Kadınlar neden tesettür (hicap) takmakla yükümlüdür?
Kadınların neden tesettür (hicap) takmaları emredilmiştir ve bu konuda neden bu kadar katı sınırlamalar bulunmaktadır?
Burada kadınların açık veya müstehcen kıyafetler giymesi gerektiğini söylemiyorum. Sadece, başı örtmek için sade bir başörtüsü veya dupatta kullanmanın da yeterli bir seçenek olabileceğini düşünüyorum.
Ayrıca, neden bu konuda özellikle kadınlar üzerinde bu kadar güçlü bir vurgu yapılmaktadır?
Değerli kardeşimiz,
Öncelikle ifade edelim ki, örtünme (tesettür) sadece kadınlara mahsus bir yükümlülük değildir. İslam'da hem kadınlar hem de erkekler, kendi yaratılışlarına ve dinin belirlediği ölçülere uygun şekilde örtünmekle yükümlüdür.
Dolayısıyla tesettür meselesi yalnızca kadınları ilgilendiren bir konu değil; kadın ve erkeği birlikte kapsayan iffet ve haya anlayışının bir parçasıdır. Kadınlara ait tesettür hükümlerinin daha ayrıntılı olması ise onların yaratılış özellikleri ve dinin belirlediği özel hükümler çerçevesinde değerlendirilmelidir; bu durum bir değer üstünlüğü veya eksikliği anlamına gelmez.
İslam'a göre tesettürün temel gerekçesi, yalnızca toplumsal bir gelenek veya kültürel alışkanlık değildir; Allah'ın bir emri olmasıdır. Bu nedenle "Neden sadece sade bir başörtüsü yeterli olmasın?" veya "Neden bu kadar ayrıntılı sınırlar var?" sorusunun cevabı öncelikle ibadet anlayışında aranmalıdır. Mümin, Allah'ın emrini yalnızca hikmetini tam kavradığı için değil, O'nun emri olduğu için de yerine getirir.
Kur'an-ı Kerim'de Nur Suresi'nin 31. ayetinde mümin kadınlara başörtülerini yakalarının üzerine salmaları ve ziynetlerini teşhir etmemeleri emredilmiş, Ahzab Suresi'nin 59. ayetinde ise dışarı çıkarken dış örtülerini üzerlerine almaları istenmiştir.
Kur'an-ı Kerim'deki tesettürle ilgili ayetler, Peygamber Efendimizin (asm) hadisleriyle ve uygulamasıyla açıklanmış; İslam alimleri de bu deliller doğrultusunda tesettürün ölçülerini ayrıntılı olarak ortaya koymuşlardır.
Buna göre erkeklerin avret mahalli göbek ile diz kapağı arasıdır. Kadınların yabancı erkekler yanında yüz ve elleri (bazı âlimlere göre ayakları da) dışında bütün bedenlerini örtmeleri gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca tesettürün yalnızca bedenin örtülmesinden ibaret olmadığı; giyilen elbisenin ince ve şeffaf olmaması, vücut hatlarını belli edecek kadar dar olmaması ve dikkat çekmek amacı taşıyan bir kıyafet niteliğinde bulunmaması gerektiği de hadisler ve fıkıh kaynaklarında açıklanmıştır.
Dolayısıyla İslam'da tesettürün ölçüsü, sadece başın örtülmesi değil; Kur'an, sünnet ve bunları açıklayan fıkhî ölçüler çerçevesinde belirlenen örtünme esaslarına uygun giyinmektir.
Ayrıca, tesettür, İslam'da sadece bedenin elbiseyle örtülmesinden ibaret değildir. Kur'an-ı Kerim, maddi örtünün yanında "takva elbisesi"ni de övmektedir: "Takva elbisesi ise işte o daha hayırlıdır." (A'râf, 7/26)
Bu sebeple gerçek tesettür, dış görünüş ile birlikte kişinin ahlakını ve davranışlarını da kapsar. Müslüman bir kadının giyiminde olduğu gibi konuşmasında, tavır ve davranışlarında, yürüyüşünde ve insanlarla olan ilişkilerinde de iffet, haya ve vakar ölçülerine riayet etmesi gerekir. Aynı şekilde erkekler de bu manevi tesettürle yükümlüdür.
Nasıl ki bedene hayat veren ve değer kazandıran onun ruhu ise, güzel ahlak ve takva ile desteklenmeyen sadece şekilsel bir örtünme de tesettürün ruhunu tam olarak yansıtmaz. İslam'ın hedefi yalnızca bedeni örtmek değil; kalbi, ahlakı ve davranışları da takva ile güzelleştirerek insanın hem zahirini hem de batınını Allah'ın rızasına uygun hâle getirmektir.
İslam'da kadın ve erkek, insanlık bakımından eşit değerde yaratılmış; ancak yaratılış özellikleri, sorumlulukları ve bazı görevleri bakımından farklı kılınmıştır. Kur'an'da erkeğe aileyi geçindirme, koruma ve yönetme sorumluluğu verilmiş; kadına ise annelik, aileyi inşa etme ve neslin eğitiminde son derece önemli bir görev yüklenmiştir. Bu görev farklılığı, değer üstünlüğü değil; sorumluluk farklılığıdır. Nitekim Kur'an'a göre Allah katındaki üstünlük ölçüsü cinsiyet değil, takvadır.
Ailenin sağlam temeller üzerine kurulabilmesi için eşler arasında sevgi, saygı, güven ve sadakatin korunması büyük önem taşır. İslam'ın tesettür emri de bu aile yapısını destekleyen, iffet ve haya duygusunu güçlendiren hükümlerden biridir. Tesettür, kadını toplumdan soyutlamak veya onu değersizleştirmek için değil; kişiliğini, vakarını ve mahremiyetini korumaya yönelik bir ibadet olarak değerlendirilir.
Tesettürün birçok hikmeti vardır. Bunlardan biri iffet ve hayanın korunması, kadın ve erkeğin karşılıklı olarak gözlerini haramdan sakınması, toplumda saygının güçlenmesi ve kadınların rahatsız edilme ihtimalinin azaltılmasıdır. Bununla birlikte bu hikmetler, hükmün asıl sebebi değildir. İslam hukukunda hükmün illeti Allah'ın emridir; sayılan faydalar ise bu emrin hikmetleridir. Çünkü hikmetler kişilere, toplumlara ve şartlara göre değişebilir; fakat ilahî emir değişmez.
Bu sebeple "Taciz yoksa tesettüre de gerek yoktur." şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Nasıl ki yolculukta dört rekâtlı farz namazların iki rekât olarak kılınmasının hükmü sefer hâline bağlıdır; kişinin o yolculukta zorlanıp zorlanmaması hükmü değiştirmez. Aynı şekilde tesettür de sadece belirli sosyal şartlara bağlı bir uygulama değildir. Allah'ın emri olduğu için her zaman geçerlidir.
Ayrıca bu konuda yalnızca kadınlara sorumluluk yüklenmiş değildir. Kur'an önce erkeklere gözlerini haramdan sakınmalarını ve iffetlerini korumalarını emreder; ardından kadınlara da aynı sorumluluğu verir. Erkek de kadın da iffetle yükümlüdür. Ancak kadınlara ayrıca tesettür emri verilmiştir. Bunun sebebi, iki cinsin yaratılış özelliklerinin ve toplumsal sorumluluklarının aynı olmaması, dolayısıyla bazı hükümlerin de farklı olmasıdır. Bu durum, kadının daha değersiz olduğu anlamına gelmez; her iki cinsin fıtratına uygun farklı sorumluluklar taşıdığını gösterir.
"Büyük ölçüde kapalıyım, çok açık giyinmiyorum; bu yeterli değil mi?" düşüncesi de dinî ölçü açısından belirleyici değildir. Bir davranışın doğru veya yanlış oluşu kişisel kanaatlere göre değil, Allah'ın koyduğu ölçülere göre değerlendirilir.
Nasıl ki trafikte kırmızı ışıkta durmanın sebebi yalnızca o anda araç geçmesi değildir; kuralın kendisidir. Yol boş olsa bile kırmızı ışıkta geçmek doğru kabul edilmez. Aynı şekilde tesettürde de hükmün dayanağı ilahî emirdir; hikmetleri ise bu emrin sağladığı faydalardır.
Sonuç olarak İslam'a göre tesettür, kadını değersizleştiren veya onu ikinci plana iten bir uygulama değildir. Aksine iffetini, vakarını ve kulluk bilincini korumaya yönelik ilahî bir emirdir.
Mümin için asıl ölçü, Allah'ın rızasını kazanmak ve O'nun belirlediği sınırlar içinde yaşamaya gayret etmektir. Hikmetler zaman ve şartlara göre farklı şekillerde ortaya çıkabilir; ancak hükmün dayanağı değişmez.
Bu sebeple tesettür, sadece toplumsal faydaları sebebiyle değil, öncelikle Allah'ın emri olduğu için yerine getirilmesi gereken bir ibadet olarak kabul edilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Örtünürken gösterişli kıyafetler giymek günah mı? Kadınlar özellikle de genç kızlar, başörtülerinin içlerine kabarık tutacak şekilde fazladan tülbentler sarıyorlar güzel dursun diye, bunu yapmak günah mıdır?
- "Çıplak kadınlar daha aptaldır, çıplaklık zekayı geriletir." İddialarını nasıl değerlendirirsiniz? Niçin tesettür?
- Allah, bir kadının saçıyla neden ilgilensin?
- Afrika’daki kadınları örnek göstererek, tesettürün gereksiz olduğunu söyleyenlere nasıl cevap verilir?
- Kadınların zinetlerini örtmesi ile ilgili ayet-i kerimeyi açıklar mısınız?
- Zinetleri örtme, mahremiyet sınırları konusunda bilgi verir misiniz?
- Müslüman kadınların elbiselerinin renkleri ve giyimleri hakkında bilgi verir misiniz?
- Kadınlar, erkeklerin şehvetinin önüne geçilmesi için mi tesettüre giriyorlar?
- Başörtüsünün kadına kazandırdıkları nelerdir? Tesettürle ilgili ayet kesinlik ifade ediyor mu?
- Sözlüme tesettüre girmesi için neler anlatabilirim?