Peygamberin kendisinden başka şahidi var mıdır?

Tarih: 16.06.2018 - 00:03 | Güncelleme:

Soru Detayı

Sorum gayet açık ve net. Kuran toplanırken bile bir ayet için en az 2 şahit gerekirken bir insanın mağaradan inip yatağa girip titremesi ve sonradan Peygamber oldum demesi ne kadar mantıklı? Yani onun peygamber oluşuna şahitlik eden (Mağarada) birisi var mıdır?
(Lütfen işte Allah şahit yada kuranda yazıyor demeyin ben bir ateistim ve düzgünce sordum.)
Muhammedin Peygamber oluşuna kendisinden başka şahidi var mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Her soruya olduğu gibi, bu sorunuza da çok samimi cevap vereceğiz.

Önyargıdan uzak, ilim ve akıl süzgecinden geçirmek suretiyle bu cevabımızı samimi olarak değerlendirdiğinizde, gece karanlığından gündüzün aydınlığına çıkacağınızı ve bize de dua edeceğinizi ümit ediyoruz.

Konuyu birkaç madde halinde açıklamayı faydalı görüyoruz:

a)  Ateist bir kimsenin Hz. Peygamberin nübüvvetini sorgulaması temelden bozuk bir mantık yansımasıdır. Karanlık bir gecede güneş ışığını aramak ne kadar bir cehalet eseri ise, ateizm gecesinin zifiri karanlığında -var olduğuna inanmadığı- Allah’ın vahiy ışığını aramak bu misalden bin kat daha  karışık ve sorunlu bir zihnin varlığından haber verir.

b) Hz. Muhammed (asm)’in peygamberliğinin doğruluğunu tasdik eden bir değil on şahit olsaydı, inkâr edenler yine kabul etmeyeceklerdi. “Muhammed (asm) bu adamlarla birlikte bu işi uydurmuş.” diyeceklerdi.

Nitekim, böyle bir şahitlik ortada olmadığı halde, “İnkâr edenler: “Kuran onun uydurduğu bir yalandır, bu hususta başkaları da kendisine yardımcı olmuşlardır.” diye iddia ettiler. Onlar böylece, kesin bir yalan söyleyip zulmettiler.” (Furkan, 25/4) mealindeki ayette, akıl yoksunu bazı zavallıların bu komik iddialarının altı çizilmiştir.

c) Hiçbir peygamber delilsiz bir şekilde ortaya çıkıp da “Ben Allah’ın elçisiyim.” dememiştir. Çünkü, insanlık camiasında bile biri çıkıp herhangi bir ülkenin elçisi olduğunu söylerse belgelerini ortaya koymak zorundadır. Örneğin, bir İngiliz Türkiye’ye gelip “Ben İngiltere’nin elçisiyim.” dese, Türk yetkilileri “Baş göz üstüne geldin; buyurun makamınıza geçin.” mi diyecekler, yoksa, elçiliğini tasdik edecek belgeler mi isteyecekler..? Bir ülkenin elçisi, o ülke adına hareket edeceğine göre, bunun doğruluğunu tasdik eden belgelerin varlığı da o nispette önem arz etmektedir.

- Halbuki, peygamberlik iddia eden bir kimse, ‘Ben kâinatı yaratan Allah’ın elçisiyim ve onun adına hareket edeceğim’ diyerek ortaya çıkacaktır. Üstelik Allah adına verdiği emirlerine karşı çıkanların ebedi bir yurtta cehennem azabı gibi çetin bir cezaya çarpılacaklarını seslendirecektir. Bu kadar önemli bir konuda tasdik belgelerini  görmeden insanların körü körüne itaat etmeleri elbette düşünülemez.

Bu sebepledir ki, başta Hz. Muhammed (asm) olmak üzere, 124 bin peygamberin hepsi küçük-büyük bazı mucizeler ortaya koyarak elçiliklerini belgelemişler.

Nitekim Hz. Muhammed (asm) bu durumu şöyle ifade etmiştir:

Peygamberlerden hiçbir peygamber yoktur ki, ona insanların iman etmek zorunda kaldığı mucizelerin bir benzeri verilmemiş olsun. Bana verilen mucize ise Allah'ın bana vahyettiğidir/Kuran'dır. Bunun için, kıyamet günü peygamberlerin en çok ümmetlisi ben olacağımı umarım!” buyurmuştur. (Ahmed b. Hanbel, 2/451; Buhari, Fedailu’l-Kur’an, 1; Müslim, İman, 239) manasındaki hadis-i şerifte, Allah’ın elçileri olarak ortaya çıkan peygamberlerin mucize denilen beşer üstü bazı şeyler ibraz etmek suretiyle peygamberliklerini tasdik ettiklerine işaret edilmiştir. Ve Hz. Muhammed (asm)’in -diğer -hissi/maddi yüzlerce mucizeleri yanında en büyük mucizesinin manevi ve akla hitap eden Kur’an olduğu vurgulanmıştır.

- Bu sahih bilgiler bize gösteriyor ki, Hz. Muhammed (asm)’in peygamberliği “bir gecede bulunduğu mağarada kendisine vahiy geldiğine” dair bir iddia ile değil, 23 yıl boyunca, ortaya koyduğu 114 sure ve 6 binden fazla ayetten ibaret olan Kur’an gibi bir mucize ile tescil edilmiştir.

d. Bir tek surenin bile benzeri yapılamaz

Yaklaşık 15 asırdan beri bütün insanlara meydan okuyan Kuran’ın -şu anda da geçerli olan- bu meydan okuyuşuna karşı kimsenin çıkmaması, çıkamaması, Onun Allah’ın  kelamı olduğunun tasdikidir.

“Eğer kulumuz (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kuran’ın Allah katından geldiği) hususunda bir şüphe içindeyseniz, ona benzer bir sure getirin. Eğer iddianızda samimî iseniz Allah’tan başka şâhitlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın. Eğer bunu yapamazsanız ki asla yapamayacaksınız, o halde kâfirler için hazırlanmış ve yakıtı insanlarla taşlar olan Cehennem ateşinden sakının (yani Müslüman olup kurtulun).” (Bakara, 2/23-24).

e. Kur’an, ümmî bir insanın malı olamaz

“Sen bundan (Kur’an’dan) önce ne bir kitap okuyor, ne de elinle onu yazıyordun. Öyle olsaydı, bâtıla uyanlar/yanlış düşünenler, şüpheye düşerlerdi. Hayır; o (Kuran) kendilerine ilim verilenlerin kalplerinde yerleşen apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi,  zalimlerden başkası, inkâr etmez. Onlar: Ona (peygambere) “Rabbinden mucizeler indirilmesi gerekmez miydi?” derler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.” Kendilerine okunan bu (kırk yönden mucize olan) kitabı/Kur’an’ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Şüphesiz ki bunda, iman eden bir kavim için bir rahmet ve bir mesaj vardır. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Bâtıla iman edip Allah’ı inkâr edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (Ankebut, 29/48-52)

İşte Kuran-ı kerim, mucize yapısıyla, beşer üstü üslubuyla, doğru çıkan gaybi haberleriyle, modern bilim tarafından keşfedilen ontolojik, kozmolojik, jeolojik, sosyolojik, psikolojik alanlardaki bilimsel verilerin tasdikine mazhar olmuş beyanlarıyla, ortaya koyduğu semavî kimliğiyle, elinde bulunduğu zatın ümmî/okuma-yazması olmayan kimliğiyle, Hz. Muhammed (asm)’in nübüvvetini –ilahî kelamdan çıkan ıslak imzasıyla- onaylamıştır.

Şunu da not edelim ki, baştan buraya kadar yapılan bütün açıklamalar, akıl ile naklin, beşeri bilgilerle ilahi ilmin, Kuran ile müspet bilimlerin çok güçlü bir bileşkesidir.

Sonsuz merhamet sahibi Rabbimizden niyazımız, hepimizi hak ve hakikat yolu olan Kuran yoluna hidayet etmesidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun