Allah ile nasıl konuşmalıyım?

Tarih: 20.05.2026 - 10:19 | Güncelleme:

Soru Detayı

Gün içerisinde Allah ile çok fazla konuşuyorum yani aslında kendi kendime konuşuyorum ancak (haşa) sanki yanımdaymış gibi böyle karşımdaymış gibi -misal vermek için bu örnekleri kullanıyorum- Rabbim ile konuşuyorum ve çok samimi konuşuyorum, ona derdimi anlatıyorum… Ya bildiğiniz bir arkadaşla sohbet eder gibi. Sürekli dua ediyorum isteklerimi belirtiyorum, şükür ediyorum, af diliyorum.
Bu yaptığım şey yanlış mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hayır, anlattığınız şey özü itibariyle yanlış değildir. Bilakis insanın Allah’ı çok hatırlaması, O’na içini dökmesi, sürekli dua etmesi, şükretmesi, af dilemesi ve derdini Rabbiyle paylaşması manevi hayat açısından kıymetli bir haldir.

Kur'an-ı Kerim’te Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Kullarım sana beni sorarsa, şüphesiz ben çok yakınım. Bana dua ettiğinde dua edenin duasına cevap veririm.” (Bakara, 2/186)

Bu sebeple insanın gün içinde Rabbine yönelmesi, kendi diliyle dua etmesi, içinden konuşması İslam’da yadırganan bir şey değildir. Dua sadece ezber metinlerden ibaret değildir; kul bazen samimi bir şekilde kendi cümleleriyle de Rabbine yalvarabilir.

Hatta bu konuda çok önemli bir ölçü, Hz. Peygamber (asm) Efendimizin meşhur Cibril hadisinde anlattığı “ihsan” makamıdır. Peygamber Efendimiz ihsanı şöyle tarif etmiştir:

“İhsan; Allah’a sanki O’nu görüyormuş gibi kulluk etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmüyor olsan da O seni görmektedir.” (Buhari, İman 1; Müslim, İman 1)

Dolayısıyla Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etmek, dua etmek, huzurunda olduğunu hissederek konuşmak, derdini O’na arz etmek ve O’nun seni işittiğini düşünmek; tasavvuf ve ahlak literatüründe “ihsan şuuru” olarak anlatılan yüksek kulluk makamlarından biridir.

Fakat burada dikkat edilmesi gereken önemli bir denge vardır:

Allah’a yakın hissetmek güzeldir; ancak Allah’ı insan gibi tasavvur etmek doğru değildir. Çünkü Allah; yaratılmışlara benzemez, bir beden gibi karşımızda duran bir varlık değildir, mahlûkatın özellikleriyle düşünülemez.

Nitekim Kur'an-ı Kerimde: “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” buyrulmuştur. (Şura, 42/11)

“Şüphesiz ben çok yakınım” mealindeki ayette geçen yakınlık da maddî ve fizikî bir yakınlık değildir. Çünkü Allah mekândan, cihetten ve mahlûkatın özelliklerinden münezzehtir.

Bu yakınlık; Allah’ın ilmiyle, kudretiyle, rahmetiyle, hikmetiyle kullarını kuşatması; onları görmesi, işitmesi ve dualarını bilmesi manasındadır. İslam alimlerinin ifade ettiği üzere Allah, zatıyla değil; ilmi, kudreti ve tasarrufuyla kullarına “hazır ve nazır”dır.

Şu halde bu beraberlik de maddî bir beraberlik değil; Allah’ın ilmi, görmesi, işitmesi ve kuşatması manasındadır. Böylece hem ihsan şuuru korunmuş olur hem de teşbih ve cisim tasavvuru ihtimali ortadan kalkar.

Bu yüzden: “Allah beni görüyor, işitiyor; ben de O’na içimi açıyorum.” şeklindeki manevi yakınlık güzeldir ve ihsan şuuruyla uyumludur.

Ancak: “Allah fiziksel olarak yanımda duran bir insan gibi” şeklinde bir tasavvur doğru değildir.

Demek ki; samimiyet olacak, sevgi olacak, ümit olacak, yakınlık hissi olacak; fakat aynı zamanda saygı, tazim ve kulluk edebi de korunacaktır.

Tasavvuf ve münacat geleneğinde de Allah’a içini dökme, derdini arz etme, sevinci ve hüznü paylaşma hali çokça görülür. Birçok alim ve salih kul Rabbine samimi niyazlarda bulunmuştur.

Önemli olan; kalpteki saygının korunması, Allah’ı küçümseyen bir üsluba girilmemesi, laubaliliğe düşülmemesi, kulluk edebinin kaybedilmemesidir.

Özetle:

Allah ile sürekli konuşmanız, dua etmeniz, içinizi dökmeniz ve O’nun huzurunda olduğunuzu hissederek yaşamaya çalışmanız; ihsan şuuruyla bağlantılı güzel bir kulluk hali olabilir.

Bunu; edep, tazim, kulluk bilinci, Allah’ın mahlûkata benzemediğini bilme dengesiyle sürdürmek ise en güzel yoldur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 75
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun