Allah köpeğe böyle bir fıtrat vermişken niçin necis oluyor?

Soru Detayı

"Kelbde hırs marazı fazla olduğundan esbab-ı zahiriyeye öyle bir derece ihtimam ile yapışır ki, Mün'im-i Hakikî'den bütün bütün gafletine sebeb olur. Binaenaleyh vasıtayı müessir bilerek Müessir-i Hakikî'den yaptığı gaflete ceza olarak necis hükmünü almıştır ki tahir olsun." (Mesnevî-i Nurîye s. 71)
-  Burada köpeğin niçin necis olduğunu belirtiliyor. Allah köpeğe böyle bir fıtrat vermişken niçin necis oluyor?
-  Sonuçta köpeğin aklı yok ki hırslı olsun. Allah onu öyle yaratmış.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hanefilere göre, köpek necis değildir. Yalnız, köpeğin ağız suyu veya salyası ve tersi necistir.

Malikilere göre, ister beslenmesine izin verilen bekçi ve çoban köpeği olsun, isterse başka köpek, mutlak olarak temizdir.

Şafii ve Hanbelilere göre ise, köpek, domuz ve onlardan türeyenler, bunların artığı, teri necistir. Bunlarla kirlenen eşya biri toprakla olmak üzere yedi defa yıkanır.

Bu kısa bilgiden sonra sorunuza gelince:

İlgili yerlerde geçen ifadeler (bk. Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Katre) ve kısa açıklaması şöyledir:

“Arkadaş! Esbab ve vesaiti insan kucağına alıp yapışırsa, zillet ve hakarete sebep olur. Meselâ, kelp, bütün hayvanlar içerisinde birkaç sıfat-ı haseneyle muttasıftır ve o sıfatlar ile iştihar etmiştir. Hattâ, sadakat ve vefâdarlığı darb-ı mesel olmuştur.”

“Bu güzel ahlâkına binaen, insanlar arasında kendisine mübarek bir hayvan nazarıyla bakılmaya lâyık iken, maalesef, insanlar arasında mübarekiyet değil, necisü’l-ayn addedilmiştir. Tavuk, inek, kedi gibi sair hayvanlarda, insanların onlara yaptıkları ihsanlara karşı şükran hissi olmadığı halde, insanlarca aziz ve mübarek addedilmektedirler.”

Bu hikmet dünyasında Cenâb-ı Hak çoğu kere eşyanın yaratılışını sebepler eliyle sergiliyor.

Sebeplerin yaratılması O’nun ilim ve kudretiyle olduğu gibi, o sebepler eliyle neticelerin yaratılması da yine O’nun iradesiyle, kudretiyle ve sair sıfatlarının icraatıyladır.

Eşyanın inşa yoluyla yaratılmasında sebeplere görev verilir. İbda yoluyla yaratılmada sebepler yokturlar. Meselâ, melekler ibda ile bir anda yaratılırlar, bir melek başka bir şeyden inşa edilmez. İnsanın ruhu da öyledir. O da ibda ile bir anda ve sebepsiz yaratılır. Ama bedenin yaratılışına anne ve baba birer sebep olmuşlardır.

Bunu böyle bilip sebeplere gereğinden fazla önem vermememiz gerektiği ders verilmekte, kedi ve köpek ise bu konuda birer harika örnek olarak önümüze konulmaktadır.

Bu hayvanların iç alemlerini biz bilemeyiz, ama icraatları Üstad Bediüzzaman’ın beyan ettiği tarzda görülüyor. Burada köpek örneğinin verilmesi sebeplere bağlanan nefse önemli bir ikazdır.

Nefse şu önemli mesaj verilmektedir: Sen de sebeplere hakiki müessirmiş gibi bakarsan, bu yönünle, o hayvana benzemiş olursun. Bu tarz beyan bir yönüyle ağır, ama bir o kadar da etkili ve tesirli bir ikaz ve uyarıdır.

Rızık konusunda hırs göstermek de bir yönüyle köpeklere benzemek oluyor.

“Bunun esbabı ise, kelpte hırs marazı fazla olduğundan esbab-ı zahiriyeye öyle bir derece ihtimam ile yapışır ki, Mün’im-i Hakikîden bütün bütün gafletine sebep olur.”

“Binaenaleyh, vasıtayı müessir bilerek Müessir-i Hakikîden yaptığı gaflete ceza olarak necis hükmünü almıştır ki tâhir olsun. Çünkü hükümler, hadler, günahları affeder. Ve beynennâs tahkir darbesini, gaflete kefaret olarak yemiştir.”

İnsanoğlu hizmetinde çalıştırdığı hayvanların rızıklarını da verir. Ama çok iyi bilir ki, verdiği o rızkı yaratan Allah’tır; toprağı ve suyu rızık haline o getirmiş değildir.

Bu hayvanlardan ne inekler, ne tavuklar, ne de kediler insana karşı bir minnet hissi beslemezken, köpeklerde insana karşı aşırı bir minnet hissinin bulunduğu görülür.

Öyle ki, sahibinin ayaklarına sürtünür, etrafında dolaşır. Kendi istidadının elverdiği ölçüde, minnet borcunu sahibine hissettirmek ister. His dünyasında yaptığı bu yanlışın cezası olara “necis (pis)”  hükmünü almıştır ki “tahir (temiz)” olsun. Yani, cezasını çeken bir mahkumun hapisten çıkması gibi, o da necis hükmünü almakla sanki dünyada cezasını çekmiş, temizlenmiş oluyor.

“Öteki hayvanlar ise, vesaiti bilmiyorlar ve esbaba o kadar kıymet vermiyorlar. Meselâ, kedi seni sever, tazarru eder -senden ihsanı alıncaya kadar. İhsanı aldıktan sonra öyle bir tavır alır ki, sanki aranızda muârefe yokmuş ve kendilerinde sana karşı şükran hissi de yoktur. Ancak Mün’im-i Hakikîye şükran hisleri vardır. Çünkü, fıtratları Sânii bilir ve lisan-ı halleriyle ibadetini yaparlar- şuur olsun, olmasın. Evet, kedinin mırmırları 'Yâ Rahîm, yâ Rahîm, yâ Rahîm'dir."

Üstat Bedizüzzaman Hazretleri köpeklerin hırslı olduğunu ve sebeplere fazla önem verdiğini beyan etmekle nefsimizi bu kötü sıfatlardan korunmaya teşvik ettiği gibi, kedinin “Mün'im-i Hakikî'ye şükran his”si beslediğini anlatmakla da nefsimize “nimetlere şükür konusunda çok hassas olması” gerektiğini ders vermiş oluyor.

Hayvanların isanlar gibi bir imtihanları yoktur. Ancak Allah'ın kainatta koyduğu fıtrat kanunlarına aykırı hareket ederler ve diğer mahlukata zarar verirlerse, ya dünyada cezasını görür veya haşir meydanında cezasını çeker. Haşir meydanında hesaplaşmadan sonra, bedenleri yok edilerek ruhları cennete girer.

Allah, onların dünyada yaptıkları hizmetlere ve çektikleri sıkıntılara ücret olarak, onları ebedi cennetinde ebediyen mükafatlandırır.

Ne kadar az, geçici ve kısa bir meşakkete karşılık; ne kadar çok, sınırsız, sonsuz ve ebedi bir nimet ve lütuf..

İlave bilgi için tıklayınız:

Hayvanların mahşerde hesaplaşması nasıl olacak?
Hayvanların rızklarını elde etmeleri ve aralarındaki şiddetin hikmeti hakkında bilgi verir misiniz?...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR