Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür. Beni rüyada gören, Cehenneme girmez; (İbni Asakir) anlamına gelen hadis sahih midir?

Tarih: 08.03.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sahabî, Hz. Peygamber (asm) Efendimize iman (edip), iman ettiği halde kendisiyle bir araya gelen ve Müslüman olarak vefat eden kişidir.

Buna göre, bir kimse Peygamberimizle kendisine iman etmiş olarak karşılaşmış, ancak daha sonra -Allah korusun- mürted olmuş ve mürted olarak ölmüş ise yine "sahabî" sayılmaz. Bu kabilden çok az sayıda bazı kimseler olmuştur. Öte yandan, bir kimse mümin olarak Peygamber ile karşılaşmış daha sonra mürted olmuş, ancak daha sonra tekrar ölmeden İslam'a dönmüş ise, ikinci bir defa karşılaşsın veya karşılaşmasın yine de "sahabî" sayılır.

Bu kısa bilgiden sonra konuyu iki açıdan cevaplaya çalışalım:

Cevap 1:

Fıkhi ve itikadi hükümler kitaplarda yazılmıştır. Bunlara göre amel etmek gerekir. Peygamberimiz'i (a.s.m.) rüyasında görenlerin, kesinlikle cennetlik olduğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır.

Peygamber Efendimiz'in (asv.) görüldüğü rüyalar sadık rüyalardır. Peygamber Efendimiz (asv.) şöyle buyurmuşlardır:

"Sâdık rüyayı doğru sözlü kişiler görür ve bu kişilerin rüyası Cenab-ı Hakk'tan bir müjdedir." (Müslim, Rüya, 6).

Soruda geçen rivayet, sizin de ifade ettiğiniz gibi, ilgili hadisi İbn Asakir -kendi isnad zinciriyle- rivayet etmiştir. (bk. Tarihu Dımaşk,-1419/1998-Beyrut- 23/385)

Bütün araştırmalarımıza rağmen, bu rivayeti başka bir hadis kaynağında bulamadık. Bu sebeple sahih olup olmadığını söyleyecek durumda değiliz. Yalnız şunu biliriz ki, Hz. Peygamber (a.s.m)’i hayatta iken bizzat görüp de sonradan kötü bir durumda ölenler vardır.

Mesela, Hudeybiye’de Resulullah (asv)’ın yanında bulunduğu halde doğrudan cennete girmeyen bir kimseden söz edilir. Efendimiz (a.s.m),

“Hudeybiye’de Rıdvan ağacının altında biat edenlerin hepsi cennete girecek, ancak (orada bulunduğu halde bu biate katılmayan) kırmızı deve sahibi hariç.” buyurmuştur.

Yine bir savaşta büyük kahramanlıklar gösteren bir kimse için Efendimiz (asv)

“Cehennemlik olan bir kimsenin yüzüne bakmak isteyen bu adama baksın.”

buyurmuş ve nihayet o kişi aldığı yaralara dayanamayıp intihar etmekle bu gaybî haberi tasdik etmiştir.

Şimdi, "Hayatında onu (asv) görenler mutlaka cennete gidecek." diye bir hüküm yokken, rüyada görenin böyle cennetle müjdelenmesini anlamak biraz zor görünmektedir

Bazı alimler başka hususlarda “filanca / falancalar cennete girer” manasına gelen hadisleri açıklarken, “Yani bunlar cehenneme gitse bile sonunda cennete girecekler.” şeklinde belirtmişlerdir. Bu da imanla kabre gireceklerine bir işarettir.

İslam’da istikamet bellidir, onu takip etmek zorunluluğu vardır. Cennet-cehennem olmasaydı bile, yine de Allah’a kulluk etmek vicdanî bir borcumuzdur.

Cevap 2:

Bir kimse, önce Müslüman olduğu halde daha sonra imandan çıkabilir mi? Evet çıkabilir. Böyle insanların önceden de Müslüman olmadıklarını söyleyebilir miyiz? Hayır. Zaten irtidadın manası, dinden dönmektir. Dinden dönmek demek, önceden mümin olup sonradan bu itikattan ayrılmak demektir. 

Buna göre önceden sahabi olarak bilinen insanlardan biri dinden çıkarsa, bunun önceki dönemini yok sayamayız. Yani; Dinden çıkmadan önce sahabidir, dinden çıktıktan sonra mümin olmadığı gibi sahabi de değildir. Kaynaklarda yer alan sahabenin tanımında “imanla ölmek” şartının koşulması doğrudur. Fakat ondan önceki safhasını da inkâr etmek gayr-ı ilmidir. 

Şu hadis-i şerif bize ışık tutmaktadır:

Hz. Enes anlatıyor:

“Hz. Peygamber'e (asm) sorular sordular. Soruda öylesine aşırı gittiler ki, birgün minbere çıkıp (öfkeyle): "Sorun, her sorunuza cevap vereceğim!" dedi. Cemaat bu sözü işitince, korkuyla başlarını öne eğdiler. Başlarına mühim bir hadise gelmekte olmasından korktular. Enes (ra) devamla dedi ki: "Ben sağıma soluma bakmaya başladım. Bir de ne göreyim, herkes elbisesini başına sarmış ağlıyordu. (Kimseden ses çıkmıyordu). Derken, bir adam kalkıp “Ya resulellah! Benim ahiretteki yerim neresidir?” diye sordu. Hz. Peygamber (asm) “yerin ateş/cehennemdir” buyurdu. Sonra Abdullah b. Huzafe: "Ey Allah'ın Resulü! Babam kimdir?" dedi. Resulullah (asm): "Baban Huzafe’dir" buyurdu. Hz. Ömer (ra) de: "Rabb olarak Allah'tan, din olarak İslam'dan, peygamber olarak da Muhammed'den razıyız. Fitnelerden Allah'a sığınırız" dedi. Hz. Peygamber (asm) de: "Hayır ve şer her ikisinin de bugünkü kadar bol indiğini hiç mi hiç görmedim, Bana cennet ve cehennem gözle görülecek hale getirildi ve onları şu duvarın önünde gördüm" dedi. (Bir rivayette şu ziyade var: "...

Bunun üzerine şu ayet indi:

"Ey iman edenler! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kur'an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır, (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir, Allah bağışlayandır, halimdir. Sizden önce bir millet onları sormuştu. Sonra da onları inkar etmişlerdi" (Maide 101-102)

Kaynak: Buhari, Tefsir, Maide 12, Rikak 27, İ'tisam 3, Müslim, Fedail 134-138, (2359), Tirmizi, Tefsir, Maide no. 3058)

Ehl-i sünnet olarak bize göre bütün sahabiler cennete gider. Ancak çok az da olsa bazılarının önce cehenneme, sonra da cennete gideceklerini gösteren rivayetler vardır: Mesela:

Abdullah b. ِAmr anlatıyor: “Sefer esnasında Hz. Peygamberin (asm) eşyasına nezaret eden “Kirkire/Kirkiretu” adında bir adam vardı. Öldüğünde Hz. Peygamber (asm) onun ateşte olduğunu/cehenneme gideceğini bildirdi. Sonra insanlar gidip baktılar ki ganimet malından çaldığı bir aba/cübbe gördüler. (bk. Buhari; hno: 3074)

Bu hadisi Müslim de Hz. Ömer’den benzer ifadelerle rivayet etmiştir. (Müslim, hno: 114)

İbnu’l-Esir Usdu’l-Ğabe’de (2/431) Mekke fethinde Hz. Peygamberin (asm) affetmediği dört kişiden söz eder: Makîs b. Sababe, Abdullah b. Hatal, İkrime b. Ebi Cehil, Abdullah b. Sa’d b. Ebi Serh. İlk ikisi iman etmeden öldürüldüler. 

Abdullah b. Sad b. Ebi Serh, bir ara vahiy katipliği yaparken şeytana uydu ve mürted olup Mekke’ye döndü. Mekke fethinde tekrar İslam’a döndü. (Usdu’l-Ğabe, 3/260)

Keza, Ubeydullah b. Cahş da Habeşistan’a hicret etti, orada Hristiyan olup öylece öldü. (Usdu’l-Ğabe, 7/62)

Bu kitabın ismi “Usdu’l-Ğabe fi marifeti’s-sahabe.” Demek, müellif bu kişileri de sahabeden bahseden bir kitaba almayı uygun görmüştür.

İlave bilgi için tıklayınız:

RÜ'YA-I SADIKA.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun