Ümmetimden hata, unutma, zorlama ile işlenen fiillerden sorumluluk kaldırılmıştır, hadisindeki kolaylık sadece bizim ümmetimize mi hastır?

Tarih: 02.07.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

-  Geçmişte yaşamış olan ümmetler, bu sayılanlardan sorumlu mu idiler?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Allah, kimseyi, elinde olmadan kalbine gelen çirkin şeylerden dolayı -onları yapmadığı veya konuşmadığı sürece- hesâba çekmeyecektir." (Buharî, Talak, 11).

- Buharî, İlim, 44’te, Şurut 12, Tefsir-Enbiya 27 (doğrusu, 21) de bu konu yoktur. İlk iki yerdeki “unutma” kelimesi, oralardaki Hz. Musa-Hz. Hızır kıssasında vardır.

“Şüphesiz Allah, ümmetimden, hata, unutma ve yapmaya zorlandıkları şeyi (n hükmünü) kaldırmıştır.",

“Allah, kimseyi, elinde olmadan kalbine gelen çirkin şeylerden dolayı -onları yapmadığı veya konuşmadığı sürece- hesaba çekmeyecektir."

 Bu hadis rivayetleri için (bk. İbn Mece, Talak, 16).

- Buharî ve Müslim’de geçen aşağıdaki hadislerde, Peygamberimizin (a.s.m) bir kısım hususiyetleri zikredildiği halde,  adı geçen “hata, unutma ve icbar”la ilgili hususların yer almaması dikkat çekicidir:

- Ebu Hureyre anlatıyor: Resulüllah (a.s.m) şöyle buyurdu:

“Şu altı şeyle peygamberlerden üstün oldum: Bana belagat-fesahat / veciz anlatım gücü verildi. Düşmanın kalbine salınan korkuyla zafer kazandım. Savaş ganimetleri bana helal kılındı. Yeryüzü bana temiz ve mescit kılındı. Önceki peygamberler kendi kavimlerine hususî olarak gönderilirken, ben bütün insanlara gönderildim. Peygamberlik benimle sona erdi.” (Müslim, Mesacid, 1)

- Hz. Cabir anlatıyor: Resulüllah (a.s.m) şöyle buyurdu:

“Benden önce hiç kimseye verilmeyen beş şey bana verildi: Bir aylık mesafeden düşmanın kalbine salınan korkuyla zafer kazandım. Yeryüzü benim için mescit ve tertemiz kılındı. Öyle ki ümmetimden bir kimse nerede olursa olsun, namaz vakti geldiğinde orada namazını kılabilir. Savaş ganimetleri bana helal kılındı. Ki benden önce hiç kimseye helal kılınmadı. Bana şefaat verildi (diğer peygamberlerinkinden farklı bir şefaat) Bütün insanlara gönderildim.” (Buharî, Teyemmüm, 1)

- İbn Hacer, bu hasletlerin / özelliklerin değişik rivayetlerdeki sayısına dikkat çekerek, toplam olarak çok daha fazla olduğunu vurgulamıştır. Ona göre, İbn Huzeyme ve Nesai’de yer alan ve Peygamberimizin (a.s.m) hususiyetlerinden biri olarak aktarılan “Bana Bakara Suresinin son kısmı Arşın altındaki bir hazinden verildi.” ifadesinde, söz konusu edilen ayette yer alan hasletler den bazıları da “hata ve unutmanın hesaba tabi tutulmaması” dır.(bk. İbn Hacer, Fethu’l-Barî, ilgili hadisin şerhi).

- İbn Hacer’in bu ifadesinden anlaşılan, “hata ve unutmanın hesaba tabi tutulmaması” da bu ümmete mahsustur. Nitekim, Bedreddin el-Aynî de “hata, unutma ve icbar altında yapılanların hesaba tabi tutulmaması”nın bu ümmete mahsus olduğunu açıkça vurgulamıştır (bk. Umdetu’l-Karî, ilgili hadisin şerhi).

- Bununla beraber, adı geçen hadislerin zahir ifadelerinde, “hata, unutma ve icbar altında yapılan işlerin muaf tutulmasının” sadece bu ümmete mahsus olduğunu gösteren açık bir delil yoktur. Öyle de anlaşılabilir, -başka ümmetler için de geçerli olmakla beraber- bu ümmete bunların özel olarak hatırlatılması da söz konusu olabilir.

Çünkü adı geçen hadislerden hiçbirisinin metninde açıkça “şu hasletler bu ümmete mahsustur” ifadesine yer verilmemiştir. Oysa, Buharî ve Müslim’de geçen diğer hasletler için bu husus açıkça belirtilmiştir. O halde, denilebilir ki, “hata, unutma ve icbar altında yapılan işlerin muaf tutulmasının” ifade edilmesi, diğer ümmetleri dışlayan bir kayd-ı itirazî değil, bu ümmetin durumunu ortaya koyan bir kayd-ı vakiîdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun