Günahları küçük görmek, kişinin bozulduğu anlamına mı gelir?

Tarih: 12.11.2014 - 13:40 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Enes Bin Malik'den ''Siz bazı şeyler yapıyorsunuz ve o yaptıklarınızı gözünüzde kıldan daha ince görüyorsunuz. Halbuki biz, Peygamber aleyhissalatü vesselam zamanında onları büyük sayardık.'' (Buhari, Rekaik, 32/6492)
- Böyle bir hadis var mı varsa sahih mi?
- Bu hafife alınan günahlar nelerdir?
- Bir de Enes bin Malik bu ifadeyi Peygamber Efendimizin vefatından ne zaman sonra kullanmıştır?
- Yani insanlar ne kadar sürede bu şekilde bozulmaya başlamıştır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bu hadisin tercümesi şöyle yapılabilir: Hz. Enes bazı muhataplarına anlatıyor:

“Siz (genel olarak bu zamandaki insanlar) öyle bazı (kötü) işler yapıyorsunuz ki, onlar sizin güzünüzde kıldan daha incedir(daha küçüktür). Oysa biz  Hz. Peygamber (asm) döneminde onları helak edici (büyük günahlardan) sayardık.” (Buhari, Rikak, 32)

- Hadis sahihtir.

- Hz. Enes hicri 93. yılında /Hz. Peygamber (asm)'in vefatından 83 yıl sonra, 103 yaşında vefat etmiştir. Genel olarak bu hadisi zikrettiği dönem tabiin dönemidir.

- Bu hadisten tabiin döneminde fazlaca günahların işlenmeye başladığını anlamaya çalışmak çok yanlış bir yaklaşım olur. Bu ifadeden anlaşılması gereken şudur: Az da olsa bazı kimseler o dönemde bazı küçük günahlar işliyorlar ki, saadet asrında onlar helak edici sayılıyordu.

- Helak edici yedi günah, “es-Sebu’l-mubikat” hadislerde yer almıştır: “Allah’a şirk koşmak, sihir yapmak, haksız yere adam öldürmek, faiz yemek, yetim malını yemek, savaş meydanından kaçmak, iffetli kadınlara iftira etmek.” (Buhari, Vesaya, 23; Tıp, 48, Hudud, 44; Müslim, İman, 144)

Soruda yer alan hadisin ifadesinden bu gibi büyük günahlardan söz edilmediği anlaşılmaktadır.

- Hz. Enes o dönemde bazı kimseler tarafından bazı küçük günahların -küçüktür diye önemsenmediğinden- pervasızca işlendiğini görmüş, rahatsız olmuş ve böyle bir uyarıda bulunmuştur.

- Hadisin ifadesini, başka hadis rivayetlerinin ışığında şöyle anlamakta fayda vardır:

Genel olarak küçük günahlar küçük de olsa ısrarlı bir şekilde tövbe etmeden işlenirse bu ısrar, o küçük günahları büyük konuma sokar. Kuvvetli bir ihtimalle Hz. Enes’in “Hz. Peygamber döneminde biz onları büyük günahlardan sayardık.” demesinden maksadı, “o dönemde küçük günahlarda ısrar etmenin o günahları büyük günahlar sınıfına koyduğunu düşündüklerini” anlatmaktır.

Buhari’nin bu hadisin başlığını: “Küçük günahlardan sakınma” manasına gelen bir ifade kullanması da konunun aslının küçük günahlar olduğunu göstermektedir.

İmam Ahmed b. Hanbel’in “hasen” bir senetle Sehl b. Sad’dan rivayet ettiğine göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

“Zinhar önemsiz (görülen küçük) günahlara bulaşmayın. Çünkü bu önemsiz, küçük günahların misali, bir vadinin içinde konaklayan bir topluluğun topladığı odunların durumuna benzer. Ki onlardan biri ufak bir odun parçasını, diğeri başka bir odun parçasını getirdiler ve sonunda ekmeklerini pişirecek (ateşi oluşturacak) kadar odun topladılar. Küçük günahlar da böyledir. Sahibi onları aldığı / işlediği (veya ondan dolayı hesaba çekildiği) takdirde (bu günahlar) onu helak ederler.” (İbn Hacer, Fethu’l-Bari,11/329)

Diğer bir rivayette Hz. Ebu Eyyub el-Ensari’den naklen şu manaya gelen ifadelere yer verilmiştir:

“Kişi yaptığı bazı güzel amellerine güvenir ve küçük günahlarını unutur da Allah’ın huzuruna vardığı zaman günahların her taraftan kendisini sardığını görür. Diğer taraftan kişi, işlediği bazı günahlardan dolayı hep tedirginlik duyar ve (manevi bir tövbe hükmünde olan bu tavrından ötürü) Allah’ın huzuruna emin bir şekilde girer.” (bk. İbn Hacer, 330)

Konuyla ilgili önemli bir hadis rivayeti daha vardır. Bu rivayet bazı yollardan merfu olarak gelmiş, ancak senedi zayıf kabul edilmiştir. Hz. İbn Abbas’a mekuf (onun sözü olarak) gelen rivayet ise sahihtir ve şöyledir:

“Tövbe, istiğfarla karşılanan büyük günah artık büyük değildir. Israrla (sürekli) yapılan küçük günah da küçük kalmaz / büyür.” (bk. Taberi,8/245; İbn Ebi Hatim,3/934; Suyutî, ed-Durru’l-Mensur, 2/500; Beyhakî, Şuabu’l-İman, 5/456)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun