Peygamber Efendimizin kıskançlık hastalığına tutulanlara olan önerileri nelerdir?

Tarih: 15.10.2020 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

Anlatır mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Türkçedeki “kıskançlık” kelimesi, olumsuz olan “haset”ten olumlu sayılan “gayret”e kadar, birçok tonunu ifade etmede, oldukça geniş bir çağrışım zenginliğine sahiptir.

Ancak Dini metinlerde kıskançlık anlamında kullanılan Arapça gayret kelimesi “kişinin kendi mahremini koruması yönünde gösterdiği aşırı duyarlılık, izzet-i nefsine, şeref ve namusuna zarar verecek durumlardan sakınıp korunmasını sağlayan duygusal tepki”, daha özel olarak da “erkek veya kadının başkasının cinsel ilgisine karşı kendi eşini koruma ve savunma duygusu” manasına gelir (1)

Kıskançlık çoğunlukla aşk ve sevgi söz konusu olduğunda ortaya çıkan bir duygudur.

Dar anlamda kıskançlık kişinin, sevdiği şahıs bir başkasını tercih ettiği zaman gösterdiği telaş ve endişedir. Bilgi, sanat, nüfuz, güç, mal, mevki gibi toplumun değer verdiği şeylerin elden gitmesi korkusu ve bunları koruyup kollama isteği de genel olarak kıskançlık kavramıyla ifade edilir.

Ragıb el-İsfahani insanın kendini, evini ve ailesini, ülkesini, kısaca aidiyet ilişkisi olan her şeyi koruma duygusu için de gayret kavramının kullanıldığını belirtir.

Kıskançlık, “başkasının sahip olduğu imkânları çekememe” anlamına gelen hasetten farklı olup manası ondan daha geniştir.

Ayrıca ahlaki bakımdan hasedin her türü kötü olarak değerlendirilirken, kıskançlık makul ve ılımlı ölçüde tutulması şartıyla gerekli olan bir tepkidir. Bir kimsenin eşini ve kendine ait olan bir hak ve menfaati başkasından kıskanması haset değil gayret olarak nitelendirilir. Çünkü bu tabii ve fıtrî bir eğilimdir. Kişinin sevip bağlandığı, değer verdiği bir kimseyi ve bir şeyi koruma altına alması, esirgemesi sonucunu doğuran kıskanma duygusu ve bundan kaynaklanan eylemler, yükselme, ilerleme, olgunlaşma, namus ve iffetin, hak ve menfaatlerin muhafazası için gerekli bir tutum ve davranış özelliği olarak kabul edilir. (2)

Bu sebeple İslam ahlak kültüründe dengeli bir kıskançlık duygusu asalet, namus, iffet ve mertliğin temeli sayılmış ve bir onur ifadesi olarak kabul edilmiştir. Nitekim gayret kelimesi klasik sözlüklerde kısaca “hamiyet” (değerlere yönelik saldırılara karşı koyma duygusu ve iradesi) ve “enefet” (izzet-i nefis) şeklinde açıklanır. (3)

İmam Gazali, hamiyet, izzet-i nefis, kıskançlık duygularını her normal insanın tabiatında bulunan ve bir tür savunma mekanizması olan gazap duygusunun akıl ve din ölçüleri çerçevesinde faaliyet göstermesiyle ortaya çıkan erdemler olarak değerlendirmiş, bu erdemlerden yoksun kalmanın insanlıkta ciddi bir eksiklik olduğunu belirtmiştir.

Aynı alim, kişinin hamiyet duygusunun zayıflaması halinde izzet-i nefsinin de zaafa uğrayacağını, bütün bunların onun kıskançlık duygusundan mahrum kalmasına yol açacağını ifade etmiş, ardından Hz. Peygamber (asm) Efendimizin kıskanç olmakla övündüğünü anlatan hadisi (4) nakletmiştir. (5)

İnsan tabiatında var olan diğer fıtrî eğilim ve duygular gibi kıskançlık da kendiliğinden iyi ya da kötü değildir. Ancak ortaya konuş biçimine, niyete ve kişinin ahlaki olgunlaşmasına olan katkısına göre bir değer kazanır. Bu açıdan olumlu bir kıskançlık kişiliğin meydana gelmesinde ahlaki bir fazilet olarak kabul edilir.

Hz. Peygamber (asm) Efendimizin bazı hadislerinde bu anlamdaki kıskanma üstün bir karakter özelliği diye zikredilmiş ve müminlere olduğu kadar Allah’a ve Peygamber’e de izafe edilmiştir. (6)

Allah’ın kıskanması din dilinde “gayretullah” şeklinde ifade edilir ve yaptıkları kötü, çirkin, haksız işlerle gayretullaha dokunanların mutlaka ceza göreceklerine inanılır.

Kıskançlığı, “kişinin sevdiği ve sahip olduğu bir şeye başkasının ortak olmasından hoşlanmaması” diye tanımlayan Kuşeyri de hadiste Allah’ın kıskançlıkla nitelendirilmesini bu tanıma uygun olarak açıklamaya çalışır. Ona göre Allah’ın kıskanması, “kulu üzerinde uluhiyet hakkının sadece kendisine ait olmasından dolayı yalnız kendisine ibadet ve itaat edilmesini istemesi, bu konuda başka birinin ortak kılınmasına razı olmaması” demektir. (7)

Kıskançlığın olumlu ve olumsuz yönlerini birbirinden ayırt etmek önemlidir. Bazı kıskançlık belirtileri vardır ki görünüşte dinî-ahlakî endişe ve hassasiyetin dışa vurumu gibi olsa da çok defa şahsi zaaf ve bencilce dürtülerden kaynaklanır.

Gerek Resul-i Ekrem’in hadislerinde gerekse Müslüman alimlerin açıklamalarında kıskançlık duyguları arasındaki bu ayırıma dikkat çekildiği görülmektedir.

Nitekim bir hadiste Allah’ın sevdiği ve sevmediği kıskançlık çeşitlerinin bulunduğu belirtilerek birincisinin haklı bir şüpheye dayanan kıskanma, ikincisinin ortada şüphelenecek bir durum yokken ortaya konan kıskançlık olduğu ifade edilmiştir. (8)

İffet ve namusu koruma yönündeki kıskançlığı kocaya düşen bir görev olarak gören Gazali bu konuda aşırı gitmeyi de doğru bulmamakta ve orta yolu tavsiye etmektedir. Ona göre sonu kötülüğe varacak davranışlara göz yummamak gerekir; fakat kadınla ilgili haksız bir kanaatin oluşmasına yol açacak şekilde gereksiz yere vesveseye kapılmak da doğru değildir. Mesela kadınların gizli hallerini araştırmaya (tecessüs) varacak kadar kıskançlıkta aşırılığa sapmak yanlış ve zararlıdır. Ayrıca bu, Allah’ın Kuran’da açıkça yasakladığı (Hucurat 49/12) suizanna girer. (9)

Şaranî de Muhyiddin İbnü’l-Arabî’ye atıfta bulunarak açık bir şüphe durumu bulunmadan zan ve vehme dayanarak kadınların davranışlarını sınırlamanın, onların mescitlere gitmesini engellemenin akıl dışı olduğunu, nitekim ashabın önde gelenlerinden bazılarının, “Eğer Hz. Peygamber bugün yaşasaydı da kadınların neler yaptığını görseydi ... mutlaka onların mescitlere gitmesini yasaklardı” (10) şeklindeki sözlerinden dolayı Hz. Aişe’yi eleştirdiklerini ifade eder.

Şu halde sadece Allah Teâlâ’nın dininde belirlemiş olduğu özel durumlarda kıskançlık gereklidir. Bu sınırları aşan her kıskançlık aklın sınırları dışında olup yersiz duygulardan kaynaklanan bir davranıştır. İnsanın kıskançlık duygusunun tesiriyle eşinin sırlarını açığa çıkarmaya kalkışması da yanlıştır.

Kıskançlıkta aşırı giden kişi, Allah’ın kötülük saymadığı bir konuda kendisinin Allah’tan daha duyarlı olduğunu iddia etmiş sayılır. (11)

Bazı hadis kitaplarında “Gayretü’n-nisâ” gibi başlıklar altında ayrı bölümlerin yer aldığı, bu bölümlerde özellikle Hz. Peygamber’in eşlerinin kıskançlıklarını yansıtan olaylara yer verildiği görülür. (12)

Allah Tealanın gayreti, kulunun günah işlemesini istememesi şeklindedir. Zira Peygamber Efendimiz (asm), bu husustaki bazı hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

“Muhakkak ki Allah, müminler hakkında gayret ve hamiyet gösterir. Allah’ın gayreti (kıskançlığı), Allah’ın haram kıldığı fena şeyleri, müminin işlemesinden dolayıdır.” (13)

“Allah Tealanın korusu vardır. Cenab-ı Hakk’ın korusu haram kıldığı şeylerdir.” (14)

“Allah Teâlâ bir kulunu sevdiği zaman onu dünyalık (arzular)dan korur.” (15)

“Hastaya istediğini vermemek suretiyle onu koruduğunuz gibi Allah da sevdiği kuluna istediği dünyayı vermek suretiyle ona perhiz yaptırır ve böylece onu korur.” (16)

“Allah’tan daha gayretli kimse yoktur. Gayretinden ötürüdür ki açık ve gizli bütün fuhuşları (çirkin işleri) yasaklamıştır. Allah’tan daha çok övülme-yi seven yoktur. Bundan ötürüdür ki müjdeleyici ve uyarıcı elçiler göndermiştir.” (17)

“Sad’ın gayretine şaşıyor musunuz? Ben Sad’den daha gayretliyim. Allah da benden daha çok gayyur (gayret sahibi)’dir.” (18)

Allah Teala, Kuran-ı Kerim’de: “Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bunun dışında dilediğini bağışlar.” (Nisa, 4/48) “Nankörlük ederseniz, Allah size muhtaç değildir. Fakat Allah, kulları için küfre razı olmaz. Şükrederseniz, ona razı olur.” (Zümer, 39/7) buyurmuştur.

 İşte Allah’ın gayretinden bahseden hadisi şeriflerde kastedilen gayret bu anlamdadır.

İlave bilgi için tıklayınız:

Eşler arası kıskançlık ne ölçüde olmalıdır? | Sorularla İslamiyet

Kıskançlığın ölçüsü hakkında bilgi verir misiniz? Eşlerin birbirlerini ...

Kıskançlık / Haset Duygusundan Nasıl Kurtulurum?

Peygamberimiz, "Allah'ın sevdiği ve sevmediği kıskançlık ile sevdiği ...

"Kıskanmayan erkekte hayır yoktur." sözü hadis midir?

Haset nedir, zararları nelerdir?

İnsanda bulunan nifak, kibir, haset gibi rahatsızlıklar tam olarak nasıl ...

Dipnot:
1) İbnü’l-Esîr, III, 401; Lisânü’l-ʿArab, “ġyr” md.; Râgıb el-İsfahânî, s. 347.
2) Elmalılı, IX, 6405-6406.
3) Lisânü’l-ʿArab, “ġyr” md.; Tâcü’l-ʿarûs, “ġyr” md.
4) Buhari, “Nikaḥ”, 107; Müslim, “Lian” 16.
5) İḥya, III, 167-169.
6) Müsned, I, 408; II, 235, 301, 326, 343, 387, 520, 536; Buhârî, “Nikâḥ”, 107, 108; Müslim, “Liann”, 17, “Tevbe”, 32-38; Tirmizî, “Raḍâʿ”, 14.
7) Kuşeyri, Risâle, II, 512.
8) İbn Mâce, “Nikâḥ”, 56.
9) İḥyâʾ, II, 38-39.
10) Buhârî, “Eẕân”, 163; Müslim, “Ṣalât”, 144.
11) Sarani, el-Yevâḳīt ve’l-cevâhir, II, 42
12) meselâ bk. Buhârî, “Edeb”, 23, “Nikâḥ”, 107, 108, “Ṭalâḳ”, 5, “Menâḳıbü’l-enṣâr”, 20, “Tevḥîd”, 32; Müslim, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 74-76, 83, 88.
13) Buhari, Nikâh 107; Müslim, Tevbe 36; Tirmizi, Radâ 14.
14) Nesâî, Büyu‘ 2; Ebâ Dâvûd, Büyu‘ 3.
15) Tirmizî, Tıbb 1.
16) Münâvî, II, 298.
17) Buhari, Küsûf 2, Tevhid 15,20; Müslim, Tevbe 32, 36; Darimi, Ni-kah 37.
18) Buhari, Nikah 107, Hudud 40, Tevhid 20; Müslim, Li’an 16, 17; İbn Hanbel, Müsned 4/248.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 80
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun