Dört mezhebin görüşleri Kur'an ve sünnete aykırı osla, yine onlara mı uymak gerekir?

Tarih: 12.01.2015 - 00:33 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hanefi ulemasından Kerhi, Celaleyn tefsiri üzerinden yaptığı haşiyede (Kehf Suresi 24. ayet için);
"Dört mezhebin görüşleri Kur'an, sünnet ve sahabenin görüşlerine aykırı bile olsa onlara muhalefet asla caiz olmaz." demiş midir?
- Demişse bu Kur'an'ın 23/Mü'minûn-53. ayetinin bir tezahürü olmuyor mu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Evet, "Haşiyetü’s-Savi" isimli eserde böyle bir söz geçmektedir. (bk. Muhammed es-Savi, Haşiyetu’s Savi ala Tefsiri’l Celaleyn, Mısır, Tsz, 3/10)

- Böyle bir görüşün doğru olduğunu iddia etmek mümkün değildir.

- Bir mezhebe tabi olmanın zaruretine vurgu yapılırken, maksadını aşan böyle bir ifadeye yer verilmiş olabilir.

- Mezhepler arasındaki farklı görüşler Kur’an ve sünnetin farklı tarz-ı telakkisinden gelir. Manası açık olan Kitap ve sünnete aykırı zaten içtihat yapılamaz. “Mevrid-i Nas’da içtihada mesağ yoktur.” şeklindeki fıkhi düstur, bu gerçeği seslendirmektedir.

- Ancak, soruda geçen bu sözden hareketle, dört hak mezhepleri ademe mahkum etmek ve kâfirleri muhatap alan Müminun suresinin 53. ayetinin tehdidine maruz kaldıklarını ima etmek yerden göğe haksızlıktır.

- Şunu da belirtelim ki, mezhepleri kabul etmemek de bir “mezhepsizlik” mezhebidir. Çünkü, mezhep görüş demektir. Mezhepsizlik davası da bir görüştür. İslam ümmetinin büyük çoğunluğunu teşkil etmiş ve etmekte olan dört hak mezhebin bir kenara bırakılması, “Sevad-ı azama ittiba”ı emr eden Nebevi emrin dışına çıkmak anlamına gelir.

“Ancak söz konusu ümmetler işlerini kendi aralarında parça, parça böldüler. Her grup, kendilerine ait görüşlerden ötürü sevinçle övünüp durmaktadır.” (Müminun, 23/53)

mealindeki ayetin asıl muhatapları, önceki ümmetlerle Kureyş müşrikleridir. (bk. Taberi, Razi, Beydavî, Kurtubi, ilgili yer)

- Bu ayette ifade edilenler şayet İslam ümmetine de uzaktan bir işareti olsa bile, bu asla hak dört mezhep için değildir. Bir hadiste Peygamberimiz (asm):

“Ümmetim yetmiş iki fırkaya ayrılır, onlardan sadece biri kurtuluş ehlidir.” diye buyurdu. Bunların kimler olduğu sorusuna, “Bunlar cemaatte olanlardır.” buyurdu. (Ahmed b. Hanbel, 3/145; Zevaid, 6/226)

Diğer bir rivayette “Bunlar benim ve ashabımın üzerinde bulunduğu yolda olan kimselerdir.” manasındaki ifadeye yer verilmiştir.

Görüldüğü gibi, yukarıdaki ayetin siyak ve sibakından ve bu hadisten de anlaşılacağı üzere, gerek ilgili ayet gerekse bu gibi hadislerde yer alan fırkalar “dinin temel esasları” ile ilgili ihtilaflardır. Furuatla ilgili değildir. (bk. Kurtubî, ilgili ayetin tefsiri)

Eğer bu gibi ayet ve hadisleri feri içtihadi meselelere hamletsek, bir mezhebi veya mezhepsizliği savunan herkesi cehennemlik saymak gerekir. Halbuki mutedil ve İslam’ın ruhuna uygun olan, feri meselelerde herhangi bir mezhebe bağlı olmayanlar da küfürle itham edilmez.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun