Protestanlık nedir? İslam dininde reformist değişime ihtiyaç var mıdır?

Soru Detayı

- Şeriat dinin cezai hükümlerini mi kapsar?
- Din değişir mi yoksa şeriat mı değişir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Protestanlık; XVI. yüzyıl reform hareketine dayanan ve farklı kiliselerden oluşan Hristiyanlık anlayışıdır. XVI. yüzyılda Martin Luther öncülüğündeki reform hareketiyle başlayıp, Hristiyan ilâhiyatçılarca geliştirilen Hristiyanlığın teolojik ve ahlâkî bir yorumunu ve buna paralel olarak ortaya çıkan kiliseler ve cemaatler topluluğunu ifade eder.

Protestanlık kendi içerisinde çok farklı görüşlere sahip olsa da en temel özelliği Hz. İsa'nın tanrılaşmasının, kilisenin ve din adamlarının mutlak otoritesinin reddedilmesidir. Buna göre kendi içinde çeşitlilik göstermesine rağmen Protestanlığın önde gelen iki temel özelliğinden biri sadece Kitâb-ı Mukaddes’in kayıtsız şartsız otorite olarak kabulü, diğeri de kurtuluşun yalnızca ilâhî lütuf sayesinde gerçekleşeceğine yönelik inançtır. Protestanlık’ta kilise ilâhî lütfun öznesi değil nesnesi olarak görülüp Tanrı ile insan arasında ritüel veya kilise merkezli herhangi bir aracılığın varlığı reddedilmiştir. Ayrıca bütün inananların din / kilise içinde eşit role ve sorumluluğa sahip olduğu, ilkesinden hareketle ruhban ya da din adamı şeklinde ayrı bir sınıfın mevcudiyeti meşrû görülmemiştir.

- İslam dininde reformist bir harekete ihtiyaç duyulabilir mi?

Hristiyan Protestanlığı şeklinde bir reform İslam için düşünülemez. Çünkü İslam inancının temelinde Hristiyanlıkta olduğu gibi bir sapma söz konusu değildir. İslam dini vahye dayanır ve inanca dair temel ilkeler vahiyle belirlenmiştir. Örneğin Allah'ın birliği, ahiret inancı, meleklerin varlığı, namaz ve zekat gibi inanç esasları ve ibadetler vahiyle belirlenmiştir. Zamanın değişmesi ile bu esaslar değişiklik göstermez.

İnsanların sosyal hayatta karşılaşacağı meselerde ise, çözüm üretip hükme bağlayacak zenginliğe sahiptir. Gelişen beşeri şartlarda, farklı tarih ve coğrafyalarda, değişen teknik ve teçhizat içerisinde ortaya çıkabilecek, ilk kaynaklarda bulunmayan durumları da kıyamete kadar çözmeye muktedirdir. Zira İslam, bu problemleri çözmede başvurulacak, usûl denen, genel prensipleri koymuştur. Özünü Kur’an ve Sünnet’te bulan bu metodolojiye uyularak ortaya konan her mesele, yine ilahîlik ve semavilik vasfını taşır. Ancak, bu prensiplere müracaat edilmeden getirilen çözümler arzi ve beşeridir, semavi ve ilahi değildir.

İmam Maturidi din ve şeriat ayrımını şöyle yapmaktadır:

“Din, Allah'ın Nuh ve diğer bütün peygamberlere tavsiye ettiği Allah'ı birlemek (tevhîd) ve ona ibadet etmek demektir."

Bu din, peygamberlerin hepsi için, tek ve aynı dindir. Bütün peygamberlerin dini, tevhîd inancı ve bir olan Allah’a ibadetten oluşur. Fakat onların şerîatleri ve ahkamı birbirinden farklıdır. Dolayısıyla şeriat denilirken sadece cezai hükümler anlaşılmamalı, bunu da içerisine alan geniş bir hükümler sistemi olarak görülmelidir. 

Peygamberden peygambere değişen şerîat ibadetlerin miktarı, sayısı, şekli ve şeri hükümlerle ilgili bilgileri içerir. Farîzalar, hadler, emir ve nehiylerden oluşan şeriat, dinin peygamberin geldiği dönemin şartlarına ve toplumsal maslahatlara göre oluşturulan değişen toplumsal boyutunu ifade etmektedir. Ancak kıyamete kadar bir başka peygamber gelmeyeceğinden Hz. Muhammed (asm)'in şerîatı, başka bir şerîat tarafından asla nesh edilmeyecektir.

Din alimlerinin yaptığı içtihad şeriatın değişmesi değil, hakkında nas bulunmayan bir meselede şer'i kurallar içerisinde hüküm vermektir. Bu hüküm ise zannidir, mutlak değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun