Bir kadını öpmüş ve bir ayet inmiş?
- Şu manada bir olay okumuştum:
"Bir sahabe bir kadını öpmüş ve gelip Peygamber Efendimize anlatmış. Bunun üzerine Hud suresi 114. ayet inmiş..."
- Bu olay doğru mu? Bu konuda rivayet var mı?
- Bunu nasıl anlamak lazım; açıklar mısınız?
Değerli kardeşimiz,
Evet, bu manada bir rivayet vardır.
İbni Mes’ûd (ra) şöyle dedi:
وعن ابنِ مسعودٍ رضي اللَّه عنه أَنَّ رَجُلاً أَصَابَ مِنَ امْرَأَةٍ قُبْلَة ، فَأَتَى النَّبِيَّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم فأَخبره ، فأَنزل اللَّهُ تعالى :
[ هود : 114 ] { وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرََفي النَّهَارِ وَزُلَفاً مِنَ الَّليْلِ إِنَّ الحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ } فقال الرجل : أَلي هذا يا رسولَ اللَّه ؟ قال :
«لجَميعِ أُمَّتي كُلهِمْ »
Bir kadını öpmüş olan bir kişi Peygamber (asm)’e gelerek olayı anlattı. Bunun üzerine Allah Teâlâ, “Gündüzün iki yanında ve gecenin gündüze yakın saatlerinde namaz kıl. Gerçekten iyilikler, kötülükleri silip süpürür.” (Hûd, 11/114) âyetini indirdi. O kişi:
- Ey Allahın Resûlü! Bu hüküm bana mı aittir, dedi. Resûl-i Ekrem (asm):
“Bütün ümmetime aittir.” buyurdu. [Buhârî, Mevâkît 4; Tefsîru sûre (11), 6; Müslim, Tevbe 39-43].
Hadiste söz konusu olan kişi büyük bir ihtimalle Ebü’l-Yüsr Kâ’b İbni Amr’dır. Kadının kim olduğu ise bilinmemektedir. Ebü’l-Yüsr, Akabe biatlarına ve Bedir Gazvesi’ne katılmış bir sahâbîdir. Hatta onun Bedir Gazvesi’nde, Hz. Peygamber’in (asm) amcası Abbas İbni Abdulmuttalib’i esir aldığı da bilinmektedir. Kendisi Bedir Harbi’ne katılan mücâhidlerin en son vefat edeni olup hicrî 55 yılında Medine’de vefat etmiştir.
Tirmizî’nin bir rivâyetinde [Tefsîru sûre (11), 6] bizzat Ebü’l-Yüsr olayı şöyle anlatmaktadır:
Hurma satın almak için bana bir kadın geldi. Ona evde daha iyisi var dedim. İçeriye benimle beraber girdi. Ben de üzerine saldırıp öptüm. Daha sonra, duramadım bu yaptığımı Hz. Ebû Bekir’e anlattım.
“Tövbe et, kendini dile düşürme.” dedi.
Ömer’e anlattım. O da aynı şekilde:
“Tövbe et, kendini dile düşürme.” dedi.
Bu cevaplardan tatmin olmadım, daha sonra Resûlullah’a (asm) gelip durumu arzettim.
“Allah yolunda savaşa gitmiş bir Müslümanın hanımına böyle mi bakarsın?” buyurdu.
Bunun üzerine ben içimden:
“Keşke şu ana kadar Müslüman olmamış olsaydım.” diye temennide bulundum.
Resûlullah uzun süre başını eğip sessiz kaldı. Nihâyet kendisine Hûd sûresinin 114. âyeti vahyolundu.
Olayın bundan sonrası, yukarıda hadis-i şerifte geçtiği gibidir.
Ebü’l-Yüsr’ün bu davranışında sanki şu âyet-i kerimeye ittiba gayreti vardır:
“Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’dan bağışlanmayı dileseler, Resul de onlar için istiğfar etseydi Allah’ı ziyâdesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.” (Nisâ, 4/64).
Sabah, öğle ve ikindi namazları gündüzün iki ucunda, akşam ve yatsı namazları da gecenin gündüze yakın olan kısmında olan namazlardır. Böylece Hûd sûresi’nin 114. âyetinde beş vakit namazın kılınması istenmiş olmaktadır.
Âyet-i kerîme, beş vakit farz namazın, bu namazlar arasında işlenen (küçük) günahlar için kefâret olduğunu belirlemektedir. “İyilikler, kötülükleri yok eder” âyeti ile Kur’an, hadd denilen cezâları gerektiren büyük günahlar dışında kalan hata ve kötülüklerin ibadetler ve daha başka iyilikler ile ortadan kaldırılabileceğini bildirmektedir. Nitekim Hz. Peygamber (asm) de bir hadîs-i şerîfinde “İşlediğin kötülüğün peşinden hemen bir iyilik yap ki, bu iyilik o kötülüğü silsin süpürsün!” buyurmuştur (bk. Tirmizi, Birr 55).
Olayın kahramanının âyet-i kerîmedeki müjdenin sadece kendisi için mi olduğunu sorması, hükmün bütün ümmete yönelik olduğunun açıklanmasına vesile olmuştur. Bu da hiç şüphesiz Müslümanlar için son derece büyük bir lütuf ve ümit kaynağıdır. Zira hadisin bu şekildeki vürûdundan anlaşılan odur ki, iyiliklerin kötülükleri ortadan kaldırması, Ümmet-i Muhammed’e (asm) mahsus bir ilâhî ikrâmdır.
Özetle:
- Cinsel ilişki söz konusu olmadığı sürece öpmek, tutmak ve kucaklamak gibi fiiller için belirlenmiş bir cezâ yoktur. Bu gibi fiillerin cezasını (ta’zîr) hâkimler takdir eder.
- Kendisi için belli bir cezâ tayin edilmemiş suçlar, işlenecek iyilikler ile ortadan kaldırılabilir.
- Beş vakit namaz, küçük günahlara kefârettir.
- Tövbe kapısı her zaman açıktır.
- Belli olaylar vesilesiyle vahyolunmuş hükümler, aynı türden olayların tamamı için geçerlidir. Bir başka ifade ile sebebin husûsî / özel olması, hükmün umûmî / genel olmasına mâni değildir.
(bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., Hadis No: 435)
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Gazinin hanımına zina dışında her şeyi yapan, nasıl affedilir?
- HASENE
- Kadının baş açık gezmesi ibadetlerine mani olur mu?
- Hud suresi, ayet 114. 'Gündüzün her iki tarafında ve gecenin saçaklarında (gündüze yakın olan saatlerinde) namaz kıl!' Ayetini açıklar mısınız?
- Saçı açık olan kadın, neden cehenneme gider?
- Yakın akraba ve nesebî kardeşlere olan vazifelerimiz nelerdir?
- Kuş besiciliği yapmak ve satmak caiz mi? Ben kafeste kanarya besliyorum. Bunları çiftleştiriyorum. Kuşları satarak para kazanıyorum...
- Allah'a cihet / yön isnat edilemeyeceğinin delili nedir?
- Hûd Suresi hakkında bilgi verir misiniz?
- Nerede ve nasıl olursan ol, Allah’tan kork ne demek?