Öleni bildirmek için sala okumak bidat mıdır?

Tarih: 17.07.2006 - 17:55 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Cenaze salası nasıl okunur?
- Ölüler için verilen salada okunan son ayet hangisidir; okumak gerekir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Ezan, namaz vakitlerini bildirmek, sala ise ölüm haberini vermek içindir. Bazı yerlerde, ölüler için okunan salanın sonunda her ne kadar Zariyat suresi 29. ayeti okuma âdeti varsa da okumamak gerekir:

"Başlarına gelecek (acı) günlerinden dolayı vay o kâfirlerin haline!.." (Zariyat, 51/60)

Ölüm haberini duyurmaya gelince:

Ölümü İlâm: Câhiliyye dönemindekine benzememek şartıyla(1), bir şahıs ölünce onun ölümünü, techizindeki sevaba iştirak etmeleri için akraba, arkadaş ve yakınlarına duyurmak müstehaptır.(2) Nitekim Peygamberimiz (asm), Habeş Kralı Necaşi'nin (v. 9/630) öldüğü gün Medine'de ashabına onun ölümünü duyurmuştur.(3) Yine Mûte Savaşın'da sırasıyla orduya kumanda eden Zeyd (v. 8/629), Ca'fer (v. 8/629) ve Abdullah b. Revâha'nın (v.8/629) şehit edildiklerini de daha şehadet haberleri gelmeden önce ashabına duyurmuştur.(4)

Tirmizî diyor ki: "Bir adamın akraba ve yakınlarına bir şahsın ölümünü bildirmesinde bir beis yoktur."(5) Binâenaleyh ölüm ilâmı, "sırf ölümü duyurmak için yıpılırsa bir beis yoktur. Bilâkis insanların cenazede bulunmaya koşmaları, teçhiz ve tekfinde ölünün sahibine yardım etmeleri, taziyeyi vaktinde yapmaları ve ölenin halk ile olan muamelesinin kesilip Hakka kavuştuğunu duyurmak gibi faydalarına nazaran ölümü ilân etmek, matlup olan bir hareket olur. Ama bundan başka gayeler için, câhiliyye adeti üzere ağlayıp, kaza ve kadere razı olmayıp kızmaları gibi yasak ve haram olan fiilleri yapmak gayesiyle ölümü ilan etmek yasaktır ve haramdır."(6)

İlan etme şekline gelince:

"Ölen bir kimseyi bir takım medhedici sözlerle, her ne şekilde olursa olsun, ölümü ilan etmek mekruhtur. Çünkü cenazede ölüyü methetmek câhiliyye âdetlerindendir.(7) Ama Müslümanların duyup, mümin kardeşlerine karşı üzerlerinde borç olan son hizmeti yapmaları için sadece 'falan öldü' diye duyurmakta bir sakınca yoktur."(8)

Bu duyuruyu sokaklarda dellâl bağırtarak, cemaat camiden çıkarken duyurarak, belediye hoparlörü olan yerlerde hoparlörle anons ettirerek ve gazetelerde sade ve kısa ifadelerle yazarak yapmak mümkündür.

Namaz vakitlerini ilan etmek için tesis edilmiş olan minarelerin bu iş için kullanılması, bazı müezzinlerin bu iş için para alıp parayla sala vermeleri sebebiyle, bidat ve çirkin görülmüş ise de(9) böyle bidatlere meyletmeksizin sırf ölümü duyurmak maksadıyla minareden salatü selâm okumakta bir mahzur olmasa gerekir.(10)

Memleketimizin bazı yerlerinde cenaze salalarında âyet okuma âdeti görülmektedir. Âyet okunurken dinlenmesi gerekir. Minareden hoparlörle okunan âyetler, duyanlar tarafından çoğu kez dinlenmediği için, hem dinlemeyenler günah işlemiş olur, hem de onların günah işlemesine sebep olan okuyucular. Onun için buna çok dikkat etmek ve minareden verilen salalarda âyet okumamak gerekir.

Eğer gaye, okunan âyetlerle ölümü hatırlatmak ise, sala da hatırlatır. Kaldı ki âyetlerle hatırlatma yeri, toplanmış olan cemaate hitap etme yerleridir. Orada hem âyet okunur hem de manası açıklanır. Ama çarşı-pazarda, işinde, gücünde olanlara minareden âyet okunmaz.

Cenaze haberini duyanların, ah, vah etmeksizin "İnnâ lillah ve innâ ileyhi râci'un = Biz Allah'tanız ve şüphesiz ona döneceğiz." demeleri sünnettir. Sahabe-i kiram böyle derlerdi. Rasul-i Ekrem Efendimiz (asm) de her musibette böyle demeyi, yani istircâyı tavsiye ederlerdi(11) ki, mümine eziyet ve onu üzen her şey musibettir.

Cevap 2:

Cenâze salâsı vefât eden bir Müslüman’ın vefâtını îlân etmek için minârelerden verilir. Sözleri vefât edene rahmet, af ve mağfiret dileyen duâlar ihtivâ eder. Her insanın hayâtının sona ereceği, sonsuz olanın ancak Allâh olduğunu hatırlatan ifadeler kullanılır. Genellikle hüzün verici bir makam olduğu için “Sabâ” makâmında irticâlen (emprovize olarak) okunur. Salânın uzunluğuna göre makam geçkileri yapılır.

“Salâ, salâ, sâlâââ, Ya muhavvile’l havli ve’l ahvâl, havvil hâlenâ ilâ ahseni’l hâl”
“Salâ. Accilû bi's salâti gable'l fevt ve accilû bi't tevbeti gable'l mevt”
“Salâ. Küllü nefsin zâigatü’l mevt, sümme ileynâ türce’ûn”
“Salâ İnnâ li’llâhi ve innâ ileyhi râci’ûn”
“Salâ Ya Seyyidel evvelîne ve’lâhirîn ve selâmün ale’l mürselîn, ve’l hamdü li’llâhi rabbi’l âlemîn”

Sonunda da vefât edenin ismi söylenir. Bu cenâze salâsı Anadolu'da, bilhassa Konya'da meşhurdur. Fakat İstanbul’da maalesef bilinmemektedir. Bir cenâze olduğu zaman minâreden cuma günü ezândan önce verilen salânın aynısı verilmektedir.

Cuma günleri öğle namâzının vaktinde cuma namâzı kılındığı için, ezândan yaklaşık bir saat kadar önce salâ verilir. Bu sala herhangi bir makâmda okunabilir ve uzun okunduğu takdirde çeşitli makâmlara geçki yapılabilir.

“Es salâtü ve’s selâmü aleyke yâ Rasûlâllâh”
“Es salâtü ve’s selâmü aleyke yâ Habîballâh”
“Es salâtü ve’s selâmü aleyke yâ Nebiyyallâh”
“Es salâtü ve’s selâmü aleyke yâ seyyidel evvelîne ve’l âhhirîn”
“Ve selâmün alel mürselîn”
“Ve’lhamdü li’llâhi Rabbi’l âlemîn”

Peygamber Efendimiz (asm)’in sıfatlarını ihtivâ eden bölümler makâmın durumuna göre uzatılabilir.

Dipnotlar:

1) Câhiliyye devrinde eşraftan biri öldüğü zaman etraftaki kabilelere bir haberci gönderilirdi. Bu haberci vardığı her yerde: "Falanın ölüm haberini getirdim, onun ölümüyle Arap mahvoldu..." diye bağırırdı. Bu ilânı duyanlar ağlar, bağırır, saçını başını yolardı ki, İslâm bunu yasak etmiştir. Rasulullah (asm)'in ölüm ilanını yasaklayan hadislerini ulemâ, câhiliyye devrindekine benzer bir şekilde ilan etmeye hamletmişlerdir. (Seyyid Sabık, F. Sünne, I/505; Şekerci, Osman, age., I/344.)
2) Seyyid Sabık, a.g.e. c. I, s. 505.
3) Buhuri, Cenâiz, 4, c. II, s. 71; Müslim, Sahih, Cenâiz, 22, c. II, s. 657.
4) Buhari, Sahih, Fedâilu Ashabi'n-Nebi, 25, c. IV, s. 218.
5) S. Sabık, a.g.e. c. I, s. 505.
6) Şeltut, Mahmud, el-Fetevâ, s. 218, Kahire, 1975
7) Dilaveroğlu, M. Esad, a.g.e. s. 118.
8) Vezâifu'l-Mevtâ, s. 2-3.
9) Karaman, Hayrettin, îslâmın Işığında, Günün Meseleleri, s. 76, İst. 1978
10) S. Sabık a.g.e. c. I, s. 504; Vezâifu'l-Mevtâ, s. 3.
11) S. Sabık, a.g.e. aynı yer; Vezâiftı'l-Mevtâ, s. 3.

( Prof. Dr. Süleyman Toprak, Ölümden Sonraki Hayat)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun