Dünya değersiz mi?

Tarih: 29.01.2023 - 12:16 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Uyanık olunuz! Şüphesiz dünya değersizdir, anlamında iki hadis okumuştum. Bu hadisleri metinleriyle birlikte yazıp açıklar mısınız?
- Dünya neden değersiz olsun, bu hadisi nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili hadis rivayetleri şöyledir:

Sehl İbni Sa’d es-Sâidî (ra)den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:

« لَوْ كَانَت الدُّنْيَا تَعْدِلُ عِنْدَ اللَّه جَنَاحَ بَعُوضَةٍ ، مَا سَقَى كَافراً منْها شَرْبَةَ مَاءٍ »

“Eğer dünya, Allah katında sivrisineğin kanadı kadar bir değere sahip olsaydı, Allah hiçbir kâfire dünyadan bir yudum su bile içirmezdi.” (Tirmizî, Zühd 13).

Ebû Hüreyre (ra)’i şöyle buyururken işittim demiştir:

« أَلاَ إِنَّ الدُّنْيَا مَلْعُونَةٌ ، مَلعون مَا فيها ، إِلاَّ ذِكْرَ اللَّه تعالى ، ومَا وَالاَه وَعالماً وَمُتَعلِّماً »

“Uyanık olunuz! Şüphesiz dünya değersizdir. Dünyada olan mal mülk de kıymetsizdir. Ancak Allah Teâlâ’nın zikri ve ona yaklaştıran şeylerle, öğretici ve öğrenici olmak müstesnadır.” (Tirmizî, Zühd 14)

Bilindiği üzere, dünyanın üç yönü vardır:

Birinci yönü, Allah’ın isim ve sıfatlarının bir aynası olarak onun mesajlarını aktaran bir mektup hükmündedir.

İkinci yönü, hadiste belirtildiği gibi, ahiretin bir tarlası olmasıdır. (bk. Aclûnî, Keşfü'l-hafâ, 1/1320)

Üçüncüsü, Allah’ı ve ahireti unutturan yönüdür.

Hadislerde ve âlimlerin sözlerinde kötülenen, değersiz olduğu söylenen, ahiretin bir kuması olarak tasvir edilen dünya, ahirete mâni olan, ahiret hayatı için hazırlık yapmamıza engel teşkil eden, Allah’a giden yolu tıkayan dünyadır. Yoksa dünya, ahiretin tarlası ve Allah’ın mesajlarını ileten ilahi bir mektup / bir kitap olarak çok sevimli ve pek çok övgüye layıktır.

İşte bu hikmetten dolayı, birçok hadiste, bazı kayıtlar konulmaksızın dünyanın lanetlenmesi caiz görülmeyip yasaklanmıştır. Fakat Allah’tan, Allah’a itaat ve ibadetten uzaklaştıran bir dünya anlayışı ve dünyalık bağımlılığının, Allah’ı unutturacak tarzdaki dünya sevgisinin lanetlenmesi caiz görülmüştür.

Hadis-i şeriflerde geçen melun yani lanetlenmiş kelimesiyle, dünyanın değersiz ve kıymetsizliğinin kastedildiğini pek çok âlim açıkça ifade ettiği için, biz tercümemizde bu anlamı tercih ettik. Peygamberimiz (asm), “dünya sevgisinin bütün hataların başı” olduğunu söylerken (bk. Süyûtî, el-Fethu’l-kebîr, 2/68) bu anlatılan anlamların tamamını ifade etmiş olmaktadır.

Allah bu dünyayı bir imtihan yeri olmak üzere insanlar için yarattı. Bu sadece mü’minler için değil, kâfir ve müşrikler için de böyledir. Dünyanın ve içindeki zenginliklerin Allah katında hiçbir değeri ve kıymeti yoktur. Allah, bunların hepsinden müstağnidir. Bu sebeple, yarattığı insanlara mü’min kâfir ayrımı yapmaksızın bu dünyada rızık verir. Şayet bu dünyanın Allah katında bir değeri olsaydı, inanmayan müşriklere ve kâfirlere hiçbir şey vermezdi. Çünkü onlar Allah’ın düşmanıdırlar. Düşman olana nimet verilmeyeceği herkesin kabul edeceği bir gerçektir. Kendilerine nimet verilenler, eğer bu nimeti verenin kadrini ve kıymetini bilir ve onun emirlerini yerine getirirlerse, Allah onları mükâfatlandırır; karşı gelen ve inkâr içinde olanları ise cezalandırır. Bu sonuç, ilâhî imtihanın gereğidir.

