Yaratılış inancı ne kadar ilmî? Yaratıcıya inananlar bilim adamı olamazlar mı?

Tarih: 28.04.2026 - 15:47 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Yaratılış İnancı Ne Kadar Bilimseldir?

Evrimin denenmediği için delili olmadığını, hatta jeolojik bulguların tam aksini ispatladığını, Darwincilerin tamamı kabul ederler. Ancak onların iddiası, bunun doğru olmadığı değil, yaratılış inancının, olağanüstü bir zekânın ürünü olduğu savıyla, bugünkü bilimsel deneylerle ispatlayamayacağı için yaratılışçılığın da sınanamayacağı dolayısı ile onun da Darwinci inanış kadar bilimsel olamayacağıdır. Zaten yaratılmış olan canlıların insanlar tarafından yaratılmasının sınanamayacağı da, yaratılışa ait kesin bir delildir. Zira var olan her şey, (dini inanca bağlansın ya da bağlanmasın) öyle ya da böyle, dâhi bir yaratıcı tarafından kurgulanmıştır. Darwin ortak atalardan geldiği sanılan tip benzerliği konusunda “Bir sınıfın üyelerindeki bu tip benzerliğini yarar ile ya da amaca yönelik olma öğretisiyle açıklamak istemek kadar boşuna çaba yoktur. Owen, Nature of Limbs adlı ilginç eserinde böyle bir şeye ulaşmanın imkânsızlığını kabul etmiştir. Her canlının diğerinden bağımsız olarak yaratıldığı öğretisine göre şunu söyleyebiliriz:

Mikroskopla bir hüc-renin içine bakıp oradaki olayları ve koşuşturmaları gören bir insanın, “Yaratıcıya inanamıyorum” demesi

bizce mümkün değildir. Mümkündür de, bu tiplere ancak özürlü ya da sapkın insanlar denebilir.

Yaratanın böylesi hoşuna gitmiş ve her büyük sınıftan bütün hayvanları ve bütün bitkileri tek biçimli bir plana göre yapmıştır diye ekleyebiliriz. Ne var ki bu açıklama bilimsel değildir” (s.517-518) demiştir.

Yaratıcının, canlıları bir sisteme göre ve varyasyon kabiliyetleri ile türler olarak yaratması ve bunların her yerde görülmesi, kitapta açıklandığı üzere, Darwin’in söylediklerinden daha az bilimsel değildir. Yaratılan olmadan onun değişmesinden ya da değiştirilmesinden bahsedilemez. Darwin bile, geç de olsa, bir yaratıcıdan bahsettikten sonra…

Bir iğne ustasız, bir harf kâtipsiz olmazken canlılar bir ustasız olabilir mi? El-bette onların da bir Yaratıcısı olacaktır. Canlılardaki hayat özelliği, Allah’ın “Hay”, yani hayat verici isminin tecellisidir. Bu hayat ve canlılık özelliği sebeplere bağlı olmadığı, doğrudan Yaratıcı tarafından verildiği için, insanların hayat sahibi bir canlıyı yapmaları mümkün değildir. Yani hayatın varlığı bir mu’cizedir. İnsanın kendisi de bu yaratılma safhalarını her an yaşamaktadır. Tek hücre olarak hayata ayak basan insan bedeninde her an binlerce hücre ölmekte ve yenileri yaratılmaktadır. Bütün canlılar âlemi böyle değil midir?

Bir yumurtadan civcivin yaratılması, bir çekirdekten bir ağacın meydana getirilmesi yaratılışa delil değil midir? Yaratılışı anlamak ve görmek için daha nasıl bir delil olacaktır?

İnsanın gözlüğünün ustasının varlığını kabul bilimsel olacak, ama gözün usta-sının varlığını kabul bilimsel olmayacak! İnsanın elbisesinin ustasını kabul bilimsel olacak, insanın bedeninin ustasını ve yaratıcısını kabul bilimsel olmayacak! Böyle bir mantık, böyle bir bilimsel düşünce olabilir mi? Böyle bir düşünce bilimsel değil, tamamen Allah’ın varlığını inkâra yönelik ideolojik ve pozitivist felsefî bir düşüncedir.

Yaratılış İnancına Göre Akıllı Tasarım Diye Bir Şey Var mıdır? Darwinciler akıllı tasarım diye bir şey yoktur, dünyadaki düzen ve detay, çeşitlilik üzerine iş gören tabii seçimin işidir derler. Yaratıcılığı da gereksiz ve modası

geçmiş bulurlar. Hâlbuki tabii düzenin ve tabiat şartlarının bizzat kendisi yaratılmaya

muhtaçtır. Yaratılmak ayrı, yaratılanların işlemesi tamamen farklı şeylerdir. Bunlar karıştırılmaktadır. Bilim adamının modayla da işi olmaz.

Yaratıcıya İnananlar Bilim Adamı Olamazlar mı?

Bunu ben bizzat Darwinci arkadaşlarımdan duydum. Onların iddiası, bilim adamı eğer bir yaratıcıya inanırsa, o zaman her şeyi ona havale edip, kendini inanış sınırları içine hapsedip, bilimi bırakıp “hikmetinden sual olmaz” mantığıyla yan gelip yatacaktır. Yani sorgulayamayacak ve bilimsel çalışma yapamayacaktır. Hâlbuki gerçek tam bunun tersidir. Özel mikroskopla bir hücrenin içine bakıp oradaki olayları ve koşuşturmaları gören bir insanın, yaratıcıya inanmıyorum demesi bizce hiç müm-kün değildir. Mümkündür de, bu tiplere ancak özürlü ya da sapkın insanlar denebilir.

Kör cehalet insanları ne kadar Yaratıcısından uzaklaştırırsa, her öğrenilen ilim ya da keşif, o kadar yaklaştırır. Sadece bunu görebilen göz, hissedebilen duyu ve anlayabilen akıl gerekir.

Yaratıcı, insana kendinde bulunan akıl ve yetilerinin bir bölümünü vermiştir. Bundan maksadı da, insanların kendi sırlarına erişebilmesi için çalışmaları ve her yeni keşiflerinde, Yaratıcının ne kadar büyük ve erişilmez bir dâhi olduğunu anlamaları içindir. Zira her keşfedilen şey, en az kendisi kadar yeni, keşfedilmeyi bekleyen bilinmeyeni ortaya koyar, bu da sonsuzluğa, yani Yaratıcıya gider. Kör cehalet insanları ne kadar yaratıcısından uzaklaştırırsa, her öğrenilen ilim ya da keşif, o kadar yaklaştırır, sadece bunu görebilen göz, hissedebilen duyu ve anlayabilen akıl gerekir.

YARATILIŞ IŞIĞINDA, DARWİN’İN EVRİM TEORİSİ SAVUNUCULARINA CEVAPLAR

Prof. Dr Ahmet AKYÜREK

Anadolu Kalkınma Vakfı, Van/TÜRKİYE, [email protected]

Kaynak: Bilimler Işığında Yaratılış Derneği

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun