Abdullah bin Hatal’ın torpili olmadığı için mi öldürüldü?

Tarih: 03.05.2022 - 14:27 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ateistlerin bu iddiasına ne dersiniz?
- Abdullah bin Ebi Serh Abdullah bin Hatal gibi isimler Mekke’nin fethinde öldürülecekler listesinde iken, Ebi Serh’e Osman refakatçi olduğu için öldürülmedi, Abdullah bin Hatal’ın torpili yoktu diye öldürüldü.
- Muhammed adam kayırmıştır, en güzel örneği de budur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Adalet ve hakkaniyet ölçülerine uyma konusunda bir örneği daha olmayan tek zat, Hz. Muhammed (asm) Efendimizdir. Allah’ın Elçisi, adalet önünde soy, mevki, makam, mal, mülk gibi farklılıklar gözetmez; hakkın yerini bulmasına gayret gösterirdi. Nitekim kendisine, hırsızlık yapmış eşraftan Fatıma adlı bir kadın getirilmiş ve bazıları aracılık yaparak cezayı hafifletmek istemişlerdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (asm) öfkelendi ve "Hırsızlık yaparak getirilen, kızım Fatıma dahi olsa elini keserdim." buyurmuştur. (bk. Buharî, Hudud 12; Müslim, Hudud 8, 9)

Bu nedenle Allah’ın Elçisi için torpil ve kayırma iddiaları, dinsiz olmanın yanında İslam ve Peygamber düşmanı olanların iftirasıdır.

Soruda geçen konuya gelince:

Hazreti Peygamber (asm), iki kişi olarak Mekke’den çıkıp Hicretin 8. Senesinde 10 bin kişilik bir ordu ile tekrar gelip Mekke’yi fethetmişti. Mekke döneminde ve hicretten sonra da Mekkeli müşriklerin, Müslümanlara yapmadığı işkence, çektirmediği çile kalmamıştı. Fetih esnasında bölük komutanlarından Sad bin Ubade: “Bu gün et doğrama günüdür.” deyince, “Hayır, bu gün merhamet günüdür.” buyurdu ve onu kumandanlıktan aldı, yerine oğlu Kays’ı getirerek Medinelilerin sancağını ona verdi. 

Fetihten sonra Peygamberimiz (asm) Mekkeliler için genel af ilan etti. Ancak İslam’a aşırı düşmanlık edenlerden birkaç kişiyi istisna etti. “Bunları kim nerede bulursa öldürsün.” buyurdu.

İşte bunlardan birisi de İbn-i Hatal isimli şahıstı. Yanına bir adam gelip: "Yâ Rasûlallah! Şu İbn Hatal adındaki kişi, Kâbe’nin örtüsüne yapışmış, sığınmış, ne buyurursunuz?" dedi. Peygamberimiz (asm), "Öldürün onu! Nerede bulursanız, öldürün!" buyurdu. Devlet başkanınca kanı heder edilip öldürülen kimse için ne kısas ne de diyet gerekir.

Peki bu adam kimdir ve ne yapmıştır?

İbn Hatal, Benî Teym b. Edrem kabilesindendi. Kendisi, Müslüman olmuş, Medine'ye hicret etmişti. Peygamberimiz de onu zekat ve sadaka tahsildarlığı vazifesine tayin etmiş, yanına da bir yardımcı / köle vermişti. Köle, İbn Hatal'ın hizmetini görüyor, yemeğini yapıyordu. Bunlar, bir konak yerinde konakladılar. İbn Hatal, kendisi için erkek bir davar kesip yemek yapmasını köleye emretti. Öğle vakti, yatıp uyudu. Uyandığı zaman, kölenin kendisi için yemek yapmadığını gördü. Köle de uyuyakalmıştı.

İbn Hatal, köleye son derecede kızdı. Üzerine atılıp, onu döve döve öldürdü. Öldürdüğü zaman, kendi kendine: "Vallahi, Muhammed'in yanına varırsam, bu suçumdan dolayı beni öldürür!" dedi ve irtidad etti. Topladığı zekat ve sadaka mallarını da sürerek Mekke'ye kaçtı, müşrik olarak orada kalmakta devam etti.

Mekke’in fethi günü İslam süvarilerini ve çarpışmalarını görünce içine korku düşmüş, titremeye başlamış, Kâbe'ye kadar gidip atından inerek silahlarını çıkarıp atmış, Kâbe’nin örtüleri arasına girmişti.

İşte bu adam, Hz. Peygamberin (asm) emriyle sahabiler tarafından öldürüldü, onun iki şarkıcı cariyesi vardı, İbn Hatal içki içer, Peygamberimizi hicv ve tahkir eden şiirler söyler, onları bunlara okutur, Kureyş müşrikleri de içki içerek bunları dinlerdi.

Bu şarkıcı kadınların işleri güçleri, Peygamberimiz aleyhissalatü vesselam aleyhinde söylenilen hiciv şiirlerini okumaktı. Bu iki cariye de “görüldükleri yerde öldürülme” cezasına çarptırılmıştı. Fetih günü, bunlardan birisi, yani Emeb yakalanıp öldürüldü. Diğeri ise kaçtı. Sonradan eman dileyip Peygamberimiz tarafından eman verilinceye kadar görünmedi. Eman verilince, Fertane, kılık kıyafet değiştirerek gelip Müslüman oldu.

Peygamberimiz (asm) sıradan bir beşer değil, Allah ona vahyediyor, sıradan insanların bilemeyecekleri şeyleri bildiriyor. Ayrıca kendisi çok zeki, ileri görüşlü hem tevekkül hem tedbir sahibi bir büyük insan. Ya vahiy yoluyla veya şahsi zekası ve sezgisiyle bazı kimselerin kabiliyetlerini keşfediyor.

İbn Hatal çok suç işlemiş, kendisinde hayır yoktu, suçu devlete / kamuya ve Peygamberimizin (asm) şahsına karşı işlemişti, onun cezası idamdı, ama Peygamberimizin, şahsı ve devlet başkanlığı bakımından af yetkisi vardı, bu yetkiyi kullanmadı. Demek ki, af edilmeyi hak etmemişti.

Abdullah b. Sad b. Ebî Serh gelince o, Peygamberimizin (asm) yakını, sevdiği ve önemli yardımcılarından biri olan Hz. Osman’a sığınmıştı, o devirde sığınmanın büyük önemi vardı; hem Hz. Osman’ı aşağılamış olmamak için hem de Abdullah’ta gördüğü hayır ve kabiliyet sebebiyle onu affedip kazanmayı tercih etti.

Şimdi bakalım bu Abdullah Müslüman olunca neler yapmış:

Hz. Ömer zamanında Hz. Amr b. As’la birlikte Mısır’ın fethine katıldı ve onun devrinde Saîd bölgesinde (Yukarı Mısır) valilik yaptı. Halife Hz. Osman Mısır’ın malî işleriyle Abdullah’ı, yönetimiyle de Amr’ı görevlendirmek istedi. Amr’ın buna itiraz etmesi üzerine onu azlederek yerine Abdullah’ı vali tayin etti ve İfrîkıye’nin fethiyle görevlendirdi (645 veya 647).

Abdullah b. Sad, Sübeytıla’da Gregorios karşısında büyük bir zafer kazanarak Kartaca bölgesini fethetti, Kayrevan şehrinin kurulduğu yere kadar ulaştı ve pek çok ganimet ele geçirdi. Abdullah b. Sad daha sonra Hz. Muaviye’nin Kıbrıs üzerine gönderdiği orduya yardımcı oldu. 652 yılında Nûbe üzerine yürüdü ve şiddetli bir savaştan sonra Hristiyan Nûbe hakimi ile bir antlaşma imzaladı. 

Diğer taraftan Abdullah’ın Bizans donanmasıyla Finike açıklarında kazandığı deniz savaşı da meşhurdur. Bizans İmparatoru II. Konstans, Mısır’ın elden çıkmasından sonra Kuzey Afrika’daki İslâm hâkimiyetine son vermek üzere büyük bir donanma hazırladı. Bizans donanmasındaki gemilerin direkleri uzaktan âdeta bir orman görünümü verdiği için Zâtüssavârî adıyla anılan bu savaşta, Abdullah b. Sad kumandasındaki İslâm ordusu Bizans donanmasını tamamen imha etti ve II. Konstans ancak yaralı olarak kurtulabildi (31/652).

Hz. Osman’ın evinde muhasara altına alınması üzerine önce Medine’ye yardım gönderdi, sonra da bizzat kendisi oraya gitmek üzere Mısır’dan ayrıldı; yerine de Sâib b. Hişâm’ı bıraktı. Fakat yolda Hz. Osman’ın şehid edildiğini öğrendi. Bu sırada ihtilâlcilerin yöneticisi Muhammed b. Ebû Huzeyfe, Sâib’i uzaklaştırarak Mısır’da idareye el koymuştu.

Medine’ye gitmekten vazgeçen Abdullah tekrar Mısır’a dönmek istediyse de muvaffak olamadı. Yaygın olan rivayete göre, Mısır’a giremeyince Hz. Muaviye’nin yanına gitmeyi de doğru bulmayıp Askalân veya Remle’ye gitti ve orada vefat etti.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun