Allah’ın zatının ve sıfatlarının sonsuz olduğunun akli delilleri var mı?

Tarih: 13.11.2020 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Allah’ın zatının ve sıfatlarının sonsuz olduğunu nasıl anlarız? Akli delili var mıdır?
- Zatının sonsuz olduğunu nasıl anlarız ya da bir sınırı olmadığını herhangi bir yönden münezzeh olduğunu?
- Var olan her şeyin sınırı var diyenler doğru mu diyor?
- Allah’ın kimsenin bilmediği bir sınırı var diyorlar bunlar doğru mu sonu olamaz mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Sonlu ve sonsuz kavramları nicelik ve nitelik ayrımına girmektedir.

"Sonlu" kavramı niceliğe dayalı bir nitelik bildirirken, "sonsuz" kavramı ise nicelikten yoksun olarak yalnızca nitelik bildirmektedir.

Aksiyomatik olarak nicelik bildiren her durum bir diğerinden başlangıç ve son çizgileri ile ayrılmakta ve böylece sonlu olmaktadır. Bir başlangıcı ve belli bir sonu olmak itibari ile sayılabilen ya da ayırt edilebilen her şey yaratılmış olanları oluşturur.

Nitekim bu nedenle Cenab-ı Allah’ın isimlerinden birisi de el-Muhsi yani sayan (kendisi sayılamayan) demektir.

"Sonsuzluk" ise, var oluş durumu olarak bizim dünyamızda bulunmaz, yalnızca negatif bir kategori olarak zihnimizde bulunur. Bu negatif kategori başlangıcı ve sonu olmayan nitel durumları belirler.

Örneğin varlık, iyilik, adalet, güzellik gibi soyut kavramlar ya da büyüklük, küçüklük gibi somut kavramlar negatif kategorilerdir ve kendi içlerinde nicel olarak sayılarak bitirilemezler veya bunların bir başlangıcı ve sonları yoktur.

İlahi zat ve sıfatlar da nicel olarak kendi içlerinde sayılarak ya da başlangıç ve son çizgisinde tüketilemezler.

"Var olan" kategorisi bizim dünyamızda var olanları belirlediği halde, zihnimizde sonu olmayan negatif kategorilerin varlığı aşikârdır. Sonlu bir var olan olarak sonsuz kategorisine sahip oluşumuz ilahi yaratmanın insana özgü olarak kendi marifetine açılan pencereler olarak doğuştan verilmiştir.

Bizim sonlu kategorileri kendi zatımız ile birleştirmemiz kişisel zihnimizi ve benliğimizi meydana getirirken, bu sonsuz kategorileri kendi zatımıza veremeyiz.

Örneğin varlık kavramını kendi zatımıza verdiğimizde zamanda bir başlangıcımız ve sonumuz olduğu için kavramın negatif kategorisi ile çelişkiye düşeriz. Ya da iyiliği kendi zatımıza mutlak olarak veremeyiz. Aynı şekilde mutlak büyüklüğü ya da uzaklığı veya mutlak yakınlığı kendi zatımıza veremeyiz.

Bu nedenle sonsuz olan kavramlar sonsuz bir zat ile ilişkilendirilmelidir.  

Varlık kavramı mutlak anlamda zamanda var olmanın ötesine de zihnen verilir. Bu durumda ilahi zatın mutlak varlık kavramı için eş koşul olduğu anlaşılır.

Ancak sonsuz olanı mutlak olana verme işleminin ötesinde bu durumu tecrübe edemeyiz. Nitekim Hz. Peygambere (asm) atfedilen ve mi'raç hadisesindeki marifet ufkunu belgeleyen ifadede “Seni hakkıyla bilemedik.” denilerek, ilahi zatlığın bizim açımızdan tecrübe dışı konumu belirtilmiştir.

Cevap 2:

Sıfat ifadesi terim olarak "Allah'ın insanlarca bilinmesini sağlayan nitelik" veya "Allah'ın zatına nisbet edilen mana ve mefhum" diye tanımlanır.

Normal zihni yetenekteki insanlar, kendi fizyolojik ve psikolojik yapılarından başlamak üzere tabiatta müşahede ettikleri fevkalade kuruluş ve işleyişe bakarak bunların bir yaratıcı, düzenleyici ve yöneticinin varlığına işaret ettiğini hisseder, duyu vasıtalarıyla algılanamayan bu yüce varlığı bazı kavramlarla niteleyip ifadelendirirler.

İslam literatüründe Allah'a nisbet edilen bu mana, mefhum ve kavramlara isim veya sıfat denilir.

Bu tanımlamadan anlaşıldığı üzere, bu sıfatlar, Allah Teâlâ bunlara muhtaç olduğu için değil, insan O'nu tanımak için gereksinim duyduğu için söylenen ifadelerdir. Ayrıca bu vasıflar Kur'an-ı Kerim'de yer alan ifadelerden hareketle tespit edilmiş nitelemelerdir.

Allah’ın sıfatlarının zati ve sübûtî sıfatlar olarak tasnifi kelâm ilminin oluşmasıyla birlikte ortaya çıkmıştır.

Yüce Allah’ın sıfatlarından biri de “varlığına herhangi bir yokluğun gelemeyeceği” manasına gelen bekâ sıfatıdır.

Bekânın en sade ve veciz tarifini Hz. Peygamber’in, “Allah’ım! Sen evvelsin, senden önce hiçbir şey yoktur; sen âhirsin, senden sonra hiçbir şey olamaz.” şeklindeki duasında görmek mümkündür. (bk. Müslim, Zikir, 61; Tirmizî, Daavat, 19; İbn Mace, Dua, 2)

Bekâ, alemin yaratıcısı olan Allah’ın ezelden beri mevcudiyeti yani kıdem sıfatı ile yakından ilgilidir.

“Kıdemi sabit olanın ademi muhaldir.” hükmü gereğince, ezelden beri mevcut olan Allah’ın geleceğe doğru da sonsuz olarak var olacağını kabul etmek mantık bakımından zorunludur.

Bu itibarla bir yaratıcının varlığı şarttır. Bu yaratıcının varlığı için başlangıcın olmaması, aklen sonunun olmamasını da gerektirir. (bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Beka md.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun