Hz. Muaviye'yi sevmesek sorumlu olur muyuz?

Soru Detayı

- İmam-ı Rabbani Mektubatında bütün sahabeleri sevmek gerektiğini, birini sevmeyenin hiçbirini sevmeyeceği anlamına geldiğini belirtiyor.
- Bazı kimseler ise "Muaviyeyi sevmem, ehli Beyte zarar veren birini sevemem." diyor. Bunu diyenler bu görüşünden mesul olur mu?
- Veya biz de Muaviyeyi sevmesek mesul olur muyuz?
- Bediüzzaman da hiçbir sahabeye yetişilemeyeceğini söylüyor. Siz ne dersiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Öncelikle, tarihi rivayetler üzerine bir hüküm bina edebilmek için, gelen rivayetlerin doğruluğunu tespit etmek gerekir ve bu hiçte kolay değildir. Zira ilk dönemlerden itibaren İslam alimleri tarihi rivayetler ile hadis-i şerif olarak nakledilen rivayetleri değerlendirirken veya kritiğe tabi tutarken aynı ölçüleri kullanmamışlar. Hadislerin rivayetinde kılı kırk yararak gayet sıkı eleştiri yöntemi kullanmışlar. Buna mükabil tarihi rivayetler genelde itikadi veya fıkhi hükümlere kaynaklık etmediğinden, bu konuda daha müsamahakar davranmışlardır.

Örneğin şu an elimizde bulunan en eski tarihi kaynaklardan olan ve kendisinden sonra yazılan tüm tarih kitaplarına kaynaklık eden Taberi’nin “Ümmetler ve Hükümdarlar Tarihi” adlı kitabının hemen başında Taberi, kitabında okuyucunun eleştireceği pek çok malumatın olduğunu, ancak bunların kendisine nakledilen birer malumat olduğu için, kendisinin de aktardığını söylemiş, yani doğruluğunu iltizam etmemiştir.

Bugün sahabe nesli başta olmak üzere, ümmetin selefi hakkında bir hükme varmadan önce, bu esasın dikkate alınması ve tarih kitaplarında kaydedilmiş malumatı olduğu gibi kabul etmemek gerekir.

İkinci olarak: Müslümanların ilk dönemden itibaren yüzde doksanını oluşturan Ehl-i sünnet akaidinde sahabe denilen nesil masum kabul edilmemiştir. Yani kişi sahabidir, ancak günah işleyebilir, hata edebilir. Dört halife de dahil bu kuralın istisnası yoktur.

Dolayısıyla aynı kural Hz. Muaviye veya başka bir sahabi için de geçerli olmaktadır.

Bununla birlikte Hz. Muaviye’nin bizatihi kendisinin Hz. Ali’ye sövdüğü veya sövdürdüğü iddiası doğru değildir. Ancak Muaviye’den sonra gelen Emevi sülalesinden olan kimi hükümdarların Hz. Ali’ye beddua ettiği veya kötü ifadeler kullandıkları tarihi rivayetlerde bulunmaktadır. Fakat, aynı sülaleden gelen Ömer b. Abdulaziz gibi zatların hutbelerde Hz. Ali aleyhine söylenen sözleri yasakladığı ve diğer halifelerle birlikte hayır ile yadetttiği de kitaplarda kayıtlıdır.

Ehl-i sünnet alimlerinin tamamı Hz. Ali ile Hz. Muaviye’nin anlaşmazlıklarında Hz. Ali’nin haklı olduğunu kabul etmiş, ancak diğer tarafın da bu konuda içtihat ettiğini ve içtihadında hata ettiğini söylemiştir.

Burada Hz. Muaviye ile ilgili şu hususları hatırlamak gerekir:

Hz. Muvaiye öncelikle Peygamber Efendimiz (asm)'in kayınbiraderidir. Peygamberimizin vahiy katiplerindendir. Yani Peygamberimiz vahyi yazması için ona itimat etmiştir. Abisinin vefatından sonra Hz. Ömer döneminden itibaren Şam’da valilik yapmaya başlamış, Peygamberimiz (asm)'in müjdelediği deniz seferi onun döneminde yapılmış ve Kıbrıs onun emriyle alınmıştır. Son olarak Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hasan onu ehil görmüş olmalı ki hilafeti ona devretmiştir.

Bütün bunlarla beraber bir hatası veya suçu varsa, onu hesaba çekecek olan Yüce Allah’tır.

Cevap 2:

Sahabeyi sevmek imanın gereklerindendir. Zira Kur’an onların eliyle bize ulaşmıştır. Onlara söylenecek bir sözün bir Müslüman için kendi bindiği dalı kesmek anlamına geleceği unutulmamalıdır.

Kur’an-ı Kerim'in onlarca ayetinde sahabe övülmüş, Allah’ın onlardan razı olduğu ifade edilmiştir. Peygamber Efendimiz (asm) de pek çok hadisinde,

 “Ashabıma sövmeyin. Vallahi sizden biri Uhud dağı kadar olan altınını Allah için tasadduk etse, ashabımın tasadduk ettiği bir avuç buğday kadar kıymetli olmaz.” (Müslim, Fedâilu's-Sahâbe, 54; Ebû Dâvûd, Sünnet, 11; Tirmizî, Menâkıb, 59)

buyurarak, sahabi neslinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır.

İslam akaidini özetlemesi bakımından makbul sayılan kitapların başında gelen Tahavi akaidinde şu ifadeler yer almaktadır:

“Allah Resülünün ashabını severiz ve onlardan birine sevgi yönüyle aşırıya kaçmayız. Onların hiçbirinden teberri (uzaklaşmak) etmeyiz. Onlara buğz edene ve hayır ile yad etmeyenlere biz de buğz ederiz. Onları ancak en güzel bir şekilde anarız."

Sahabe hakkında özellikle de o dönemde meydana gelen bir takım huzursuzlukları kaynakları ciddi bir anlamda eleştiriye tabi tutarak ele alması bakımından Muhammed Salih Ekinci Hocanın “Sahabe Dönemi” adlı kitabına başvurabilirsiniz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR