Âl-i İmrân Suresi 63. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?

Tarih: 22.03.2026 - 19:24 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Âl-i İmrân Suresi

63. Ayetin Aslı

فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ عَلٖيمٌ بِالْمُفْسِدٖينَࣖ ﴿٦٣

Meali

﴾63﴿ Eğer yine yüz çevirirlerse, kuşkusuz Allah bozguncuları çok iyi bilmektedir.

Tefsir

(Artık) bu kadar şahitler ve deliller, Allah'ın birliğini gösterip dururken o kimseler hakikî imândan (yine yüz çevirirlerse) döner, teslis ve diğer görüşlerde olurlarsa fesatçı kimseler olmuş olurlar. (Şüphe yok ki. Allah Teâlâ) bütün bu gibi (bozguncuları t amam iyi e bilir) Cenâb-ı Hak'kın ezelî ilmî onların bütün durum ve sözlerini kuşatmıştır. Onları bu fesatları yüzünden ebediyyen cezalandıracaktır. Evet... Cenâb-ı Hakkın birliğine, onun dininin kutsiyetine bu kadar şahitler, deliller şahitlik edip dururken bunu kabul etmeyip de yanlış, müşrikçe kanaatlerde bulunulması, hak dinden yüz çevrilmesi, din sahasında bir fesattır. Bu yüz çevirme ve inkâr, nefs fesadına hatta âlemin fesadına sebeptir, insanlığın en felâketli durumu, hak dinden mahrumiyetidir. Bunun neticesi ise en büyük felâkettir. Artık hakikati inkâr eden fesatçılar, biraz düşünmelidirler, cehaletten, gafletten ayrılmaya çalışarak hak dine intisab. Yüce Allah'a iltica etmelidirler. Başka türlü kurtuluş imkânı yoktur.

Kas as: Hayırlı haberdir. İnsanlara hakikati gösteren, insanları hak yola irşat eden, insanlara kurtuluş vesilesi olan şeyleri istemelerini emreyleyen beyanların hepsidir. Kıssa da emir, tercüme'i hâl, tarihi hikâyedir. Çoğulu Kısastır.

İsa Aleyhisselâm: israiloğullarının reislerinden ve Hz. Süleyman'ın neslinden bulunan imranın kızı Hz. Meryem'in oğludur. Hz. Peygamber'in hicretinden güneş yılı hesabı ile altı yüz yirmi iki sene evvel Filistin'in Beyti I eh m denilen kasabasında dünyaya gelmiştir. Hz . Meryem, pek temiz, muhterem bir kız idi. Henüz koca yüzü görmeden bir harika olmak üzere Cibrili Eminin öfürmesi ile Hz. İsa'ya yüklü kalmış, onu bir yaradılış hârikası olmak üzere doğurmuştur. Hz. İsa'nın gösterdiği mucizeler, harikulade haller, onun bir kudret hârikası olduğunu i s bat ediyordu. Buna rağmen yahudîler, Hz. Meryem'in aleyhinde dedi kod uya cür'et gösteriyorlardı.

Hz. Meryem, amcası oğlu ve nişanlısı bulunan Yusuf i Nece ar ile beraber Mısır'a gitmişler, Hz. İsa on yaşına kadar Mısır'da kalmış, sonra yine Filistin'e dönülerek Naşire kasabasında ikamet etmişlerdi. Bir rivayete göre daha on üç yaşında iken peygamberliğe nail olmuştur. Fakat peygamberliğini otuz yaşında iken ilân etmiş, kendisine İncil'i şerif kitabı ile yeni bir şeriat verilmiştir. Hz. İsa, Hz. Yahya ile görüşmüş ve kendisine Havariler denilen on iki zat imân etmişti.

Hz. İsa, Havariler ile bir gece birleşip sohbet ederken demiş ki: Daha horoz ölmeden, yani sabah olmadan sizin biriniz beni inkâr edecek, ve beni pek az bir para ile satmak isteyecektir. Gerçekten de Havarilerden Budaşemun adındaki bir şahıs, daha sabah olmadan Yahudîler ile görüşmüş, onlardan bir miktar rüşvet almış, Hz. İsa'nın yerini onlara haber vermişti. Yahudîler, Hz. İsa'yı tevkif etmek için bulunduğu yere koşmuşlar, kendilerine hikmet gereği Hz. İsa gibi görünen Bu d ayı görüp yakalamışlar, hakkında idam hükmünü vermişler. Hz. İsa yerine Bu d ayı çarmıha germişler. Hz. İsa ise otuz üç yaşında olduğu halde Cenab'ı Hakkın kudretiyle semaya kaldırılmış, dünya gailesinden kurtulmuştur. Bir rivayete ve hıristiyanların kanaatine göre Hz. İsa, çarmıha gerilmiş ise de daha sonra yeniden diriltilerek semaya kaldırılmıştır. İsa Aleyhisselâm'dan sonra Havariler iseviliği yaymaya çalışmışlar ise de aralarında ihtilaflar meydana gelmiş, İncil adına birçok kitaplar türemişti.

Maamafih Hıristiyanlığı kabul edenler hal<l<ında bir çok eza ve cefa yapılmakta olduğundan Hiristiyanlık üç yüz sene kadar gizli tutulmuştur. Nihayet Roma imparatoru Kostantin, İsa'nın doğumundan üç yüz sene sonra bir siyasî maksatla Hıristiyanlığın açıkça kabulüne müsaade etmiş, sonra Kostantaniya denilen İstanbul şehrini yaptırmış. Roma şehrini bırakıp Kostantiniye'yi Başkent edinmiş, kendisi de iseviliği kabul eylemişti.

Fakat vaktiyle gerek İncil ve gerek hiristiyanlık şeriatı güzelce zapt edilmemiş olduğundan bu hususta bir çok ihtilaflar meydana çıkmıştı. İncil âdı ile sonradan yazılmış birçok kitaplar türemişti. Kostantin'in emriyle iznik şehrinden binden fazla âzası bulunan ruhanî bir meclis toplanmış, münakaşalarda bulunmuşlar, bunlardan bir kısmı yekdiğerinin konuşmasını bile anlayamıyorlardı. Nihayet İncil adındaki risalelerden yalnız dördü bu meclis azasının bir kısmı tarafından seçilerek onlara İncil âdı verilmiştir...

Daha sonra Roma devleti ikiye ayrıldı. Biri Doğu imparatorluğudur, ki, başkenti İstanbul idi. Diğeri de Batı İmparatorluğudur ki, başkenti Roma idi. Bu iki devlet, birbirini kıskanıyordu. Bu bakımdan Roma devleti ikiye ayrıldığı gibi mezhepçe de ikiye ayrıldı. Şöyle ki: Roma'da (papa) ya tâbi olanlara "Katolik" denildiği gibi İstanbul patriğine tâbi olanlara da "Ortodoks" adı verilmiştir.

Daha sonra da "Protestanlık" meydana çıkmıştı. Bunların da bir takım şubeleri vardır. Velhasıl: İnsanlığı hakikî bir dîne, hakikî bir semavî kitaba, büyük bir birliğe kavuşturacak bir Yüce peygambere parlak bir şeriata lüzum görülmüştü ki. Yüce Allah, insanlığa lütfetti, kendi kutsî dinini değişme ve bozulmadan korunmuş, kutsal bir kitap ile umum insanlık âlemine açıkça tebliğ edecek bir yüce peygamber gönderdi ki o da son peygamber, Hz. Muhammed Mustafa, SalIalIahü Teâlâ Aleyhi ve S elIem Efendimiz ile ona nazil olan Hikmet dolu Kur'ân'ı Kerim'd en ibarettir!... Artık ne mutlu bunlardan istifade edenlere...

Bir kerre düşün ki devri fetret

Bir kerre de eyle bittahayyür

Almıştı hazan cihanı yekser

Dönmüştü cihan harabezara

Gitmişti fenaya ehli imân

İcra idilerdi bî bahane

Etmişti, üfül, mihri hikmet

Birden bire eyledi münevver

Baştan başa eyledi müzeyyen

Berk urdu tecelliyatı kudret

Ahlâkı zaman tebeddül etti

Mahvoldu delâlet ennihaye

Eshabı edeb, muradın adlı

Yağdı yere bir lâtîf baran

Parlattı cihanı nurun imân

Mahvoldu bu miri müstean!

İmha edemez bu nuru nâsüt

Olmuştu nasıl karini zulmet

San asrı saadeti tefekkür

Solmuştu o (Minisin (itekler

Reşk eyleri d i zemin mezara

Tutmuştu cihanı putperest an

Ayini fazihi vah siyan e

Sönmüştü çırağı ademiyet

Dünyaları Hz. Peygamber

Afakî c ezil etil I araptan

Pertevlere daldı ademiyet

Kilml azamet fenaya gitti

Garkoldu gönüller incilâya

Alem bütün inşiraha daldı

Her kıt'a kesildi bir gülistan

Af aka hayat verdi Kur'ân

Söndürmeye sayeden edan i

Nâsüte zebun olur mu Iâhüt

Kaynak: Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meâl-i Âlisi ve Tefsiri Cilt-1 Sayfa:393-396

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun