Şafi mezhebine göre doğum kontrolü yapma ile ilgili hükümler nelerdir?

 

İçindekiler

Toplumun temeli olan aileye İslâmiyet büyük önem vermiş, bu temelin ko­runması için birtakım tedbirler almıştır. Hz. Peygamber, imkân bulan herkesin evlenmesini tavsiye etmiştir.Evlenmenin hedeflerinden biri de neslin devamının sağlanmasıdır. "Do­ğum kontrolünün uygulanması, bu hedefe ulaşma yolunda büyük bir engel teşkil eder" düşüncesinden hareketle bazı din bilginleri, doğum kontrolü uygu lamalarına karşı çıkmışlardır. Ancak doğum kontrolü, kadını ve erkeği kısır­laştırmak değil de gebe kalmayı geçici olarak ertelemek anlamında düşünül­düğünde bazı gerekçelerle buna cevaz verilebilir. Şöyle ki:

 

•  Annenin gebelik meşakkatinden âzâde olarak çocuğunu tam iki yıl müddetle rahat ve sağlıklı bir şekilde emzirebilmesi için, müteakip gebeliği iki yıl süreyle ertelemesi,

• Anne veya babada, doğacak çocuğa bulaşacağı uzman hekimler tara­fından bildirilen bulaşıcı bir hastalık varsa, bu takdirde gebe kalmanın kesin olarak önlenmesi,

•  Gebe kalmanın veya doğurmanın, annenin hayatına son vereceği ve­ya sağlığını tehlikeye sokacağı uzman hekimler tarafından bildirilmiş ise, ge­beliğin kesin olarak önlenmesi,

• Koca, çocuklarının geçimini sağlamak amacıyla haram kazanç yolları­na tevessül edecek derecede maddî imkânsızlıklara maruz kalacaksa, karısı­nın gebe kalmayı ertelemesi,

• Maddî imkânsızlık, doğacak çocukların kötü ve yetersiz beslenmeleri­ne, dolayısıyla hastalanmalarına, zayi olmalarına yol açacak derecede had safhada ise, gebeliğin ertelenmesi,

• Gebe kalma durumunda süt emme çağındaki çocuk zarar görecekse, gebeliğin ertelenmesi caiz görülebilir. (Remli, Nihâyetü'l-Muhtâc, 8/240.)

 

Gebeliği önleme yöntemleri

Gebeliği önlemenin çeşitli yöntemleri vardır. İlâç kullanmak, rahim kanal­larını tıkamak, prezervatif kullanmak ve azil (cinsel ilişki esnasında erkeğin spermini kadının üreme organının dışına akıtması) bu yöntemlerden bazılarıdır. Azil yöntemini Asr-ı saâdet'te bazı sahâbîler de uygulamışlardır. Meselâ ashâb-ı kiramdan Câbir (r.a) bu konuda şöyle demiştir: "Biz Peygamberin (s.a.v) zaman-ı saadetlerinde azil yapıyorduk, (o sıralarda) Kur'an da nazil oluyordu (Azil yapmamızı yasaklayan bir âyet inmiyordu)." (Buhârî, Nikâh, 95.)

 

EVLÂT EDİNME      

 

Soru-70: Şafi mezhebine göre evlat edinme ile ilgili hükümler nelerdir?

 

Cevap:Câhiliye devrinde ve İslâmiyet'in ilk zamanlarında bazı aileler, sahipsiz çocukları himayelerine almak ve besleyip büyütmek üzere evlât edinirlerdi. Peygamber Efendimiz de nübüvvetten önce Zeyd b. Hârise'yi evlât edinmişti. Öyle ki insanlar ona Muhammed'in oğlu Zeyd demekteydiler. Derken şu âyet-i kerîme nazil oldu:"(Allah) evlâtlıklarınızı öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu sizin ağızla­rınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. Onları babalarına nisbet ederek çağırın. Bu Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır." (Ahzâb 33/4-5.)

 

Hak ve adalet dini olan İslâmiyet, insanın kan bağıyla bağlı olduğu ger­çek babasına nisbet edilmesini, onun evlâdı olarak bilinmesini öngörür. Aile­ye yabancı bir unsur olarak giren evlâtlık, çoğu kez intisap ettiği ailenin birey­leriyle uyum sağlayamaz. Kendini yabancı bir unsur olarak hissettiği için, ara­larında hiç de hoş olmayan anlaşmazlıklar ve bazan da önlenmesi mümkün olmayan huzursuzluklar meydana gelebilir.İslâmiyet kimsesiz çocukların gözetilmesini ve bakımının yapılmasını tav­siye etmekle beraber, evlât edinenle evlâtlık arasında hukukî sonuçlar doğu­ran evlât edinmeyi kabul etmez.Sokaklarda telef olmasınlar diye bakım ve gözetimi yapılmak üzere hima­ye altına alınan sahipsiz çocuklar, ergenlik çağına vardıklarında veya varma­dan kısa bir süre önce, kendilerine bakmakta olan koruyucu ailenin yanından alınırlar. Aralarında mahremiyet bağı oluşmadığı için, bu çocukların, ergen ol­duktan sonra koruyucu ailelerinin yanında kalmaları dinen uygun görülme­mektedir.Ancak zamanımızda kimsesiz çocukları, sırf hayır olsun diye himaye al­tına alarak bakıp yetiştirmek ve bazan da çocuğu olmayan ailelerin çocuksuz­luk özlemlerini gidermek ve bu alanda hissettikleri eksiklik duygusunu bastır­mak amacıyla yanlarına evlâtlık almayı arzuladıkları müşahede edilmektedir. Bu masumane amacı gerçekleştirmek için, iki yaşından küçük çocuklar, ne­seplerini korumak, anne ve babalarıyla bağlantılarını koparmamak kaydıyla evlât edinilebilir.Emzirilerek de mahremiyet problemi giderilebilir. Bakım ve gözetimini üstlenen koruyucu aile ile her ne kadar süt emme yoluyla bir mahremiyet oluş­sa da, taraflar arasında miras hükümleri câri olmaz. Bilindiği gibi miras hü­kümleri, nesep, nikâh ve velâ bağıyla birbirleriyle irtibatlı olan kimseler arasın­da cereyan eder.

 

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun