Bütün malı hibe etmenin sakıncası var mı?
Yalnızca bir kızım var. Ayrıca hayatta olan üç erkek kardeşim ve bir kız kardeşim bulunmaktadır.
Malımı ve mülkümü, hayattayken eşime (hanımıma) ve kızıma hibe etmek (bağışlamak) istiyorum.
Sağlıklıyım ve herhangi bir zihinsel rahatsızlığım yoktur. Anne ve babam da uzun zaman önce vefat ettiler.
Sorum şudur:
Malımı ve mülkümü eşime ve kızıma hibe etmeden önce, erkek ve kız kardeşlerimden izin almam gerekir mi?
Ayrıca, bu hibeyi geçerli şekilde yapabilmek için yerine getirilmesi gereken herhangi bir şart var mıdır?
Lütfen şer‘î hükümlere göre fetva verir misiniz?
Değerli kardeşimiz,
Öncelikle belirtmek gerekir ki İslam hukukunda “hibe”, kişinin hayattayken kendi malını karşılıksız olarak başka bir kimseye vermesidir. Miras ise kişinin vefatından sonra malının, Allah’ın belirlediği paylara göre varisleri arasında paylaşılmasıdır. Bu iki konu birbirinden farklıdır.
Kişi hayatta olduğu sürece malının sahibidir. Akıl sağlığı yerinde, ergin ve malını kullanma ehliyetine sahip olan bir kimse, kendi malı üzerinde tasarruf hakkına sahiptir. Bu sebeple kişi, hayattayken malını eşine, çocuklarına veya başka bir kimseye hibe edebilir.
Bu hibeyi yapabilmek için kardeşlerinden izin alması gerekmez. Çünkü kardeşler, kişi hayattayken onun malında hak sahibi değildir. Kardeşlerin miras hakkı ancak kişinin vefatından sonra ve miras şartları oluştuğunda gündeme gelir. Dolayısıyla kişinin sağlığında kendi malı üzerinde yaptığı meşru bir tasarruf için kardeşlerinin onayı aranmaz.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken bazı önemli hususlar vardır:
1. Hibe gerçek bir bağış olmalıdır.
Kişi malını gerçekten karşılıksız olarak vermeli ve bağışı geçerli hâle getirecek şartları yerine getirmelidir. Sadece kâğıt üzerinde yapılan, gerçekte ise kişinin mal üzerindeki hâkimiyetini sürdürdüğü göstermelik işlemler hibe hükmünde olmayabilir.
2. Hibe eden kişinin akıl ve irade sahibi olması gerekir.
Soruda belirtildiği gibi kişi sağlıklı, aklı yerinde ve kendi iradesiyle karar verebilecek durumda ise yaptığı hibe geçerlidir.
3. Hibe edilen malın teslim edilmesi gerekir.
İslam hukukunda hibede önemli olan hususlardan biri, bağışlanan malın karşı tarafa teslim edilmesi ve onun üzerinde tasarruf hakkının gerçekleşmesidir. Özellikle taşınmaz mallarda bu husus ayrıca önem taşır.
4. Evlatlar arasında adalet gözetilmelidir.
Kişinin çocuklarına yaptığı hibelerde adaletli davranması tavsiye edilmiştir. Bir çocuğa diğerlerinden tamamen farklı ve haksız bir şekilde mal vermek, âlimler tarafından sakıncalı görülmüştür. Ancak kişinin tek çocuğu varsa ve eşine de mal hibe etmek istiyorsa, bu durum ayrıca değerlendirilir.
Bununla birlikte bir kimsenin, sırf ileride bazı mirasçıların pay almasını engellemek veya onlara zarar vermek amacıyla malını elinden çıkarması doğru bir niyet değildir. Çünkü İslam'da mal üzerindeki hak kadar, niyet ve adalet de önemlidir.
5. Hayattayken bütün malı hibe etmek yerine, geleceği de düşünmek daha uygun olabilir.
Kişinin kendi malı üzerinde tasarruf hakkı bulunmakla birlikte, malının tamamını hayattayken hibe etmeden önce, kendi geleceğini ve ailesinin durumunu da düşünmesi güzel bir davranıştır. İslam sadece kişinin mülkiyet hakkını değil, aile bağlarını, yakınların ihtiyaçlarını ve toplumsal dengeyi de önemser.
Bu sebeple kişi, malının bir kısmını hibe ederken bir kısmını da ileride ihtiyaçları için veya vefatından sonra miras yoluyla intikal edecek şekilde bırakmayı tercih edebilir. Her ne kadar tamamını hibe etmek mümkün olsa da, dengeli ve hikmetli hareket etmek daha faziletli bir tutumdur.
6. Kişinin bütün malını hibe ederek kendisini başkalarına muhtaç hâle getirmesi uygun değildir.
İnsan, hayatının ilerleyen dönemlerinde sağlık, barınma ve geçim gibi ihtiyaçlarla karşılaşabilir. Bu nedenle başkalarına iyilik yaparken kendi temel ihtiyaçlarını ve onurunu koruyacak imkânları da muhafaza etmelidir.
Kişinin bütün malını verip daha sonra hibe ettiği kimselerin yardımına muhtaç duruma düşmesi, hem kendisi hem de ailesi açısından arzu edilen bir durum değildir. Sadaka ve bağışta bulunmak güzel olmakla birlikte, kişinin kendi sorumluluklarını yerine getirecek imkânı koruması da önemlidir.
Sonuç olarak:
- Kişi hayattayken kendi malını eşine, kızına veya dilediği kimseye hibe edebilir.
- Bu işlem için erkek veya kız kardeşlerinden izin alması gerekmez; çünkü kardeşlerin miras hakkı ancak ölümden sonra ve miras şartları oluştuğunda gündeme gelir.
- Hibenin geçerli olması için kişinin ehliyet sahibi olması, gerçek bir bağış iradesinin bulunması ve hibe şartlarının yerine getirilmesi gerekir.
- Hibe yapılırken adalet, güzel niyet ve aile ilişkilerinin korunması gözetilmelidir.
- Kişi malını hibe etme hakkına sahip olsa da, bütün malını elden çıkarmadan önce kendi geleceğini ve ailesinin ihtiyaçlarını düşünmesi daha uygun ve hikmetli bir davranıştır.
- Kişi, başkalarına iyilik yaparken kendisini ileride ihtiyaç sahibi hâle getirecek bir tasarruftan kaçınmalı, kendi temel ihtiyaçlarını karşılayacak imkânları korumalıdır.
Allah Teâlâ malımızı bereketli, aile ilişkilerimizi hayırlı ve yaptığımız tasarrufları rızasına uygun eylesin.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet