Allah'ın bizim ne yapacağımızı bilmesi ve kader konusunda bilgi verir misiniz?

Allah'ın bizim ne yapacağımızı bilmesi ve kader konusunda bilgi verir misiniz?
Tarih: 11.09.2006 - 18:44 | Güncelleme:

Soru Detayı

Her şey kaderimizde yazıyorsa, biz neden yaptıklarımızdan sorumlu oluyoruz? Her şey önceden kaderimizde belli ise, Allah (cc) bizi neden imtihan için Dünya'ya gönderdi; zaten her şeyi önceden bilmiyor mu? Bizi imtihan etmeden de cennete veya cehenneme gönderebilirdi, neden göndermedi?.. Nasıl olsa imtihanın sonucunu önceden biliyordu...

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Şöyle düşünebiliriz: Mesela, biz güneşin ne zaman doğup batacağını biliyoruz.Takvime de yazıyoruz, yarın şu saatte güneş doğacaktır. Gerçekten de yarın o saatte güneş doğuyor. Güneşin bu doğuşuna bizim yazmamızın bir etkisi olmadığı gibi, "biz yarın güneşin doğuşunu biliyoruz, öyleyse güneş doğmasa da olur" gibi bir söylem de bulunmamız da hata olur. Güneşin doğmasıyla oluşacak bütün faydalar da olmamış olur.

Allah’ın insanı yaratmasının çok hikmetlerinden birisi de ibadettir.

1. Allah insanı imtihan için yarattı. Bu hikmet insanın yaratılmadan olamayacağı kesindir.

2. Allah kâinatta tecelli ettiği cemal ve kemalini hem kendisi –kendine mahsus bir şekilde– görmek hem de başkalarının gözüyle görmek istiyor. Başkasının görmesi derken bunların başında insan gelmektedir. Bu hikmet de yine insanın yaratılmasını gerekli kılıyor.

3. İbadet için yarattı. Bu hikmetin yerine gelmesi için var olan birisi gerektir. Yaratılmadan ibadetin yerine gelmesi mümkün değildir. Burada yaptığımız ibadetin miktarına göre cennetteki yerimiz hazırlanıyor.

4. Allah’ın her şeyden daha büyük olduğunu ilan etmek ve Allah’ın emirlerini yaymak. Bu hikmetin yerine gelebilmesi için, hem tebliğ edenin hem de tebliğ edilenin yaratılması icap eder.

5. Bir çekirdeğin ağaç olması için toprağa girmesi gerektiği gibi, insanın da yetişip olgunlaşmsı ve terakkisi için dünya tarlasına gönderilmiştir.

6. Eğer başka âlemde yaratılsaydık, o zaman da "Neden bu âlemde yaratıldık?" diye sormamız gerekecekti. "İnsan için en mükemmel imtihan salonu bu olduğu için buraya gönderildik." denilebilir.

7. Bilmekle yapmanın çok farklı şeyler olduğunu vurgulamak gerekir. Bir misal vermiştik. Bizlerin bir çekirdeğin ağaç olacağını bilmemiz onun ağaç olmasına gerek olmadığı anlamına gelmez

8. Allah'ın insanı imtihana tabi tutmasının bir hikmeti, insanların kendi yaptıklarını bilmesi için de önemlidir. Nitekim mahşer meydanında insanın bütün yaptıkları kendisine gösterilecek ve Allah'ın adaleti karşısında insan söyleyecek söz bulamayacaktır. Şayet imtihan etmeden cennet veya cehenneme atsaydı o zaman nefis beni imtihan etmeden Cehenneme atman adalet olmaz diye şekvada bulunabilirdi.

Bir öğretmen düşünün. Kimin ne not alacağını bilsin. Sınıfa girince öğrencilere ben sizin ne alacağınızı biliyordum. Ona göre notlarınızı yazdım. İmtihana gerek yoktur. Elbette öğrencilerin hocalarına itimadı tam bile olsa nefisleri itiraz etmeye yeltenecektir. İşte Rabbimiz nefsin bu itirazını önlemek için bu imtihanı yapmaktadır.

Ayrıca bir makine veya bina için bir plan yapılsa, "madem ki plan var öyleyse binaya ve makinaya ne gerek var"denilebilir mi?..

Yarın bir yere gideceğimizi ve şunları yiyeceğimizi planlıyalım. Buna göre madem ne yapacağımız belli öyleyse ne gerek var gitmeye ve yemek yemeye diyor muyuz?

Biz bile gündelik basit şeyler için bunu diyemezsek, Allah'ın sayısız hikmetlerle yarattığı insanı, "Madem ne yapacağını biliyordu öyleyse neden imtihan ediyor?" denilemez.

Cenab-ı Hak Hakim'dir ve Adil'dir. Hikmetsiz ve abes iş yapmaz ve Adildir, kullarına da zulmetmez.

Kaderin bir manası Allah Teala'nın yarattığı varlıkların hayat programlarını ezeli ilmi ile bilmesidir. Yani insanın anne rahmine düştüğü andan tutun dünyaya gelmesi ve aldığı nefese kadar kaderinde vardır ve Allah Teala tarafından bilinmektedir.

Kader, ilim ve iradeyle düzenlenmiş bir programdır. Kaza ise, bu programın uygulanma safhasının adıdır.

Kaza, Allah’ın kudretinin ortaya çıkmasıdır . Kader ise, Allah’ın ilminin bir yansımasıdır. Bu açıdan bakıldığında kader denildiği zaman ilim akla gelir. Nitekim

“Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri bizim yanımızda olmasın. Her şeyi biz bilinen bir kader ile indiririz.” (Hicr, 15/21)

ayeti Kader’in Allah’ın bilmesi anlamına geldiğini gösterir.

Kader ilimden çıkmış bir program olduğundan, insanın fiilleri üzerinde zorlayıcı bir yönü bulunmamaktadır. Nitekim ilm-i kelamın kader mevzusunda bir kaidesi olan “İlim maluma tabidir.” sözü meseleyi daha açık bir şekilde ifade edecektir. Bunu bir misalle açıklarsak mesela, yarın güneşin ne zaman doğup batacağını bilmemiz onun doğması ve batmasına bir etkisi yoktur. Bizler o şekilde bildiğimiz için güneş doğup batmamakta, aksine güneş o dakikada doğup batacağı için bizler bilmekteyiz.

Allah’ın, kimin cehenneme, kimin cennete gideceğini ezelî ilmiyle bilmesi onun ilah olmasının bir vasfıdır. İnsanda cennet veya cehennem ehli olmayı gerektirecek amelleri işlemeye müsait özellikler vardır. İnsana verilen cüz-i irade ile cennetliklerin veya cehennemliklerin amellerini işleyebilirler. Bunda da tüm mesuliyet ona aittir.

Kaderin iki yönü vardır: İnsanın iradesi dışında olanı ki; dünyaya gelmesi, anne ve babasının kim olacağı, eceli vs. (örnekler çoğaltılabilir) gibi hususlardır. Bunda insanın iradesi ile karar vermesi söz konusu olmadığından, bunlardan mesul de değildir.

Kendi iradesi ile yapmaya karar verdiği fiillerinden de mesuldür. Her insan vicdanen bilir ki camiye gitmesi de meyhaneye gitmesi de kendi istemesi ile olur. Burada bir zorlama yoktur.

Bir hadis-i Nebevi (asm) de “her insanın İslam fıtratı üzerine doğduğu" ifade edilmiştir. "İslam" ifadesinin hadislerde geçen manalarından birisi de temiz ve güzel ahlaktır. Yani her insan özünde temiz ve güzel ahlak üzerine, imanın esaslarını tasdik edebilme özelliğinde yaratılmıştır. Ancak kul kendi iradesi ile bu vasfını değiştirip cehennemliklere mahsus inanç içine girer ve cehennemliklere mahsus fiiller işlerse, bundan da elbette mesul olacaktır.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Kader konusunda detaylı bilgi verir misiniz? Evlilikte külli irade mi yoksa cüzi irade mi var; yani anne babamız gibi evlenilecek kişi Allah'ın iradesine mi (külli) giriyor?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 50.000+

Yorumlar

Hizmeteri

ALLAH c.c. Razı Olsun İlminizden Nice Bizim Gibi Nasipsizler Yararlansın İnşaALLAH.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
HASLAN

ALLAH ebediyen razı olsun sizlerden din kardeşim bizleri bu konuda aydılattığınız için.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
monorose

KADER, BEYAZ KAĞIDA SÜTLE YAZILMIŞ YAZI; ELİNDEYSE BEYAZDAN, GELDE SIYIR BEYAZI...!

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Jokerstyle

Cok güzel anlatmisiniz Allah (c.c.) sizden razi olsun.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Anonim

ALLAH İNSANLARI SEVDİĞİ İÇİN YARATTI! ONA İBADET EDİP CENNETE GİTMEMİZİ İSTİYOR!

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Anonim

önemli olan bu dünyada nefse uymayıp RABBİMİZE layık bir müslüman olmaktır, ALLAHI, çokça zikretmektir, kuran ve sünnete sımsıkı sarılmaktır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karamelek363

bu konu gerçekten çok yanlış anlanan yada yanlış anlanmak istenen bir konu.açıkladığınız için Allah razı olsun...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
nooymm

ALLAH'IN RAHMETİ VE BEREKETİ HEPİMİZİN ÜZERİNDE OLSUN. BU KONU GERÇEKTEN ÖNEMLİ BİR KONUDUR. SİZ BİZİLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ALLAH SİZLERDEN RAZI OLSUN.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
princess

Bu benım de her zaman merak ettıgım bı konudur. yuce rabbımız bızı yaratmıs ve kaderımızı yazmıs o zaman demek oluyor kı yaptıgımız yanlıslar ya da ara sıra sapıtmalarımız da onceden bılınıyor... ama ben belki bana bırakılsa bunları yasamak istemezdım.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editör (ahmet)

1. soruya verilen cevapları dikkatle okumanızı tavsiye ederiz. Verilen cevaplarda, bu soruya da cevap verildiğini az bir dikkat ile görmek mümkündür. Bu meselenin ve sorunun özeti şudur:

a- Allah her insanı iyilik ve kötülük yapabilecek fıtratta yaratmıştır. dolayısıyla bir insanın ne yapacağını Allah bilir. Ama bu bilmek o insanı zorlayıcı bir unsur anlamında değildir. Çünkü, Allah sonsuz adalet sahibidir.

b- Her insan kendisinde bir irade ve istek gücünün olduğunu vicdanen bilir. dolayısıyla bizim ihtiyarımızla ne yapacağımızı tayin eden biziz, Allah değildir. çünkü, kader ikiye ayrılır. birisi ihtiyarımızla işlediğimiz kader. diğeri bizden irademiz haricinde vukubulan kader. mesela, gözümüzün bu şekilde yaratılması ızdırari bir kaderdir. yani irademiz haricinde yaratılmış ve takdir edilmiştir. ama gözümüzün nereye bakacağını tayin eden biziz. bu nedenle iyilik işleyenlere sevab, kötülük işleyenlere günah ve azab verilmesi hem hikmet hem de adalettir.1- Kaderin esas anlamı Allah’ın, olmuş olacak her şeyi bilmesi demektir. Dikkat edersek insan iradesini yok saymıyor. Bilmek ayrı yapmak ayrıdır. Bilen Allah’tır, yapan kuldur. Bu konuya bir misal verelim;

Peygamberimiz İstanbulun fethini ve komutanını yüz yıllar önce müjdelemiş ve haber vermiştir. Zamanı gelince de dediği gibi çıkmış. Şimdi, İstanbul Peygamberimiz dediği için mi fethedildi, yoksa fethedileceğini bildiği için mi söyledi. O zaman Fatih Sultan yatsaydı, çalışmasaydı, ordular hazırlatıp savaşmasaydı yine olacak mıydı. Demek ki Allah Fatihin çalışıp İstanbul’u fethedeceğini biliyordu ve bunu elçisi Hz. Peygambere bildirdi.

Buradaki ince nokta: Allah bildiği için yapmıyoruz. Biz yapacağımız için Allah biliyor. Zaten Allah’ın geleceği bilmemesi düşünülemez. Bilmese veya bilemese yaratıcı olamaz.

Buna bir örnek verelim; Allah dostu evliyadan bir öğretmen düşünelim. Öğrencilerinden birisine “yarın seni şu kitaptan imtihan edeceğim.” diyor. Fakat öğretmen Allah’ın izniyle onun filim, maç, oyun, eğlence, derken sabah okula çalışmadan geleceğini bilerek, akşamdan karnesine “0” yazıyor. Ertesi sabah öğrenci sorulan sorulara cevap veremiyor ve sıfırı hak ettiğini bildiği anda, öğretmen cebinden not defterini çıkarıp “senin çalışmayıp sıfır alacağını bildiğim için önceden deftere sıfır yazmıştım” diyor. Buna karşı öğrenci “Hocam sen sıfır yazdığın için ben sıfır aldım. Yoksa geçer puan yazsaydın geçerdim.” diyebilir mi?

Demek ki Allah yazdığı için biz yapmıyoruz, bizim yapacağımız şeyleri bilerek Allah yazıyor. İşte buna kader diyoruz.

c- Kaderi ikiye ayırabiliriz: ızdırari kader, ihtiyari kader.

"ızdırari kader"de bizim hiçbir tesirimiz yok. O, tamamen irademiz dışında yazılmış. Dünyaya geleceğimiz yer, annemiz, babamız, şeklimiz, kabiliyetlerimiz ızdırari kaderimizin konusu. Bunlara kendimiz karar veremeyiz. Bu nevi kaderimizden dolayı mesuliyetimiz de yok.

İkinci kısım kader ise, irademize bağlıdır. Biz neye karar vereceksek ve ne yapacaksak, Allah ezeli ilmiyle bilmiş, öyle takdir etmiştir. Sizin sorduğunuz soruda bu alanda müzakere edilmektedir. Yani siz bir aday tipi belirliyorsunuz ve arıyorsunuz. Allah’ta sizin istediğiniz vasıflara sahip birkaç kişiyi önünüze çıkarıyor. Sizde bunlardan birini iradenizle beğenip kabul ediyorsunuz. Alah’ın alacağınız eşin kim olduğunu ezelde bilmesi kader, fakat sizin iradenizle seçmeniz cüz’i irade dediğimiz insanın mesuliyet sınırlarıdır.

Kalbimiz çarpıyor, kanımız temizleniyor, hücrelerimiz büyüyor, çoğalıyor, ölüyor. Vücudumuzda, bizim bilmediğimiz birçok işler yapılıyor. Bunların hiçbirini yapan biz değiliz. Uyuduğumuz zaman bile bu tür faaliyetler devam ediyor.

Ama şunu da çok iyi biliyoruz ki, kendi isteğimizle yaptığımız işler de var. Yemek, içmek, konuşmak, yürümek gibi fiillerde karar veren biziz. Zayıf da olsa bir irademiz, az da olsa bir ilmimiz, cılız da olsa bir gücümüz var.

Yol kavşağında hangi yoldan gideceğimize kendimiz karar veriyoruz. Hayat ise, yol kavşaklarıyla dolu.

Şu halde, bilerek tercih ettiğimiz, hiçbir zorlamaya maruz kalmaksızın karar verip işlediğimiz bir suçu kendimizden başka kime yükleyebiliriz?

İnsanın cüz-i ihtiyari adı verilen iradesi, önemsiz gibi görülmekle beraber, kainatta geçerli olan kanunlardan istifade ederek büyük işlerin meydana gelmesine sebep olmaktadır.

Bir apartmanın üst katının lütuflarla, bodrum katının ise işkence aletleriyle dolu olduğunu ve bir şahsın bu apartmanın asansörü içerisinde bulunduğunu farz ediniz. Kendisine, apartmanın bu keyfiyeti daha önce anlatılmış bulunan bu zat, üst katın düğmesine bastığında lütfa mazhar olacak, alt katın düğmesine bastığında ise azaba duçar olacaktır.

Burada iradenin yaptığı tek şey, sadece hangi düğmeye basılacağına karar vermesi ve teşebbüse geçmesidir. Asansör ise, o zatın kudret ve iradesiyle değil, belirli fizik ve mekanik kanunlarla hareket etmektedir. Yani, insan üst kata kendi iktidarıyla çıkmadığı gibi, alt kata da kendi iktidarıyla inmemektedir. Bununla beraber asansörün nereye gideceğinin tayini, içindeki şahsın iradesine bırakılmıştır.

İnsanın kendi iradesiyle yaptığı bütün işler, bu ölçüyle değerlendirilebilir. Mesela; cenab-ı hak, meyhaneye gitmenin haram, camiye gitmenin ise faziletli olduğunu insanlara bildirmiş bulunmaktadır. İnsan bedeni ise kendi iradesiyle, misaldeki asansör gibi her iki yere de gitmeye müsait bir yapıdadır.

Kainattaki faaliyetlerde olduğu gibi, beden içindeki faaliyetlerde de insanın iradesi söz konusu olmamakta ve insan bedeni, kanun-u külli adı verilen ilahi kanunlarla hareket etmektedir. Fakat onun nereye gideceğinin tayini, insanın irade ve ihtiyarına bırakılmıştır. O hangi düğmeye basarsa, yani nereye gitmek isterse, beden oraya doğru hareket etmekte, dolayısıyla da gideceği yerin mükafatı veya cezası o insana ait olmaktadır.
Dikkat edilirse, kaderi bahane ederek, “benim ne suçum var” diyen kişinin, iradeyi yok saydığı görülür.

Eğer insan, “rüzgarın önünde sürüklenen bir yaprak” ise, seçme kabiliyeti yoksa, yaptığından mesul değilse, o zaman suçun ne manası kalır? Böyle diyen kişi, bir haksızlığa uğradığı zaman mahkemeye müracaat etmiyor mu?

Halbuki, anlayışına göre şöyle düşünmesi gerekirdi: “bu adam benim evimi yaktı, namusuma dil uzattı, çocuğumu öldürdü, ama mazurdur. Kaderinde bu fiilleri işlemek varmış, ne yapsın, başka türlü davranmak elinden gelmezdi ki.”

Hakkı çiğnenenler gerçekten böyle mi düşünüyorlar?

İnsan yaptığından sorumlu olmasaydı, “iyi” ve “kötü” kelimeleri manasız olurdu. Kahramanları takdire, hainleri aşağılamaya gerek kalmazdı. Çünkü, her ikisi de yaptığını isteyerek yapmamış olurlardı. Halbuki hiç kimse böyle iddialarda bulunmaz. Vicdanen her insan, yaptıklarından sorumlu olduğunu ve rüzgarın önünde bir yaprak gibi olmadığını kabul eder.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hicranyürekli

Allah Teala buyuruyor " Ben gizli bir hazineydim bilinmk istedim".. bazıları der ki Allah beni yaratırken bana mı sordu.. ortada olamayan bişeye zaten bişe soramazsın ki..yarattıktan sonra sana seni yaratim mi diye soru sorsa ne anlam ifade eder ki..aslında bu tür sorular hep insanın düşünmeme, akıl etmeme, tefekkür etmeme, inancında buudlaşmamasından faydalanarak yöneltilen düşürücü sorulardır..Allah her daim bizi bu fitnelere uyanık kılsın

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
osmanlııı

kardeşlerim biz de cehennemliklerden olmak istemiyorsak, sözümüzü tutalım...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
bbirkank

Beni bu konudaki hiç bir yorum tatmin etmedi, genelde öğretmen öğrenci örneği verilmiş ki verilemez, öğretmen öğrenci zayıf zaten sıfır alacak bende önceden sıfır verdim der, öğrenci ders çalışırda 100 alıp öğretmeni yanıltabilir bu imkan dahilindedir, Allahu teala bizim zaten cehenneme gideceğimizi biliyor bizi imtahan ediyor ve biz Allahın bildiği gibi cehenneme gidiyoruz, tam tersinin olmasının imkanı yok, öyle değilmi yoksa varmı biz yaşadıklarımızla ibadetlerimizle Allahın bildiği kesin sonumuzu değiştirebilirmiyiz, bunun cevabı evet yada hayır olmalı diye düşünüyorum, günaha giriyorsak bunları konuşarak Allahım bizi affetsin...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editör (hasanfidan)

Örnek kaderle ilgilidir ve kaderin insan fiili üzerinde zorlayıcı olmadığını anlatmak adına verilmiş bir misaldir. Nasılki bizim yarın güneşin ne zaman doğacağını bilmemiz güneşin hareketlerinde etkisi yoksa kader dediğimiz Rabbimizin bilmesi de insanın  fiilleri üzerinde zorlayıcı etkisi yoktur.


Misaller hakikatin ucunu gösterir tam temsil edemeyebilir. Bu bakımdan hoca elbette yanılabilir ancak Rabbimizin yanılması söz konusu değildir. Rabbimiz o insanın asi bir kul olduğunu biliyorsa kesinlikle o kul öyle olduğu için Rabbimiz bilir. "Allahın bildiği kesin sonumuzu değiştirebilir miyiz" diye bir şey olamaz çünkü kesin neyse Allah onu o şekilde bilir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun