Allah benim iyi bir insan olduğumu biliyor, bu yetmez mi?
Maddi yardıma ihtiyacım varken dinî rehberlik alıp değişeceğimi söyledikten sonra buna ihtiyacım olmadığına karar vermek ne kadar yanlıştır?Bu süreçte, sonunda herhangi bir yanlış yaptığımı veya herhangi bir suçum olduğunu reddettim; ancak daha sonra ucb (kendini beğenme/kibir) ve kalpsizliğim konusunda suçlu olduğumu kabul ettim.
Eşime ve çocuklarıma, dinî rehberlik ve danışmanlık alacağımı, tövbe edeceğimi, ancak bunun için öncelikle maddî yardıma ihtiyacım olduğunu söyledim.
Daha sonra ise fikrimi değiştirdim ve dinî rehberliğe veya buna ihtiyacım olmadığına karar verdim.
Eşim bu olaydan beri, yaklaşık dört yıldır, büyük bir yıkım ve üzüntü içinde.
Allah benim iyi bir insan olduğumu biliyor.
Değerli kardeşimiz,
Esas olan niyet olmakla birlikte, insanın söz ve davranışlarının başkalarında meydana getirdiği sonuçlar da önemlidir. Siz gerçekten dinî rehberlik alacağınızı ve tövbe edeceğinizi söylemiş, bunu maddî yardım ihtiyacınızla ilişkilendirmiş, daha sonra ise bundan vazgeçmişseniz, sırf niyetiniz kötü değildi diye meselenin hiçbir sorumluluk doğurmadığını söylemek doğru olmaz.
Özellikle eşiniz ve çocuklarınız bu sözlere güvenerek bir beklentiye girmiş ve bundan dolayı ciddi bir üzüntü yaşamışlarsa, onların yaşadığı kırgınlık da dikkate alınmalıdır.
Bununla birlikte, sonradan fikrinizi değiştirmiş olmanız tek başına kötü niyet veya günahkârlık anlamına gelmez; insan gerçekten karar verip daha sonra kararından vazgeçebilir. Burada asıl mesele, başlangıçtaki niyetinizin samimiyeti, verdiğiniz sözün mahiyeti, daha sonra neden vazgeçtiğiniz ve bu süreçte ailenize karşı doğan hak ve sorumluluklarınızdır.
Bu nedenle yapılması gereken, yalnızca “Ben aslında kötü niyetli değildim” demek değil; eşinizin yaşadığı kırgınlığı anlamaya çalışmak, varsa yanlış veya yanıltıcı söz ve davranışları kabul etmek, kendinizi haklı çıkarmaya çalışmadan özür dilemek ve güveni yeniden tesis etmek için fiilî adımlar atmaktır. Dört yıl boyunca devam eden bir yıkım söz konusuysa, meselenin artık sadece o gün söylenen sözden ibaret olmadığı; aradan geçen zamanda oluşan kırgınlıkların da bulunduğu anlaşılır.
Dolayısıyla bugün yapılacak en güzel şey, geçmişteki niyetinizi savunmaktan ziyade, “Seni inciten ve sende böyle bir beklenti oluşturan davranışımın sorumluluğunu kabul ediyorum; seni anlamak ve aramızdaki güveni yeniden kurmak istiyorum” diyebilmektir.
Bize düşen, başkalarının yanlış ve eksik değerlendirmelerine zemin hazırlayacak söz, tavır ve davranışlardan da sakınmaktır. İnsan, niyeti iyi olsa bile kendisini töhmet altında bırakacak davranışlardan uzak durmalıdır.
Nitekim bu manayı ifade eden bir rivayette, “Kim kendisini töhmet altında bırakacak bir konuma sokar ve sonra da ithama maruz kalırsa, kendisinden başkasını kınamasın!” denilmiştir. (bk. Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1/44-45)
Fakat bu ilkenin amacı, başkalarının her yorumundan insanı sorumlu tutmak değildir. Gerçekten samimi bir niyetle verilen bir karardan daha sonra vazgeçmek ile bile bile insanları aldatmak aynı şey değildir. Bunları birbirinden ayırmak gerekir.
Allah kişinin niyetini ve bütün şartlarını en iyi bilendir; kulun vazifesi ise hem Allah'a karşı sorumluluğunu hem de insanların hakkını gözetmektir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Evlenmeyi Düşünenlere
- Ahlakın tarifi ve gayesi nedir? Ahlakın toplum / cemiyet üzerinde etkisi / tesiri nasıldır?..
- Uyanık istihare mi var?
- Ergenlere nasıl davranmalı?
- Eş seçiminde, evlilikte dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?
- Gençlerimiz nasıl bu hale geldi?
- Kendi başına karar vermek enaniyet midir?
- Geleceğimiz hakkında bilgi sahibi olmak için namaz, rüya var mıdır?
- Cinselliği yanlış kullanmanın ve fuhşun zararları nelerdir? Allah'ın gazabına sebep olur mu?
- UCB