Abdullah Bosnevî kimdir?

Tarih: 11.07.2026 - 22:35 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Abdullah Bosnevî, (ö. 1054/1644) Fusûsu’l-hikem şerhiyle tanınan âlim ve mutasavvıftır.

992 (1584) yılında doğdu. Tahsiline doğum yeri olan Bosna’da başladı, İstanbul’da devam etti. Devrinin ilim ve kültür merkezlerinden biri olan Bursa’ya giderek orada Hasan Kabâdûz’a intisap etti. İkinci dönem Melâmîler’i olarak bilinen Bayramî Melâmîleri’nin önde gelen temsilcilerinden biri olan Abdullah Bosnevî, Şeyh Abdülmecid Halvetî’den de istifade etti. Daha sonra Mısır’a, oradan da hacca gitti. İlmî ve tasavvufî konulara hâkimiyeti sayesinde bir taraftan tasavvufî düşüncenin, öte yandan Melâmîliğin bu bölgelerde tanınıp yayılmasında etkili oldu. Hac dönüşü bir müddet Şam’da kalarak burada Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin kabri yanında münzevi bir hayat sürdü. Daha sonra Konya’ya geldi. Konya’da vefat etti ve Sadreddîn-i Konevî’nin yanına defnedildi.

Abdullah Bosnevî’nin tasavvufî düşünce açısından en önemli özelliği, Fusûsu’l-hikem’i tercüme ve şerhetmiş olmasıdır. Nitekim bu eser, kendisinin İslâm ülkelerinde Şârihu’l-Fusûs lakabıyla tanınmasına sebep olmuştur. Kâtip Çelebi başta olmak üzere birçok âlim, Fusûs, şerhinden övgüyle bahseder. Tecelliyâtü arâisi’n-nüsûs fî manassâti hikemi’l-Fusûs, adını taşıyan bu şerh, vahdeti vücûd düşüncesinin temel ıstılahlarını ele alarak on iki bab halinde inceler. Konuların en önemlileri şunlardır: Hatm-i velâyet, gayb-ı mutlak, a‘yân-ı sâbite, hazarât-ı hams, nübüvvet, velâyet, ilm-i zâhir, ilm-i bâtın, mahabbet, hakîkat-i Muhammediyye, mürşid-i kâmil. Abdullah Bosnevî, Kur’ân-ı Kerîm’de geçen peygamberlerle ilgili haberlerin kendi dilleriyle değil de Arapça bildirilmiş olmasını, herkesin içinde bulunduğu toplumun dilini konuşması gerektiğine bir işaret olarak değerlendirir ve Fusûs’u bunun için Türkçe şerhettiğini söyler. Kitabın sonundaki açıklamada, tasavvufî merhalelerden geçmeyen zâviye şeyhleri ve kürsü vâizlerinin bu eseri okumamaları gerektiğini hatırlatır. Tecelliyâtü arâisi’n-nüsûs Bulak (1252) ve İstanbul’da (1290) olmak üzere iki defa basılmıştır.

Keşfü’z-zunûn, II, 1263; Muhibbî, Hulâsatü’l-eser, Kahire 1284 → Beyrut, ts. (Dâru Sâdır), III, 86; Hediyyetü’l-ârifîn, I, 476; Osmanlı Müellifleri, I, 43; Abdülbâki Gölpınarlı, Melâmîlik ve Melâmîler, İstanbul 1931, s. 79; S. Nüzhet Ergun, Türk Şairleri, İstanbul 1936-45, II, 864867; Brockelmann, GAL Suppl., II, 793; Ziriklî, el-Alâm, Kahire 1373-78/1954-59, IV, 236; Kehhâle, Mucemü’l-müellifîn, Dımaşk 137680/1957-61 → Beyrut, ts. (Dâru İhyâi’t-türâsi’l-Arabî), VI, 81; M. Tahir, “Abdullah Bosnevî”, Sebîlürreşâd, sy. 137 (Rebîülevvel 1326); Fejzulah Hadzaibajricà, “Uvodne tesavufske interpretije Abdulaha Bosanjaka”, Analı Gazi Husrev Begove biblioteke, I, Sarajevo 1972, s. 35-46; a.mlf., “Tesavufske-tarikatske poema Abdulaha Bosanjaka”, a.e., II-III, Sarajevo 1974, s. 21-32.

Mustafa Kara

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi 1. Cilt

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun