Sünneti hafife almadan işlemeyen ayıplanır mı?

Soru Detayı

Sünnetin hükmü, işleyen sevap kazanır. Sünneti kasten terk etmek, azabı değilse de, azarlanma ve kınanmayı gerektirir.
Buradaki azarlanma kınanmayı açıklar mısınız? Ne kastedilmiş?
Sünneti hafife almadan işlemeyen günahkar olur mu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sünneti terk etmenin hükmü konusunda alimler artasında farklı değerlendirmeler yapılmıştır. Detaylara girmeden bunları şöyle açıklayabiliriz:

- Hanefi alimlerine göre, Şer’i hükümler/Efal-i mükellefîn 8’dir.

Farz: Farzın hükmü işleyene sevap, terk edene ceza vardır.

Vacib: Bunları işleyene sevap, özürsüz terk edene ceza vardır.

Sünnet: Usul alimlerine göre iki kısımda değerlendirilir.

a) Sünnet-i Hüda: Bunlar ibadetlerle ilgili dinin tamamlayıcı olan sünnetleridir. Bunları işleyen sevap kazanır. Terk eden kınanır. Ezan okumak, kamet getirmek ve cemaatle namaz kılmak gibi.

b) Sünnet-i Zevâid: İbadetlerle ilgili olmayan Hz. Peygamber (asm)`in sünnetlerine denir.. Namazın rükünlerini uzatmak ve Hz. Peygamber`in yemesi, içmesi, oturması, kalkması gibi fiillerinin taklit edilmesi. "Allah`ın Rasûlünde sizin için güzel bir örnek vardır" (Ahzâb, 33/21) mealindeki ayetten de anlaşıldığı üzere, Sünnetin her türlüsünde -derecesine göre- sevap vardır. Ancak bunları terk eden kınanmaz

Mustehab/Mendub: Yapılmasında sevap, terkinde ceza, kınama, azarlama yoktur.

Mubah: Ne yapılmasında sevap, ne de terkinde ceza veya kınama vardır

Haram: Terkinde sevap, işlenmesinde ceza vardır.

Mekruh: Mekruhun harama yakın olanına "tahrimen mekruh"; helâle yakın olanına ise "tenzîhen mekruh" denir. (Tahrimen) Mekruhun hükmü amel bakımından haramın hükmü gibidir. Terkine sevap, işlenmesine ceza korkusu vardır.

Müfsid: Başlanan bir ameli bozan ve iptal eden kimsedir. Müfsidin yani başlanan bir ameli bozanın hükmü, bunu özürsüz olarak kasten yapmışsa cezası vardır. (bk. Vehbe Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslami, 1/49-51)

- Şafii alimlerine göre, şer’i hükümler beş kısımdır:

Vacib/Farz: Yapılmasında sevap, terk edilmesinde ceza vardır.

Mendub/Sünnet: Yapılmasında sevap vardır, terkinde ceza yoktur.

Haram: Terkinde sevap, yapılmasında ceza vardır.

Mekruh: Terkinde sevap var; yapılmasında ceza yoktur.

Mubah: Ne yapılmasında sevap, ne de terkinde ceza vardır. (bk. Nevevi, el-Makasıd/el-Maksadu’l-evvel)

- Bu görüş Maliki ve Hanbeli mezhebinin de görüşüdür. (bk. v. Zuhayli, a.g.y)

- Fıkıh kaynaklarında, sünnet/mendubun terkine karşılık  “Levm, itab” olarak ifade edilen kınama, azarlamanın Hz. Peygamber tarafından yapılacağı ifade edilmiştir. (bk. Vehbe Zuhayli, a.g.y)

Bundan anlaşılıyor ki, mazeretsiz bir sünneti sürekli olarak terk eden kimsenin bir cezası yoksa da, buna caydırıcı bir tedbir olarak hafif bir ‘tekdir’ anlamına gelen kınama ve azarlamak cezası verilir. Bunu veren ise, devlet reisi/yetkilisi/sicil amiri gibi yetkin makama sahip kimselerdir. Bugün beşeri hukukta da idari mekanizma tarafından “kınama ve uyarı cezası” tatbik edilmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
54 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun