Kıyamet günü kul hakları sevap ile mi ödenecek?

Tarih: 27.06.2022 - 11:20 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bir hadiste kıyamet günü kişiler arası hakların sevaplarla ödeneceğini duydum, peki adamın sevabı yoksa haklı hakkını nasıl alacak?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evet, kıyamet günü kul hakları sevap ile ödenecek. Üzerinde kul hakkı olanın sevapları yeterli gelmezse, alacaklının günahlarından alınıp ona verilecek, böylece kul hakları ödenmiş olacak.

Ebu Hüreyre  radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah aleyhissalatü vesselam:

“Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu.

Sahabiler:

- Bizim aramızda müflis, parası va malı olmayan kimsedir, dediler.

Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhissalatü vesselam şöyle buyurdular:

“Bu kişi ahirette namaz, oruç, zekât gibi ibadetlerini yerine getirmiş olarak Allah’ın huzuruna gelir. Bununla beraber öyle günahlarla gelir ki kimilerine sövüp saymış, kiminin kanını akıtmış, kiminin malını yemiş, kimine iftira etmiştir. Bu durum karşısında onun ibadetlerinden elde ettiği sevaplardan alınıp hak sahiplerine dağıtılır. Eğer ibadetleri ve iyilikleri bu hakları ödemeye yetmezse hak sahiplerinin günahlarından alınıp hak yiyenin günahlarına eklenir. Böylece sevapları elinden gitmiş, günahları ise daha da artmış, dolayısıyla müflis durumuna düşmüş olan bu kişi cehenneme atılır.” (Müslim, Birr 59; bk. Tirmizî, Kıyâmet 2)

Başka bir hadiste Allah’ın huzurunda hesabı sorulacak olan günahlar affedilebilecek olanlar, affedilemeyecek olanlar ve affedilmesi şarta bağlı olanlar şeklinde üçe ayrılmıştır. Birincisinin kulun Allah’a karşı işlemiş olduğu günahlar, ikincisinin inkârcılık, üçüncüsünün de kul haklarından doğan günahlar olduğu bildirilmiştir. (Müsned, 6/240)

Diğer bir hadiste de üzerinde kul hakkı bulunan kimsenin hiçbir maddi bedelin geçerli olmayacağı kıyamet gününden önce hak sahibiyle helalleşmesi istenmiştir. (Buhârî, Mezalim, 10; Rikak, 48)

İslam âlimleri, bu tür hadislere dayanarak Allah katında kul haklarıyla ilgili tövbelerin kabul edilip günahların bağışlanabilmesi için, bu hakların sahiplerine ödenmesi veya onların rızalarının alınması gerektiğini bildirmişlerdir.

İnsanlar arasında müflis, parası ve malı bulunmayan veya pek az olan kimse diye bilinirse de Peygamber Efendimiz (asm), hakiki müflisin bunlar olmadığını açıklamıştır. Çünkü bu durum, daha sonra zengin olmakla ortadan kalkabilir veya ölümle sona erebilir. Gerçek müflis ise hadiste bildirilendir. Böyle kimseler tamamen mahvolmuş, helak olmuş, ahirete götürdüğü hayır ve hasenattan elinde hiçbir şeyi kalmamıştır. Bunların bütün iyilik ve sevapları, üzerlerinde hakları olanlara ve alacaklılarına verileceği gibi, günahları da onların üzerlerine yüklenecek, sonra da cehenneme atılacaklardır. Gerçek zarar ve ziyan, hakiki iflâs işte budur. Böyleleri ahiret yoksulu sayılırlar.

Hz. Peygamber (asm) Efendimizin “müflis kimdir?” tarzındaki sorusu, toplum tarafından onun kelime olarak bilinen manasını açıklamak değil, onları irşad etmek, aydınlatmak gayesi taşımaktadır. Nitekim Allah Resulünün (asm) müflisin ahiret hayatıyla ilgili olan gerçek anlamını onlara açıklamasından bunu anlamak mümkün olmaktadır.

Kişinin namazı, orucu, zekâtı ve benzeri ibadet ve taatları, onun iyilik kazanmasını ve sevap elde etmesini sağlar. Ancak, cennete girmek için bunlar yeterli olmaz. Emredilen ibadet ve taatlarla birlikte, hatta bunlardan daha önemli olarak dinin haram kıldığı, yasakladığı şeylerden sakınılması icap etmektedir. Özellikle maddi ve manevi yönü itibariyle, kulların haklarına tecavüz, amme mallarına hıyanet, Allah’ın affetmeyeceğini bildirdiği büyük günahlar arasındadır.

Bu nevi günahları işleyenler, dünyada hak sahipleriyle helalleşip tövbe etmedikleri takdirde, ahirette hak sahipleri onlardan haklarını alacak ve Allah’ın huzurunda hesaplaşacaklardır.

Başkasına sövmek, hakaret etmek, kötü söz söylemek, iftira etmek, namuslu insanların namusuna dil uzatmak, haksız yere birinin malını yemek, kanını dökmek, insanları dövmek, her nevi zulüm ve haksızlık, iyilikleri ve onlardan elde edilen sevabı ortadan kaldırır, sahibini cehenneme sürükler.

Kıyamet gününde ödenecek bir mal ve mülk yoktur.

Dolayısıyla haksızlıkların karşılığı, haksızlık yapanın iyi amellerinin sevaplarının alınması, üzerinde hakkı olanların günahlarının haksızlık yapanların üzerine yükletilmesi şeklinde olacaktır. Orada hiçbir hak zayi olmayacak, kimseye en küçük bir zulüm ve haksızlık yapılmayacaktır. Buna göre:

- Kul hakları başta olmak üzere, her türlü haramdan sakınmak gerekir.

- Kul hakları, maddi ya da manevi olabilir.

- Kişinin ibadet ve taatleri, üzerinde bulunan kul haklarını affettirmez.

- Kul hakları, ibadet ve taatin ve her çeşit iyiliğin sevabını ortadan kaldırabilir.

- Gerçek müflis, ibadet ve taatı olduğu halde, üzerinde bulunan haklar sebebiyle, bu amellerin sevabı hak sahiplerine verilince, kıyamet gününde cehenneme girmeyi hak edenlerdir. (bk. Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 2
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun