıyafet konusunda her benzerlik karşı cinse benzeme olarak değerlendirilmemelidir. Bir kıyafetin kadın veya erkek kıyafeti sayılması; zamana, coğrafyaya, kültüre, örf ve âdete göre değişebilir. Dolayısıyla açıkça karşı cinse özgü olduğu kabul edilmeyen kıyafetler sırf benzerlik sebebiyle kınanamaz.
İslam açısından esas olan, tesettür ve edep sınırlarına riayet etmek, kadın ve erkek arasındaki belirgin cinsiyet farkını kasıtlı olarak ortadan kaldırmaya çalışmamak ve gayrimüslimlere veya ahlaken kötü kabul edilen kimselere özgü sembol ve kıyafetleri taklit etmemektir.
Bunun dışında, ihtiyaç, zevk, iklim, zaman, mekân ve örfe göre değişen kıyafetlerin giyilmesi mümkündür.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Kamusal alanda erkeğin etek gibi bir şey giymesi caiz mi?
- Erkek kadın giyimin ayrımında ölçü ne olmalıdır?
- ŞAPKA
- Erkeklerin saç uzatması ve tel taç kullanması caiz midir? Saçlarımı uzatıyorum; kabarmasını önlemek için de tel taç kullanıyorum...
- Kadınlar neden tesettür (hicap) takmakla yükümlüdür?
- Evde kadın erkek rolleri birbirine karışıyor, ne tavsiye edersiniz?
- Kişi bilmeden cinsiyet değiştiren biriyle evlenirse ne olur?
- IRZ
- Erkekleşen kadınları kimlerdir?
- Bir kadının tıp okuması, erkeklerin avret yerlerine bakması caiz mi?