Ölüm meleğine Hz. Musa'nın tokat atmasının hikmeti nedir?

Tarih: 03.10.2011 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hz. Musa'ya gelen ölüm meleğine Hz. Musa'nın tokat atmasının hikmetini anlatır mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Resulullah (asm) şöyle buyurmuştur:

"Ölüm meleği (Azrail), Hz. Musa'nın ruhunu almak üzere gönderildi. Yanına geldiğinde Hz. Musa ona bir tokat vurdu ve gözünü çıkardı. Bunun üzerine ölüm meleği Rabbine dönerek: 'Beni ölümü istemeyen bir kula gönderdin.' dedi. Allah Teâlâ da onun gözünü eski hâline iade etti..." (Sahih-i Buhari, 2/113; 4/191; Sahih-i Müslim, 4/1843)

Bu hadis ilk bakışta anlaşılması güç gibi görünse de, İslam âlimleri bunun üzerinde durmuş ve çeşitli açıklamalar yapmışlardır.

Öncelikle ifade edelim ki, Allah Teâlâ ölüm meleğini Hz. Musa'nın ruhunu hemen kabzetmesi için değil, onu imtihan etmek üzere göndermiştir. Nitekim Allah Teâlâ, Hz. İbrahim'e oğlunu kurban etmesini emretmiş; fakat neticede bunun fiilen gerçekleşmesini murat etmemiştir. Burada da benzer şekilde bir imtihan söz konusudur.

Âlimlerin çoğunluğuna göre Hz. Musa, karşısındaki kişinin ölüm meleği olduğunu bilmiyordu. Onu, izinsiz evine giren yabancı bir insan zannederek kendisini savunmuştur. Tokat vurması da bu müdafaanın bir sonucu olmuştur.

Bu açıklama, Kur'an'da ve sünnette geçen benzer olaylarla da desteklenmektedir:

Mesela melekler Hz. İbrahim'e geldiklerinde, o ilk anda onların melek olduğunu anlamamış ve önlerine yemek getirmişti. Oysa melekler yemek yemezler. Aynı şekilde Hz. Meryem de kendisine gelen meleği ilk anda tanımamış ve ondan Allah'a sığınmıştı. Hz. Davud'un huzuruna gelen iki melek de insan suretinde geldikleri için onları normal insanlar zannetmişti. Cebrâil (as) da meşhur Cibril hadisinde sahabî kılığına gelmiş, Peygamber Efendimiz (asm) bile onun Cebrâil olduğunu ancak ayrıldıktan sonra öğrenmiştir. (bk. İbn Balabân, el-İhsân fî Takrîbi Sahîhi İbn Hibbân, hzr. Şuayb el-Arnavut, Beyrut-1991, XIV/115, rakam: 6223)

Dolayısıyla Hz. Musa'nın da gelen kişinin ölüm meleği olduğunu ilk anda fark etmemesi yadırganacak bir durum değildir.

Bazı âlimler ise hadiste geçen "gözünü çıkardı" ifadesinin mecaz olduğunu, bunun Hz. Musa'nın delil ve hüccetle meleğe üstün gelmesini temsil ettiğini söylemişlerdir. Ancak bu yorum, birçok muhaddis tarafından zayıf görülmüştür.

Sonuç olarak âlimlerin tercih ettiği açıklama şudur: Hz. Musa, gelen kişinin Allah tarafından gönderilen ölüm meleği olduğunu bilmediği için kendisini savunmuş; bu esnada meleğin insan suretindeki gözü zarar görmüştür. Hadiste bunu bilerek ve kasıtlı yaptığına dair açık bir ifade bulunmamaktadır.

Bu hadisten ayrıca şu sonuçlar da çıkarılmıştır:

  • Hz. Musa'nın Allah katındaki yüksek makamına işaret vardır. Çünkü Allah Teâlâ onu bu olay sebebiyle kınamamıştır.
  • Meleklerin insan suretine girebileceği anlaşılmaktadır.
  • Salih kimselerin yakınına defnedilmenin müstehap olduğuna da hadisin devamından işaret çıkarılmıştır.

Bediüzzaman Said Nursî'nin açıklaması

Bediüzzaman Hazretleri de bu hadisin, ilk bakışta anlaşılması zor olan rivayetlerden bulunduğunu ifade ederek şöyle der:

"Hadîsin, Kur'an gibi bazı müteşabihâtı var; ancak havass onların mânâlarını bulabilir. Şu hadîsin zâhiri dahi, müşkülât-ı hadîsin müteşabihat kısmından olmak ihtimali var."

Daha sonra Azrâil (as)'ın ruhları bizzat mı aldığı, yoksa yardımcı melekler vasıtasıyla mı aldığı hususunda üç farklı görüş bulunduğunu belirtir.

Birinci görüş

Azrâil (as), nuranî bir varlık olduğu için aynı anda birçok yerde bulunabilir. İnsanların karşısına çıkan ise onun temessül etmiş, yani insan sûretinde görünen misalidir. Bediüzzaman bunu şöyle açıklar:

"İşte, şu mesleğe göre, kabz-ı ruh vaktinde insanın âyinesine temessül eden melekü'l-mevtin insanî ve cüz'î bir misali, Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâm gibi bir ulü'l-azm ve celâlli ve hiddetli bir zâtın tokadına maruz olmak ve o misalî melekü'l-mevtin libası hükmündeki suret-i misaliyesindeki gözünü çıkarmak ne muhaldir, ne fevkalâdedir, ne de gayr-ı makuldür."

İkinci görüş

Azrail (as), genel görevli bir melektir. Onun emrinde, çeşitli varlıkların ruhlarını almakla görevli yardımcı melekler vardır.

Bu görüşe göre Hz. Musa'nın tokat vurduğu kişi doğrudan Azrail değil, onun yardımcılarından birinin insan suretindeki temessülüdür.

Bediüzzaman bunu şu ifadelerle açıklar:

"Bu mesleğe göre, Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâm, Hazret-i Azrâil Aleyhisselâma değil, belki Azrâil'in bir avânesinin misalî cesedine, fıtrî celâletine ve hulkî celâdetine ve Cenâb-ı Hakk'ın yanında nazdar olmasına binaen, ona bir tokat aşk etmek gayet makuldür."

Üçüncü görüş

Bazı rivayetlerde meleklerin çok sayıda yüz ve göze sahip oldukları bildirilmiştir. Buna göre Azrâil (as)'ın her insana yönelen ayrı bir yüzü ve nazarı bulunmaktadır.

Bu görüşe göre de Hz. Musa'nın vurduğu şey, Azrâil'in hakiki mahiyeti değil, kendisine yönelmiş olan bir yüzü veya temessülüdür.

Bediüzzaman bu görüşü şöyle özetler:

"İşte bu mesleğe binaen, Hazret-i Azrâil Aleyhisselâmın her ferde müteveccih bir yüzü ve bakar bir gözü vardır. Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâmın Hazret-i Azrâil Aleyhisselâma tokat vurması, -hâşâ- Azrâil Aleyhisselâmın mahiyet-i asliyesine ve şekl-i hakikîsine değil ve bir tahkir değil ve adem-i kabul değil; belki vazife-i risaletin daha devamını ve bekàsını arzu ettiği için, kendi eceline dikkat eden ve hizmetine sed çekmek isteyen bir göze şamar vurmuş ve vurur." (Mektubat, s. 350)

Görüldüğü gibi, hadis zahiriyle anlaşılmaya çalışıldığında bazı sorular doğursa da hem muhaddislerin açıklamaları hem de Bediüzzaman'ın değerlendirmeleri birlikte ele alındığında, hadisin İslam'ın temel inanç esaslarıyla çelişmediği ve makul şekilde izah edilebildiği görülmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun