Ebu Hüreyre, "Hz. Peygamber'den iki ilim öğrendim birini yaydım, diğerini saklı tuttum." demiş midir? İlmi gizlemek caiz midir?

Tarih: 12.07.2012 - 10:41 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ebu Hureyre (R.A), "Hz. Peygamber'den iki ilim öğrendim; birini yaydım, öbürünü saklı tuttum, onu da yaysaydım başımı keserlerdi." demiş midir?

- İnsanın aklına öyle bir mana geliyor ki, "Yani benim bildiğim öyle gerçekler var ki İslam akidesine aykırı, eğer ben onları sizlere açıklarsam beni kafir diye öldürürsünüz." gibi bir mana akla geliyor (bazı İslam alimlerinin sekir hallerindeki bazı hâl ve tavırları gibi).

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Rivayete göre, Ebu Hüreyre (ra), şöyle demiştir:

"Resûlullah’dan (asm) iki kap (dolusu) ilim öğrendim. Birisini yaydım; anlatıp herkese duyurdum, ikincisini söyleyecek olsam, şu boğazım kesilirdi." (Buhârî, İlim, 42)

Öncelikle ifade edelim ki, en çok hadis rivayet eden sahabi, Hz. Ebu Hüreyre’dir. Hatta Ebu Hüreyre, neden çok hadis rivayet ettiği, kendisine sorulduğu zaman, “Kur'ân'da iki ayet olmasaydı, hiçbir hadis rivayet etmezdim.” demiş ve şu ayetleri okumuştur:

“Gerçekten indirdiğimiz açık delilleri ve doğru yolu, Kitap’ta insanlara açıkça gösterdikten sonra gizleyenler var ya, onlara hem Allah lânet eder hem de lânetçiler lânet eder. Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar müstesnadır; zira ben onların tövbelerini kabul ederim. Tövbeleri en çok kabul edici ve günahları en çok bağışlayıcı benim.” (Bakara, 2/159-160; bk. Buhârî, Hars 21; Müslim, Fedâilü's-sahabe 159)

Demek ki, Ebu Hüreyre (ra), dini açıdan bilinmesi gerekli hiçbir şeyi gizlememiştir.

- O halde, soruda da belirtildiği gibi, Ebu Hüreyre’nin gizlediği ilim neydi ve gerçekten hep gizlemiş midir?

İlim adamları, Ebu Hüreyre'nin öğretip saçmadığı ve yazdığı taktirde kendisi adına fitneye (azaba, işkenceye) uğratılmasından ya da öldürülmekten korktuğu bilgilerin, fitneler ile mürted ve münafıkların şahıs olarak tayini ve bu türden olup apaçık âyetler ve hidâyet ile ilgisi olmayan şeylerle ilgili olduğunu söylemişlerdir. (bk. Kurtubi, Bakara 159. ayetin tefsiri)

Diğer taraftan, Hz. Peygamber (asm)'in öğrencileri olan sahabiler, kıt akıllı, sıradan kimselere, anlayamayacakları ve hadislerin sadece görünüşteki manasına bakarak yanlış mana çıkarma ihtimali olan kimselere, müteşâbih (anlaşılması herkesçe mümkün ve muvafık olmayan) hadisleri rivayetten kaçınmışlar ve bunu yasaklamışlardır. Yahut aklı zayıf bu kimselerin, benzeri hadisleri anlayamadıklarından dolayı itiraz etmeleri ve bu sebeple de Allah ve Resûlü'nü yalanlamaya gitmeleri endişesinden bu tavrı takınmışlardır.

Bu yüzden İbn Mesud (ra), şöyle demiştir:

"Bir topluluğa akıllarının ermeyeceği bir söz söylersen bu söz, onların bazısının fitneye düşmesine yol açar." (İbn Abdilberr, Beyâni'l-İlm, 1/124)

Hz. Ali (ra) de şöyle demektedir:

"İnsanlara anlayabildikleri şeyleri haber veriniz; Allah ve Resûlü'nün yalanlanmasından hoşlanır mısınız?" (Buhârî, İlim,49)

Bazı alimler de Ebû Hüreyre'nin gizlediği bu tür haberlerin, kötü idarecilerin hâllerini ve dönemlerini açıklayan hadisler olduğunu söylemişlerdir. Bunlar da, dini hükümleri içeren haberler değildir.

Yine, söz konusu haberlerin, kıyamet alâmetleri, insanların hâllerinin değişmesi ve fitnelerle ilgili hadislerin olması da ihtimal dahilindedir. Çünkü bu tür hadiselerle yakından tanışmayan kimseler, inkâra gidip bilmeden itiraz edebilirler. (bk. Abdülgani, Sünnetin Delil Oluşu, Sahabe'yi Hadis Rivayetinden Kaçmaya ve Bunu Yasaklamaya Sevkeden Sebepler)

Ayrıca, onun gizlediği haberlerin bir kısmı şu örnekte olduğu gibi, verdiği müjdeli habere güvenen insanları gevşekliğe sevkedecek nitelikteki hadisler de olabilir:

Bir gün, Resûlullah (asm), "İçtenlikle Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet getiren herkese, Allah, cehennemi haram kaldı." buyurur. Muaz (ra):

"Ey Allah'ın Resûlü! Bunu, insanlara haber vereyim de sevinsinler mi?" deyince, Hz. Peygamber (asm):

"Ama o takdirde, bu müjdeye güvenip amelden gevşerler." uyarısında bulunur.

Hz. Muaz da bu hadisi, ölüm döşeğine düşünceye kadar haber vermez. Ancak ölüm esnasında, ilmi gizlemenin vebalinden kurtulmak için bunu nakleder. (Buhârî, İlim, 49; Müslim, îman, 53)

Özetle söylemek gerekirse, ilgili rivayetler, kıyamet alametleri, ümmetin başına gelecek olan bazı fitneler ve yine onların başına geçecek zâlim idarecilerle alâkalı haberler olmalıdır. Ebû Hüreyre’nin (ra) bazen kinayeli olarak aktarmış olduğu haberler de bu kanaati güçlendirmektedir.

Meselâ, Allah Resûlü’nün (asm) “Vukuu yaklaşan şerden dolayı vay Arap’ın hâline.” (Buhârî, Fiten 4) sözü ile Ebû Hureyre’nin “60 yılının başları ve yönetimin çocuklara geçtiği (günlerden) Allah’a sığınırım.” (İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, 1/261) ifadeleri buna işaret etmektedir.

O hâlde Ebû Hureyre (ra), anlaşılmasında güçlük çekilen haberlerden dolayı Allah ve Resûlü yalanlanmasın diye ancak insanların anlayabilecekleri, akıllarının alabileceği ve istifade edebilecekleri şeyleri dile getirmeye özen göstermiştir. Bundan dolayı da bildiği her şeyi anlatmaktan çekinmiştir. (M. Accâc el-Hatîb, Ebû Hureyre Râviyetü’l-İslâm, s. 266)

İlave bilgi için tıklayınız:

Ebu Hureyre hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Çok hadis rivayet etmesinin nedenleri nelerdir? Rivayet ettiği hadislere yapılan eleştirilere nasıl cevap vermek gerekir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun