Kocam saygısızlık yapıyor, ne yapayım?
Eşim yanımda gaz çıkarıyor, geğiriyor ve burnunu karıştırıyor. Yapmamasını istediğimde "ben evimde rahat değilim" deyip söylenip oda değiştiriyor ve beni suçluyor. Konuştum anlatmaya çalıştım, hoşuma gitmiyor soğuyorum senden diyorum ama yine de onu evde rahat ettirmediğimi söyleyip benden şikayet ediyor.
Değerli kardeşimiz,
Aile içinde saygı, karşılıklı anlayış ve empati çok önemlidir. Eşinizin rahat hissetmesi için ev ortamında bazı tavırlardan vazgeçmesini istemeniz ise son derece doğaldır.
Bu durumda, öncelikle eşinizle empatik bir iletişim kurmaya çalışmalısınız. Onun neden böyle davrandığını anlamaya çalışmak, durumu daha iyi kavrayabilmenize yardımcı olabilir. Kendinizi ifade ederken, onun rahat etmek istemesinin de önemli olduğunu vurgulayabilir, ancak bazı davranışların sizin için rahatsız edici olduğunu nazik bir dille iletebilirsiniz.
Eğer bu konuda herhangi bir ilerleme kaydedemezseniz, belki de bu konuyu bir aile danışmanı veya uzman ile daha derinlemesine ele almanız faydalı olabilir. Unutmayın ki, sağlıklı bir iletişim, sorunların çözümünde en önemli unsurdur. Her iki tarafın da duygularına ve ihtiyaçlarına saygı göstererek, birbirinizi anlamaya çalışmak, aile hayatında barış ve huzuru sağlamanın yollarından biridir.
Bu kısa bilgiden sonra, detaya gelince:
Sıkıntılı bir durumda olduğunuzu ve çıkmaz içinde bulunduğunuzu anlıyoruz. Bu soruda mesele yalnızca gaz çıkarmak, geğirmek veya burnunu karıştırmak değil. Asıl mesele, eşlerden birinin diğerinin rahatsızlığını ciddiye almaması ve sınır koyma girişimini “evimde rahat değilim” diyerek karşı saldırıya çevirmesi.
1. Eşimizin Makul Bir Rahatsızlığını Dikkate Almak Zorundayız.
Eşinizin kendi evinde rahat olmak istemesi elbette önemlidir. Evliliğin ve yuva kurmanın bir amacı da kişinin dışarıda yaşadığı gerginlikleri atıp yuva sıcaklığında rahatlamasıdır. Ayrıca İslam'da evlilik yalnızca aynı evde yaşamak da değildir. Eşler arasında maruf, güzel geçim, nezaket ve karşılıklı gözetme esastır.
Bu konuda Cenab-ı Hak Kuran-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Onlarla güzel bir şekilde geçinin.” (Nisâ, 4/19)
"Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması O’nun ayetlerindendir." (Rum, 21.)
“Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz." (Bakara, 187.)
Elbise insanı sıcaktan, soğuktan ve dış etkenlerden koruduğu gibi; eşler de birbirlerini sıkıntılardan korur, sıkıntılarına karşı hassas olur ve dertlerini örter.
Ancak evinde rahat olmak veya eşini rahat ettirmek demek, eşinin yanında her davranışı sınırsızca yapabilmek veya yapılmasına izin vermek anlamına da gelmez. Evlilik, insanın bütün görgü kurallarını rafa kaldırdığı bir alan değildir.
Gaz çıkarmak, yüksek sesle geğirmek veya burnunu karıştırmak gibi davranışlar kişiden kişiye farklı derecede rahatsızlık verebilir. Bazıları bundan belki de hiç rahatsız olmaz, bazıları ise, sizin gibi, çok rahatsız olabilir.
Burada asıl önemli olan şey, rahatsızlığınızı bildirdiğinizde kocanızın tepkisidir. Kocanız, “Ben böyle rahat ediyorum, sen de alış” diyorsa sorun davranışın kendisinden daha büyük hâle gelir. Çünkü evlilikte eşimizin her isteğini yerine getirmek zorunda olmasak da onun makul bir rahatsızlığını küçümsememek ve onu dikkate almak zorundayız.
2. Eşimizin Bir Davranışını Düzeltmek Onu Rencide Etmeye Dönüşmemeli
Elbette elimizde olmadan eşimizin bir davranışından rahatsız olabiliriz. Ama bunu anlatırken “Senin bu davranışların yüzünden senden soğuyorum” demek, eşinizde utanç ve reddedilme duygusu oluşturabilir. Bu nedenle davranışı eleştirirken kişinin tamamını hedef almamak daha sağlıklıdır.
Şöyle söyleyebilirsiniz:
“Ben de evimizin senin için rahat bir yer olmasını istiyorum. Evimizde rahat etmeni istiyorum. Fakat bazı davranışların benim yanımda yapılmasından gerçekten rahatsız oluyorum. Senden istediğim, benim rahatsız olduğum davranışları başka bir ortamda yapmaya özen göstermen. Bunu söylemem seni evinde rahat ettirmemek değil; benim de bu evde kendimi rahat ve değerli hissetme ihtiyacım.”
Burada “kim haklı?” tartışmasından çıkıp “birbirimizin sınırlarına nasıl saygı göstereceğiz?” sorusuna geçmek gerekir. Çünkü sağlıklı evlilikte ölçü şudur:
“Ben böyle rahat ediyorum.” kadar “Eşim bundan rahatsız oluyor.” da önemlidir.
Bir tarafın konforu, diğer tarafın sürekli rahatsızlığı pahasına korunmamalıdır.
3. Eşimizin Bizi Rencide Eden Davranışına Sınır Koyma Hakkımız Var
Eğer siz bunu defalarca sakin biçimde ifade ettiğiniz hâlde eşiniz her defasında konuyu tersine çeviriyor, sizi suçluyor ve “asıl sorun sensin” diyerek kendi davranışının konuşulmasını engelliyorsa, o zaman artık tek tek davranışlardan ziyade çift arasındaki iletişim ve sorumluluk alma biçiminin ele alınması gerekir.
Yani eşinizin rahat etme hakkı var; sizin de rahatsız olduğunuz davranışlara sınır koyma hakkınız var. Evlilik, bu iki hakkın birbirini ezmeden yaşayabilmesini öğrenme sürecidir. Örneğin:
“Bunu benim yanımda yaptığında rahatsız oluyorum. Mümkünse başka bir yerde yapmanı istiyorum.” demek kibarca sınır çizmektir.
Ama: “Bunu kesinlikle yapamazsın. Sen terbiyesizsin.” demek karşı tarafı kontrol etmeye ve kişiliğini aşağılamaya dönüşebilir.
Bunlara ek olarak, birkaç noktaya da dikkat çekmek isteriz:
“Evinde rahat değilim” cümlesinin içeriğini ayrıca konuşun. Eşiniz bunu yalnızca bu davranışlar için mi söylüyor, yoksa evde genel olarak eleştirildiğini, kontrol edildiğini veya sürekli kusurunun arandığını mı hissediyor? Bunu somutlaştırmadan mesele çözülemeyebilir. “Evde rahat değilim derken tam olarak neyi kastediyorsun?” diye sormak önemli.
Karşılıklı kural belirleyin. Sadece sizin “şunları yapma” demeniz yerine, ikinizin de diğerinden rahatsız olduğu 2-3 davranışı belirleyip ortak bir anlaşma yapmanız daha adil olabilir. Böylece konu “sen beni rahat bırakmıyorsun” tartışmasından çıkar, “ikimiz de birbirimizin hassasiyetlerine dikkat edeceğiz” noktasına gelir.
Eşinizin de bir sınırı olabilir; bunu peşinen kabul edin. Örneğin o da sizin bazı sözlerinizden, davranışlarınızdan veya uyarılma biçiminizden rahatsız oluyorsa bunu dinlemeye hazır olduğunuzu göstermeniz, onun savunmasını azaltabilir. Fakat bu, sizin rahatsızlığınızın geçersiz olduğu anlamına gelmez.
“Soğuyorum senden” ifadesini artık kullanmamanızı tavsiye ederiz. Niyetiniz rahatsızlığınızın ciddiyetini anlatmak olsa da karşı tarafta “Eşim benden tiksiniyor/beni reddediyor” duygusu oluşturabilir. Bunun yerine “Bu davranış olduğunda sana karşı yakınlığım azalıyor; bunun düzelmesini istiyorum” gibi davranışa odaklanmak daha yapıcıdır.
Asıl sınırı davranıştan ziyade iletişim biçimine koyabilirsiniz. Mesela eşiniz konuyu her açtığınızda odayı terk ediyor veya sizi suçlamaya başlıyorsa: “Bu konuyu kavga etmek için açmıyorum. Senin söyleyeceklerini de dinleyeceğim; fakat birbirimizi suçlamadan konuşabileceğimiz zaman devam edelim” diyebilirsiniz.
Dini açıdan da “eşimin her rahatsızlığını gidermek zorundayım” şeklinde düşünmeyin. Eşlerin birbirine karşı yükümlülüğü, karşı tarafın her kişisel tercihine uymak değildir. Burada daha çok maruf, güzel geçim, eziyet etmemek, birbirini gözetmek ve karşılıklı anlayış ilkeleri önemlidir. Aynı şekilde eşinizin de “evimde rahatım” gerekçesiyle sizin makul hassasiyetlerinizi tamamen yok sayması doğru bir evlilik anlayışı değildir.
Eğer bu mesele sürekli başka konularda da tekrarlanıyorsa, sorunu artık gaz/geğirme meselesi olarak görmeyin. Örneğin siz bir rahatsızlığınızı dile getiriyorsunuz, o konuyu tersine çevirip sürekli sizi suçluyor, konuşmayı kesiyor ve hiçbir konuda kendi payını kabul etmiyorsa, burada daha genel bir iletişim ve çatışma çözme problemi olabilir. Böyle bir durumda güvendiğiniz, taraf tutmadan ikinizi de dinleyebilecek olgun bir aile büyüğü veya evlilik danışmanı/uzmanı ile görüşmek daha faydalı olabilir.
En önemlisi de şu:
Sizin rahatsız olmanız tek başına eşinizi “saygısız” yapmaz; onun rahatsızlığınızı önemsememesi de tek başına bütün evliliğin kötü olduğu anlamına gelmez. Fakat birbirinizin makul hassasiyetlerini sürekli küçümsemek, zamanla sevgi ve saygıyı gerçekten yıpratabilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet