Peygamberimiz, kızını bile kurtaramazsa, şefaati nasıl anlamalıyız?

Soru Detayı

- "Bir hadiste peygamberimiz Hz. Fatıma’ya seni ben bile kurtaramam dememiş midir?
- Allah mı daha merhametli yoksa peygamber mi?
- Peygamber Allahın elinden mi kurtaracak bazı cehennemlikleri?
- Şefaat Allahın otoritesine aykırı değil midir?” diyen birine nasıl cevap verilmeli

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Ayetü'l-Kürsi’de yer alan “Onun izni olmadan katında kim şefaat edebilir?” mealindeki ifadesi, bu konuda açıktır: Şefaat vardır, fakat Allah’ın izni olmadan kimse kendi başına şefaat edemez.

Nitekim, İslam alimleri bu ayetteki ifadeyi de öyle anlamışlar ve “Allah’ın izni olmadan bir yardımcı ve bir şefaatçinin olamayacağı”na işaret etmişlerdir. (bk. Razi,  İbn Kesir, ilgili yer)

Meallerini vereceğimiz ayetlerde şefaatin varlığı kesin olarak ifade edilmiştir:

“Rahman’ın huzurunda, söz almış olanlar (iman edip salih amel işleyenler) dışında hiç kimse şefaat edemez.” (Meryem, 19/87)

“O gün, Rahman’ın şefaat izni verip sözünden razı oduğu kimselerden başkasının şefaati fayda vermez.” (Tâhâ, 20/109)

“Onlar/melekler, sadece O’nun/Allah’ın razı olduğu kimse hakkında şefaat edecekler.” (Enbiya, 21/28)

“Göklerde nice melekler var ki, Allah’ın dilediği ve razı olduğu kimseler hakkında geçerli olması için izin çıkmakdıkca, onların şefaatleri asla fayda vermez.” (Necm, 53/26)

Şefaatin olacağına dair pek çok sahih hadis rivayeti vardır. Misal olarak şu üç hadis verilebilir:

“O zalim kâfirlerin ne bir dostu ne de bir şefaatçisi olmaz.” (Mümin, 40/18)

Bu hadisin mefhumu muhalifinden anlaşılıyor ki, müminler için şefaatçi vardır.

Abdullah b. Ömer anlatıyor:

“İnsanlar kıyamet günü gruplar halinde (mahşer meydanına) gelirler. Her ümmet kendi peygamberine tabi olur. Ve ‘Ey falan! Bize şefaat et, ey falan bize şefaat et diyecekler.’  Sonunda şefaat etme işi Resulullah’a kalacak. İşte makam-ı Mahmud budur.” (Buhari, Tefsir, Suretu İsra, 11)

“Kim ezandan sonra 'Allahümme Rabbe hazihi’d-Daveti’tamme…' duasını okursa ona şefaatim hak olur.” (Buhari, a.g.y)

Özetle: Hz. Peygamber (asm)'in şefaatinin varlığı pek çok sahih hadislerde geçmektedir. Örneğin bir hadiste “Benim şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenler içindir.” buyurmuştur. (bk. Ebu Davud, Sünnet, 23; Tirmizî, Kıyame, 11)

“Ey Resulullah’ın kızı Fatıma! Sen de kendini Allah’tan satın almaya çalış; zira senin için de bir şey yapamam.” manasındaki hadis için bk. Buharî, Vesâyâ 11; Tefsir (26) 2; Müslim, İman 348-352.

Bu iki sahih hadis arasında elbette bir çelişki olamaz. Şefaat hadisleri, İslam ümmetini ümitsizlikten kurtaran ve hakikaten tahakkuk edecek bir gerçeğin ifadesidir. İslam ümmeti bu konuda ittifak halindedir. Sadece peygamberlerin değil, alimlerin, velilerin, şehitlerin de şefaatlerinin olacağına dair sahih hadis rivayetleri vardır.

Kendi akrabasına, halasına, kızı Fatıma’ya, eşi Aişe’ye hitaben söylediği buna benzer ifadelerin hikmeti ise;

- Allah’a karşı bir hüsnü edebin ifadesi olduğu gibi,
- Bazı veli makamındaki yakınlarına güvenenlere ders vermek,
- Şımarıklığı önlemek,
- Kendini şefaat makamında gören ve sağa-sola şefaat dağıtan bazı safdil kimselerin bu yanlışlarına gönderme yapmak,
- Son sözün Allah’a ait olduğuna işaret etmek,
- Başkalarına güvenerek ibadette gevşeklik yapmanın sakıncasına dikkat çekmek...

gibi hakikatleri ders vermeye yöneliktir, diye düşünüyoruz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR