Örtünme çağ dışı bir emirdir, diyenlere ne dersiniz?

Tarih: 13.04.2020 - 13:15 | Güncelleme:

Soru Detayı

Örtünme emrine çağ dışı bir emirdir diyenler var. Örtünme ile alakalı ayetlerin bu çağa uygun olmadığını söylüyorlar. Kalbim bu emrin çağ dışı olmadığı konusunda mutmain olmak istiyor.
İddia şöyle:
“Artık çevremizdeki  15-20-25-30-35 yaşındaki genç kızlara baktığımızda büyük bir çoğunluğu giyim tarzı olarak Amerika, İtalya, İspanya, Almanya, Fransa gibi Avrupa ülkelerini örnek alıyor. Bu saydığımız ülkelere baktığımız zaman bu ülkedeki insanların büyük çoğunluğu yarı çıplak dediğimiz türde giyiniyorlar. Bizim ülkemizdeki genç nüfus da gün geçtikte bu ülkelerdeki giyime özeniyor ve dolayısıyla gün geçtikçe daha çok onlara benziyoruz. Daha 100 yıl öncesinde ülkemizde mini eteğin m’si geçmezken günümüzde mini etek kızlar tarafından çok yaygın olarak giyilen bir elbise konumunda hatta ve hatta çevremizdeki genç kızların çoğuna baktığımızda dekolteli giyinenlerin sayısı da bir hayli fazla. Dolayısıyla bu 2 durum ispat eder ki Kuran’daki örtünme emri çağ dışı bir emirdir. Bizim toplumumuz gün geçtikçe saydığım Avrupa ülkeleri ve Amerika’ya daha çok benzemeye ve onları daha çok benimsemeye başlıyor. Yaklaşık 100 yıl içerisinde örtünme ve başörtü tamamen hayatımızdan çıkmış olacak.”

Cevap

Değerli kardeşimiz,

En başa “Serlevha” olarak şunu yazacağız ve bütün konuşmaları bunun zımnında yapacağız;

“Örtünmek Allah’ın emridir, yani Kuran ile sabittir, kıyamete kadar geçerlidir, tartışılabilecek bir tarafı yoktur!”

Şimdi fazla detaya girmeden, gelelim konumuza.

Dünyada kıyafet ihtiyacı olan tek canlı insandır, diğer bütün canlılar kıyafetleriyle dünyaya gelirler.

Kıyafet ihtiyacı kadın-erkek ayrımı yapmaz. Her iki cinsin de giyinme ihtiyacı vardır. Hem soğuk ve sıcaktan korunmak hem de fıtraten içimize yerleştirilmiş giyinme içgüdüsüyle.

Peki bu giyinmenin alt limiti ne olacak? Buna kim neye göre karar verecek?

Elbette bunlara bu düzeni nihayetsiz hikmetlerle kurmuş olan, her şeyi bilen, bütün isim ve sıfatları kemalde olan Allah karar verecek, vermiş de.

Bahsettiğiniz batılı insanların “Çıplaklaşmaya başlaması”, tahrif ederek batıl hale getirmiş de olsalar dinlerini terk etmeleri, ateizm, darvinizm, deizm gibi sapık inanışlara hızla yönelmeye başladıkları İkinci Dünya Harbi sonrası döneme denk gelir.

Ondan önceki dönemde, muhtemelen peygamberlerinin yolundan sapmış ve akabinde sınırsız çıplaklık yaşamış ve sonunda her türlü sapıklığa sapmış ve ilahi hikmet tarafından helak edilmiş toplumların örnekleri ortada; Sodome-Gomore, Pompei, eski Yunan, gibi…

1950’lere kadar dünyada çekilmiş fotoğraflara bakacak olursak, neredeyse herkes bir şekliyle tesettürlü diyebiliriz.

Bugün uzakdoğulu kadınların dahi belli bir tesettür içinde olduklarını görürüz.

Hatta tesettürün yasaklandığı ülkemizde dahi 1930’lu ve sonrası yıllarda kadınların vücutlarını teşhir etmediklerini çok net görürüz.

Bugün, özellikle 21. asırdan itibaren batıda başlayan ve kadınlı erkekli teşhircilik boyutuna gelen fıtrata taban tabana aykırı çıplaklaşma ve vücut hatlarını teşhire dayalı sözde giyinme furyası sonrası oluşan çarpık ve sapık toplumun hali ortada; aileler bozulmuş, aileler dağılmış ve toplumların istikballeri tehlikeye girmiş. Eşcinsellik ve zina neredeyse teşvik edilir olmuş.

Emin olabilirsiniz ki bu rezilliğe Allah’ın rızası yok! Ve bunun hesabını ahirette kesinlikle soracağı gibi, bu tip sapıklıklara ve sapıklıklara seyirci kalan toplumlara dünyada da ciddi bedeller ödetecektir. 

Hepimiz kendimize bakıp, kendimizden örnek alalım. Hangimiz annemizin veya eşimizin veya kızımızın veya kız kardeşimizin, neredeyse çıplak ve bütün vücut hatlarını teşhir ettiği bir kıyafetle insan içine çıkmasına ve ortamdaki diğer erkeklerin onlara şehvetli şehvetli bakmalarına rıza gösteririz? Meğer ki kalbi, haya duygusu ve insanlık onuru sönmemiş ola…

Bir toplumun temel taşı ve istikbali ailedir, buna hiç kimse karşı çıkamaz. Aileyi de bir arada tutan sevgi, saygı, anlayıştır.

Sadece tesettür konusunda değil, her konuda hudutları edep belirler. Edebin ne olduğunu da bize elbette Kuran söyler, Peygamber Efendimiz (asm) de tatbikatıyla gösterir.

Müslüman toplumlar ise özellikle coğrafi yerleşimlerinden kaynaklanan örflerini Kuran ve sünnet çerçevesinde gözden geçirirler ve İslam dairesinde hareket ederler.

Etmezlerse bugünkü batı toplumları ve onlara özenenler gibi çürürler, ahlakları biter, ağaç kurdu gibi içten ağacı yiyip sonra da birbirlerini yiyerek yok olur giderler.

Bugünkü beğenmediğimiz ve yanlış yolda olan batı alemine bakan, kıyamet kopmadığı takdirde bundan 50 sene sonrasını bir hayal etsin. Bugünkülerin torunlarını -ki olursa- bir düşünsün. Onların idaresi altındaki bir dünyayı hayal etsin…

Örtünmeden tutun her türlü edep ve adap bize Kuran ile anlatılmış, Resulullah Efendimiz (asm)’in sünneti ile de detaylandırılmış. Buradan ne kadar sapılırsa huzursuzluk ve anarşi çıkar, ne kadar bu yol hak üzere gidilirse o kadar huzur zuhur eder. 

Medeniyet ve asrilik günün teknik imkânlarını insanların faydasına kullanmaktır. Mesela;
- Bir yere at ve deve ile değil, otobüs, araba veya uçakla gitmektir. 
- Güvercin ile haberleşmek değil, cep telefonu kullanmaktır.
- Okullarda eğitim görmektir.
- Dünyada gelir adaleti sağlamak üzere gayret etmektir.
- Kazandığını insanlarla paylaşmaktır.
- Bilimsel araştırmalar yapmak ve teşvik etmektir…

Yoksa medeniyet ne çıplaklıktır, ne cinsel sapıklıktır, ne sömürgeciliktir, ne tüketim çılgınlığıdır, ne bencilliktir, ne de sınırsız ilişkilerdir…

İlave bilgi için tıklayınız:

Kur'an, o dönemin koşullarına göre mi inmiştir?

Örtünmemek ayıp mı, suç mu, günah mı?

Çıplaklık neden günah?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun