Şahitsiz boşama geçerli mi?

Tarih: 15.06.2024 - 11:19 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kuran’da Talak suresinin 65/2. ayetinde “…içinizden iki adil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için doğru yapsın…” ifadesiyle boşamada şahitliğe yer verilmiştir.

Ancak Peygamber (asm) Efendimiz ve sahabiler devrindeki uygulama da dikkate alınarak, bu nasların hükümlerinin emredici olmadığı ve şahitsiz boşanmanın da geçerli olduğu kabul edilmiştir.

İslam hukukçularının çoğunluğu, boşama esnasında iki şahit bulundurmanın uygun olacağını, ancak bunun boşamanın hukuken geçerliliği için şart olmadığını benimsemişlerdir.

Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince:

Evlilik akdi sırasında iki şahidin hazır bulunması nikahın şartlarındandır. İnkâr halinde akdi ispat için buna ihtiyaç vardır. Ancak şahitlerin ölümü, belde değiştirmesi, kimler olduğunun unutulması veya kaybolmaları gibi durumlarda evliliğin belge ile ispatına ihtiyaç duyulur. Bu durum boşanma için de söz konusudur.

Kadın, kocası tarafından boşandığını iddia etse, mahkemeye başvurup tespit isteyebilir. Şahit, yazı vb. delillerle ispat ederse hakim ayrılığı sabit görür, ispat edemezse kocaya yemin verilerek ona göre hüküm verme yoluna gidilir. İnkâr halinde ispat kolaylığı sağladığı için evlenmede olduğu gibi boşamada da şahit bulundurulması güzel olur. Ancak boşamada şahit bulundurmanın zorunlu olup olmadığı konusunda farklı görüşler öne sürülmüştür.

Boşama konusu mahkemeye gittiği zaman İslâm hâkiminin özellikle kadının başvurusu üzerine açılan davada boşanma sebeplerinin bulunup bulunmadığını şahit, bilirkişi, belge, doktor raporu gibi delillere dayanarak değerlendireceğinde şüphe yoktur. Ancak eşin mahkeme dışında kendi başına boşaması durumunda İslâm onun irade beyanını sözlü veya yazılı olarak nikâhlı eşine yöneltmesinin yeterli olduğunu kabul ettiği için, ayrıca şahidin bulunmasına gerek olmaksızın boşamayı geçerli saymıştır.

Kuran-ı Kerîm’de şahid bulundurma konusunda şöyle buyurulur:

“Boşadığınız eşleriniz iddetlerinin sonuna yaklaştıkları zaman ya onları iyilikle tutun veya güzellikle serbest bırakın. İçinizden de iki adaletli kimseyi şahit tutun.”(1)

Bundan bir önceki ayette boşanma ve ric’î talakla boşadıktan sonra eşine dönmeden (ric’a) söz edildiği için, şahit bulundurmanın her iki tasarrufu da kapsayıp kapsamadığı tartışılmıştır.

Çoğunluk müçtehitlere göre, ric’i boşamada eşe dönerken şahit bulundurmak şart değildir. Ancak şahit bulundurma, eşlerin daha sonra dönüşü inkâr etmesi durumunda bir ispat kolaylığı sağlayacağı için müstehap sayılmıştır. Ancak Şafiler eşe dönüşte (ric’a) şahit tutmayı vacip görmüştür. Çoğunluk, ayetteki “şahit bulundurunuz.” emrini mendup ve müstehap derecesinde yorumlamıştır.

Nitekim şahitten söz eden ayetten önceki; “Onları ya iyilikle tutun ya da serbest bırakın.” ifadeleri mutlak olduğu gibi “Kocaları onları geri al­maya başkalarından daha fazla hak sahibidir.”(2) anlamındaki ayet de mutlak olup, bunlarla ilgili olarak şahitten söz edilmemiştir.

Diğer yandan eşini adetli olduğu günlerde boşayan Abdullah İbn Ömer’e Hz. Peygamber (asm) eşine dönmesini emrederken, şahitten söz etmemiştir.(3)

Zahirîlere göre şahit bulundurma, talakta ve boşamadan sonra eşe dö­nüşte gereklidir. Çünkü Allahü Teala talak ve eşe dönüşü zikrettikten sonra iki adaletli şahit bulundurma prensibini getirdi. İbn Hazm bu konuda şöyle demiştir:

“Yüce Allah Talak Suresi 2. ayette boşama, eşe dönme ve şahit bulundurmanın arasını ayırmadı. Bunun için şahit bulundurma her iki muameleyi de kapsamına alır. Bu yüzden iki adaletli şahit olmaksızın eşini boşayan Allâh’ın koyduğu sınırları aşmış olur.”(4)

20. yüzyıl İslam hukukçularından Muhammed Ebû Zehra, Ali el-Hafîf ve Abdurrahman es-Sabuni bu konuda Zahirîlerin görüşüne meyletmişlerdir.

Boşamada şahit tutmak özellikle kadının hakkını korumak için öngörülmüştür. Bunun yerine tefvîz-i talak (kadına boşama yetkisi verilmesi) ve hakem yolu ile boşama yöntemi geliştirilirse eşler boşama konusunda eşit haklara sahip kılınmış olur.

Diğer yandan bir İslam toplumunda evlenmenin, mehir, nafaka, boşanma gibi karşılıklı hak ve görevler yükleyen muamelelerin belgeye bağlanması ve resmi kayıtlarının tutulması da hakların korunması bakımından önemli bir noktadır. "1917 tarihli Osmanlı Hukuki Aile Kararnamesi" bu konuda önemli bir kanun metnidir. Osmanlı Devleti aile hayatının önemli problemlerini bu kanunla ilkelere bağlamış, evlenme ve boşanmanın resmi kayıtlara işlenmesini zorunlu tutmuştur.(5)

İlave bilgi için tıklayınız:

Kadının haberi yokken, kocası boşasa, nikah gider mi?

Kaynaklar:

1) Talâk, 65/2.
2) bk. Bakara, 2/228-230; Kurtubî, Tefsir, XVI, 104, 105.
3) Buhârî, Talâk, 1.
4) İbn Hazm, el-Muhallâ, X, 251.
5) bk. Hamdi Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihalii ve Delilleriyle İslam Hukuku.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 97
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun