Hûd Suresi 110. ve 111. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
Değerli kardeşimiz,
Hûd Suresi
110.-111. Ayetler
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَاخْتُلِفَ فٖيهِؕ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْؕ وَاِنَّهُمْ لَفٖي شَكٍّ مِنْهُ مُرٖيبٍ ﴿١١٠
وَاِنَّ كُلاًّ لَمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمْ رَبُّكَ اَعْمَالَهُمْؕ اِنَّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ خَبٖيرٌ ﴿١١١
Meal
﴾110﴿ Gerçek şu ki biz Mûsâ’ya da kitabı vermiştik; onda da ihtilâfa düşüldü. Eğer rabbin tarafından daha önce verilmiş bir söz olmasaydı işleri bitirilirdi. Onlar kitap hakkında derin bir şüphe içindedirler.
﴾111﴿ Şüphesiz rabbin, onların her birine yaptıklarının karşılığını tam olarak verecektir. Rabbin, onların yapmakta olduklarından haberdardır.
Tefsir
Daha önce Hz. Mûsâ’nın Firavun ve adamlarına mûcizelerle gönderildiği bildirilmişti (âyet 96-97). Mûsâ Firavun’a karşı verdiği tevhid mücadelesinden sonra İsrâiloğulları’nı Mısır’dan çıkarıp Sînâ yarımadasındaki Tîh çölüne getirmeyi başardı. Burada Sînâ dağında kendisine Tevrat adındaki ilâhî kitap vahyedildi. İşte âyette Mûsâ’ya verildiği bildirilen kitap budur.
Ancak Hz. Mûsâ’nın ümmeti onun Firavun’a karşı verdiği mücadeleyi ve gösterdiği mûcizeleri bilmelerine rağmen bu kutsal kitabı anlama ve uygulama hakkında ihtilâfa düştüler. Kitabın bazı hükümlerini gizleyenler, onu istedikleri yönde yorumlayanlar, kendi fikirlerini kutsal kitabın içine katarak bunun Allah tarafından gönderilmiş olduğunu ileri sürenler oldu (İbn Âşûr, XII, 169-170).
“Daha önce verilmiş söz”den maksat, Allah’ın, kitap hakkında ihtilâfa düşenleri hemen cezalandırmayıp belirlenen zaman gelinceye kadar bekleyeceğine (Taberî, XII, 123) veya kıyamet gününe kadar onlara mühlet vereceğine dair sözüdür (Şevkânî, II, 600). Bir başka görüşe göre “Allah’ın, peygamber gönderip hak din ile ilgili deliller göstermedikçe ve bunlar üzerinde düşünme imkânı vermedikçe kişiyi cezalandırmayacağına dair ezelî sözü”dür (İbn Kesîr, IV, 282).
İşte yüce Allah’ın önceden böyle bir sözü geçmemiş olsaydı suçluları hemen cezalandırır ve işlerini bitirirdi. Fakat O’nun isimlerinden biri de “çok sabırlı” anlamına gelen sabûrdur; acele etmez, ezelde takdir edilmiş olan zamanın gelmesini bekler, zamanı geldiğinde dilerse şiddetle cezalandırır ve suçluların işini bitirir (krş. Tâhâ 20/129).
110. âyette kitap hakkında derin bir şüphe içinde oldukları bildirilenlerin Kur’an hakkında şüphe eden müşrikler olduğunu söyleyenler varsa da, âyetin bağlamı dikkate alındığında bunların Tevrat hakkında şüphe eden İsrâiloğulları yani Hz. Mûsâ’nın kavmi olduğu anlaşılır (krş. Şûrâ 42/14). Âhirette kimin haklı kimin haksız olduğu ortaya çıkacak ve Allah Teâlâ bunların her birinin yaptıklarının karşılığını verecektir.
Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 203-205
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Meryem Suresi 51., 52. ve 53. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Secde Suresi 23. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- A'râf Suresi 109. ve 110. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Yûnus Suresi 75., 76., 77., 78., 79., 80., 81. ve 82. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Hûd Suresi 96., 97., 98. ve 99. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Tâhâ Suresi 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16., 17., 18., 19., 20., 21., 22., 23. ve 24. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Şuarâ Suresi 61., 62., 63., 64., 65., 66., 67., 68. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Naziât Suresi 15., 16., 17., 18., 19., 20., 21., 22., 23., 24., 25., 26. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Kasas Suresi 30., 31. ve 32. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Tûr Suresi 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?