Kişiyi Allah’a yaklaştıran şeyler, Allah’ın zikri, yani her an Allah’ı hatırlama, onu hiçbir zaman gönülden çıkarmama, ona karşı ibadet ve itaatte samimi ve içten davranma, ayrıca Allah’ın sevdiği güzel davranışlar ile kulun Rabbine yaklaşmasına vesile olan diğer fiillerdir.

Kısaca bütün hayırlar, faziletler ve dinimizin iyi gördüğü her şey Allah’a yakın olmanın vesilesi kabul edilir. Şüphesiz Allah’ın emirlerini yerine getirme ve yasaklarından kaçınma da buna dahildir.

Bu genellemelerden sonra Peygamber Efendimiz (asm) ilme özellikle dikkat çekmiş, böylece bilginin üstünlüğünü, öğreten ve öğrenen kimselerin değerini ortaya koymuştur.

Bu sebeple, öğretici ve öğrenici olmanın dinimizde üstün bir yeri vardır. Çünkü insanların Allah’ı en iyi bileni, tanıyanı ve insanlara faydalı olanı âlimlerdir. Onlar, ilimle ameli, teori ile pratiği şahıslarında birleştirir, böylece başka insanlara da örnek olurlar. İnsanların büyük çoğunluğu öğretilip eğitilmeye muhtaçtırlar. Onlara karşı bu vazifeyi yerine getirenler de âlimlerdir.

O halde ilmin, âlimlerin ve ilim öğrenen talebelerin üstünlüğü tartışılmayacak kadar faziletli ve önemlidir. Bütün bunlar iman ve amelle birlikte düşünülürse doğruya ulaşılmış olur. Aksi takdirde öğretilen ve öğrenilen bilginin Allah’ın hoşnutluğuna uygun olduğu iddia edilemez.

Kur’ân-ı Kerîm’in şu âyeti çok dikkat çekicidir:

“Şayet insanların küfürde birleşmiş bir tek ümmet olma tehlikesi bulunmasaydı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını ve çıkacakları merdivenleri gümüşten yapardık.” (Zuhruf, 43/33).

Bütün bunlar, kâfirlerin elde edip sahip oldukları dünyalıklara gıbta etmemek, özenmemek gerektiğini de bize öğretmektedir.

Özetle:

- Dünyanın; Allah’ın isim ve sıfatlarının bir aynası ve ahiretin bir tarlası olması yönü pek güzeldir, harikadır.

- Dünyanın kötü olan yönü, Allah’ı ve ahireti unutturan yönüdür.

- Dünyada en kıymetli ve değerli olan şey, Allah’ın zikri ve Allah’a yaklaşmaya vesile olan hareket ve davranışlardır.

- İlmin fazileti, âlimlerin üstünlüğü, ilim öğrenen talebelerin kıymeti, dünyalık başka hiçbir şeyle kıyas edilmeyecek kadar önceliklidir.

- Genel anlamda dünyanın lanetlenmesi caiz değildir. Ancak kişiyi Allah'tan ve ona kulluktan uzaklaştıran şeyler lanetlenmiştir.

- Dünyaya aşırı düşkünlük ve ona bağlanıp kalmak dinimizde asla hoş karşılanmamıştır.

- İlim insanı Allah'a yaklaştırır ve kişinin değerini yükseltir; onu kınanmaktan ve küçük görülmekten kurtarır.

- İlim öğretmek kadar öğrenmek de önemli ve faziletlidir.

(bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., Hadis No: 478, 479 ve 1387)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun