"Ruhlar toplanmış cemaatler (gibidir). Onlardan birbiriyle (önceden) tanışanlar kaynaşır, tanışmayanlar ayrılırlar." hadisini açıklar mısınız? İnsanın kaderine üç şeyin yazıldığı ve bunun asla değişmediği (öleceği gün, evleneceği insan ve belirli rızkı)..

Tarih: 01.03.2012 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Ruhlar toplanmış cemaatler (gibidir). Onlardan birbiriyle (önceden) tanışanlar kaynaşır, tanışmayanlar ayrılırlar." [Buhârî, Enbiya 2; Müslim, Birr 159, (2638); Ebû Dâvud, Edeb 19, (4834).]

İnsanın ruhu doğumdan önce de vardır. Hadiste ifade edilen husus, ruhanî hayattır. Ruhlar aleminde ruhlar görüşüyor, tanışıyor, bazıları uyuşuyor, bazıları uyuşmuyor. Doğumla birlikte insanın cismanî varlığı da ortaya çıkar. Ancak, bedene hâkim olan yine ruhtur. Bu sebeple daha önce ruhlar aleminde birbirini seven ruhlar bedene girdikten sonra da bu sevgiyi devam ettirirler. Tersi olursa, tersine bir durum ortaya çıkar.

Bu hadis insan ruhlarının grup grup toplanmış cemaatler olduğunu belirtmektedir. Mücennede "karşılıklı olarak" ma'nâsına geldiği gibi "karışık olarak" ma'nâsına da gelir. Nitekim ruhların bir kısmı Allah'ın yolunu, bir kısmı da şeytanın yolunu teşkil etmektedir.

Hadiste geçen "teârüf" kelimesi, birbirlerini tanımak demektir. Öyleyse, bedenlere girmezden önce birbirlerini tanımış olanlar, beden giydikten sonra da bir araya gelirler, iyiler iyileri, kötüler de kötüleri meydana getirir. Önceden tanışmayan ruhlar beden giydikten sonra dünyada biraraya gelecek olsalar kaynaşamazlar.

Bu hadisi Nevevî: "Ruhlar, "toplanmış cemaatler" veya "farklı gruplar" şeklindedir." diye anlar. Tanışmaları için de: "Ruhları yaratırken hepsinin fıtratına koyduğu ortak bir özellik sebebiyledir." diye açıklar.

Bazıları: "Ruhların sıfatlarının ve ahlâklarının uygunluk içinde yaratılmış olmaları sebebiyle tanışıp kaynaştıklarını" söylemiştir.

Bazı âlimler de: "Ruhlar toplu olarak yaratıldılar, tabiatları birbirine uzak olanların birbirlerinden nefret edip dağıldıklarını" söylemiştir.

İbnu'l-Cevzî der ki: "Bu hadisten şu istifade elde edilir: "Kişi, fazilet ve salâh sahibi bir kimseden nefret duyar ise, bunun sebebini araması gerekir, ta ki bu kötü duyguyu yok etmeye çalışıp kendindeki bu özellikten kurtulsun. Aksi durum için de aynı şey söylenebilir."

Kurtubî de şöyle der: "Ruhlar, ruh olması itibariyle bir iseler de, birçok sebeplerle birbirlerinden ayrılırlar ve çeşit çeşittirler."

 İkinci sorunuzun cevabı için tıklayınız:

"Madem Cenâb-ı Hak ezelî ilmiyle benim ne yapacağımı biliyor, öyleyse benim ne kabahatim var?" sorusuna nasıl cevap vermeliyiz?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun