Ey bütün nurlardan önce var olan nur, duasını nasıl anlamalıyız? Nurun maddi bir karşılığı var mıdır?

Soru Detayı

- Cevşenin 46. babında “Ey bütün nurlardan önce var olan nur!” deniyor. Bu bağlamda Allah'a nur diyebilir miyiz?

- Nur kelimesi Allah’ın sıfatlarından biri olarak geçiyor, fakat burada sıfat durumunda değil, bunu bu şekilde demek ne kadar uygun olur?

- Ve nur tamamıyla mecazi bir kelime midir? Nurun maddi bir karşılığı var mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Nur ayetinde “Allah göklerin ve yerin nuru” olduğu bildirilmiştir. (Nur, 24/35) Bu ayeti açıklayan alimler, "nur" kavramı ve dolayısıyla “Allah göklerin ve yerin nurudur.” mealindeki ifadenin manası hakkında şu yorumlara yer vermişlerdir:

a) Allah, göklerdeki ve yerdeki nurun, aydınlığın yaratıcısıdır, malikidir, sahibidir. (Zemahşeri)

b) Allah, göklerin ve yerin müdebbirdir, yönlendiricisidir, aydınlatıcısıdır. (Tebari, Razî)

c) Taberi’nin ve Razî’nin tercihi: “Allah gök ve yer ahalisinin hâdisidir / hidayet edicisidir." (Taberî, Razî) Çünkü hidayete erdirmek, yol göstermek ve doğru yolu aydınlatmak, nurlandırmak anlamına gelir.

Burada daha geniş bir kapsamı algılamak ve ona göre bir mana vermek de mümkündür. Buna göre denilebilir ki; Allah göklerin, yerin / bütün kâinatın ve içindekilerin nurudur, hâdisidir. Yani bütün varlıkları onların varlık gayelerine uygun istihdam eder, onları fıtri vazifelerine yönlendirir, varlıkta devam etmeleri için gereken şartlara uyumlarını sağlar, yollarını aydınlatır, Nur isminin tecellisi doğrultusunda her şeyi nurlandırır.

d) Nur kavramı biri maddi, biri manevi olmak üzere iki manada kullanılır. Mesela basarın (gözün) görmesi bir nurdur, kaynağı güneş ışığıdır. Basiret (aklı gözü) de bir nurdur, kaynağı ise ilimdir. Hakiki ilimden doğru olarak elde edilen bilgi nuru, gözün güneşin ışığı altında gördüğü nurdan daha kuvvetlidir. Çünkü göz bazen yanılabilir. Yanılgısını tespit etmek ise ancak basiret ve akılla mümkündür.

Buna göre, bir ismi Nur olan Allah hakiki nurdur ki, maddeden münezzeh, zaman ve mekândan müberra, hudûs ve imkândan mualla, öyle manevi bir nurdur ki, bütün maddi ve manevi bütün nurların yaratıcısıdır, NURUDUR / MÜNEVVİRİDİR. İslam akidesinin gereği olarak Allah’a maddi bir nur nazarıyla bakmak mümkün değildir. (Krş. Razi, İbn Aşur)

Bu açıklamaların ışığında Cevşen'in söz konusu 46. fıkrasını şöyle anlamak gerekir:

- Allah Nur’dur, fakat hiçbir nura benzemez.

- Allah, -ister güneş gibi maddi olsun, ister akıl ve ilim gibi manevi olsun-, bütün nurları yaratandır.

- Allah bütün merhametlilerin en merhametlisi olduğu gibi, bütün nurluların da en nurlusudur. Mesela, hiçbir ilim nuru, onun ilim nuruna ulaşmaz. Hiçbir varlık maddeden uzaklıkla kazandığı nuru, onun maddeden uzak olan nuru ile kıyaslanmaz.

- “Allah’ın hiç bir benzeri yoktur.” mealindeki ayette ifade edildiği gibi, hiçbir nur, onun nur sıfatına benzemez. Onun nuru ezeli, ebedi, sermedi olduğu için, bütün nurlardan daha önce de vardır, daha sonra da vardır. Bütün nurlardan daha latiftir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Allah nur mudur? Nur Allah'ın mahlukudur, ne demektir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR