Yanarak ölen bir kafiri toprak nasıl sıkıştıracak?
Ölünce hemen mi sorgulanacağız? Eğer öyleyse yanarak ölen bir kafiri toprak nasıl sıkıştıracak?
Ben duymuştum böyle kafir ya da günahkar mıydı toprak sıkıştırıyormuş böyle ama yanan biri için peki şöyle mi olacak Allah ölen ruhu toprağa mı koyacak ve ayak seslerimizi duyacakmış beden nereye gömülürse oraya mı gidecek?
Değerli kardeşimiz,
Bu gibi gaybi işler akılla bilinip yorumlanamaz Bunlar ancak semi delillerle ayet ve hadislerden öğrenebiliriz.
Kabir azabının hem ruha, hem de bedene yapılacağı görüşü tercihe şayandır. Ancak bu azabın toprağa konulan bedene değil, bedenden ayırlan ruhun kabir âlemine uygun olarak yeni giydiği latif bedenine azap edilmekte veya nimetler verilmektedir Ehl-i sünnete mensup bir topluluk, gül suyunun güle sirâyet ettiği gibi, rûhun da bedene sirâyet eden bir cevher olduğunu söylemişlerdir. (Aliyyu'l-Kâri, Fıkh-ı Ekber Şerhi, terc. Y. Vehbi Yavuz, İstanbul 1979, s. 259)
Demek ki, kabirden maksat, cenazenin konulduğu toprak değil, ruhun gittiği kabir alemidir, sıkışan da toprağa konular ceset değil ruhun kabir aleminde girdiği yeni latif libasıdır. İşte sorgu da, azap da nimet de bu kabir alemi dediğimiz berzahda ve ruhun yeni girdiği latif libasıyla olacaktır.
Şu halde dünyada yanarak ölen, denizde kaybolan ya da hiç gömülmeyen birinin kabir aleminde ruhunun sıkılmasına bir engel yoktur. Zira yanan, kaybolan ya da gömülmeyen bedene değil, ruhun kabir alemindeki yeni latif libasına, o alemin şartlarına göre bir durum söz konusudur.
Ayrıca, kabir alemindeki bu sıkıştırma olayı, yalnız kafiler için değil, müminler için de söz konusu olabilir. Bu konuda en çarpıcı bir misal Hz. Sad b. Muaz ile ilgilidir. şöyle ki:
Peygamber efendimiz (asm) Hz. Sad b. Muaz’ın ölümünden/defninden sonra “Şüphesiz kabrin mutlaka bir sıkıştırması vardır. Onun sıkıştırmasından eğer bir tek kişi kurtulsaydı, Sad b. Muaz kurtulurdu.” diye buyurdu. (İbn Hanbel, 24581)
Sad b. Muaz'ın annesi ağlamaya başlayınca, Peygamber efendimiz (asm) onu şöyle teselli etti:
“Sana şunu söylesem gözyaşın durup ve hüznüm kaybolup gitmez mi? İşte bak: Allah’ın ilk defa kendisi(ni karşılarken) güldüğü/tebessüm buyurduğu kimse senin oğlundur ve ölümünden ötürü Arş titredi (daha ne istersin!” bk. İbn Hanbel, 27581)
Konuyla ilgili Peygamber Efendimizin (asm) başka açıklamaları da vardır. Kabir, müminleri annenin yavrusunu okşaması ve bağrına basması gibi sıkacak, kâfir ve münafıkları da şiddetli bir şekilde sıkacaktır. (bk. Müsned, V, 407; VI, 55, 98; Tirmizi, Cenaiz. 70)
Demek ki, kabrin sıkması konusunu, dünyadaki toprakla değil, kabir âleminin kendine özgü ve ruhun girdiği yeni libasa yapılması şeklinde değerlendirmek gerekir. Müminleri de annenin çocuğunu bağrına basması gibi görmeliyiz.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Cesedi bulunamayan ölülerin kabir azabı nasıl olacak?
- 3.000 yıl önce ölen birinin kabir azabı ile kıyamete yakın ölen kimsenin kabir azabı bir olur mu?
- Kabir azabı ruha mı yoksa bedene mi uygulanır?
- KABİR
- “Ölünün cesedine verilen eziyet, canlıyken verilmiş gibidir.” hadisini açıklar mısınız?
- Öldükten sonra da şimdiki aklımız olacak mı?
- Günahkarların kabirdeki hali nasıldır?
- Ölüm var mı?
- Kabir azabını her ölen çekecek mi?
- Ölünce nelerle karşılaşacağız? Kabir hayatı hakkında biraz bilgi verir misiniz?