Sulh daima hayırlıdır ayeti savaşı da içine alır mı?

Tarih: 17.03.2026 - 02:11 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sulh savaşın zıttıdır, karşıtıdır; duruma ve şartlara göre bazen savaş, bazen barış tercih edilir, ama mümkün olduğunca, devlete, millete ve dâvaya zarar vermedikçe barış içinde yaşamaya çalışılır.

Savaş konusunu ele alırken, İslam'ın barış ve sulh anlayışının ne kadar önemli olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir. Kuran-ı Kerim'de "Sulh daima hayırlıdır" (Nisa, 4/128) ifadesi, barışın ve uzlaşmanın önemini vurgulamaktadır.

Bu ayet, sulhun her zaman tercih edilen bir seçenek olduğunu belirtirken, savaşın ancak zorunlu ve meşru sebeplerle gerçekleştirilebileceğini ifade etmektedir.

Savaş, İslam'da bir son çare olarak kabul edilir. Müslümanlar, düşmanlarıyla karşı karşıya geldiklerinde dahi, düşmanlıkların sona ermesi ve sulh sağlanması için çaba göstermelidirler.

Dolayısıyla, bu ayet savaş konusunu da kapsamaktadır; çünkü barışın sağlanması için gerekli olan her türlü çaba, savaşın sonuçlarından daha hayırlıdır.

Ayrıca, savaş durumlarında bile, İslam'ın getirdiği ahlak kurallarına uymak ve insanlara karşı adaletli olmak esastır. Bu nedenle, "Sulh daima hayırlıdır" ayeti, savaşın da içinde bulunduğu tüm çatışma durumlarında barışın öncelikli hedef olduğunu ifade eder.

Kuran-ı Kerîm’in birçok ayeti yanında özellikle;

- “Artık onlar sizi bırakıp çekilir de sizinle savaşmazlar ve barış teklif ederlerse Allah onlara saldırmanıza izin vermez” (Nisâ 4/90);
“Bu yüzden biz İsrailoğullarına bildirdik ki, bir cana kıymaya veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın kim bir insanı öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur, kim de bir hayat kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur” (Mâide 5/32);
“Eğer onlar barışa yönelirse sen de barıştan yana ol ve Allah’a güven” (Enfâl 8/61);

- “İçlerinden haksızlık yapanlar hariç Ehl-i kitap’la en güzel şekilde mücadele edin” (Ankebût 29/46);

- “Allah, din konusunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlarla iyi ilişkiler içinde olmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz ... Allah yalnızca din hakkında sizinle savaşmış, sizi yurtlarınızdan çıkarmış ve çıkarılmanıza yardım etmiş kimselerle dostluk kurmanızı yasaklar; kim onlarla dost olursa işte bunlar kendilerine yazık etmişlerdir” (Mümtehine 60/8-9)

mealindeki ayetleri toplumlar arası ilişkilerde barışın esas alındığını göstermektedir.

Hz. Peygamber (asm) Efendimizin;

- “Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin; Allah’tan âfiyet dileyin. Fakat düşmanla karşılaşınca da sabredin ve bilin ki cennet kılıçların gölgesi altındadır” (Müslim, Cihad, 20);

- “Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın, zorlaştırmayın” (Buhârî, Cihad, 164)
şeklindeki buyrukları da söz konusu ilkeyi teyit etmektedir.

Kuran-ı Kerîm, son ilâhî mesajın bütün insanlığa duyurulmasını sağlayan en uygun aracın barış olduğunu belirtir: “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen -kötülüğü- en güzel şeyle sav. O zaman bir de bakarsın ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki gerçek bir dost oluvermiş” (Fussılet 41/34).

Yine Kuran’da barış yoluyla ve antlaşmalar imzalayarak yeryüzünün özgürce yaşanılan bir yer haline getirilmesi ve bu özgürlük ortamında dinin benimsenmesi gerçek anlamda fetih sayılmıştır. Hudeybiye Antlaşması’nın imzalanmasından sonra Medine’ye dönüş yolundayken gelen Feth süresinin ilk ayetleri bu antlaşmayı “fetih” olarak nitelemiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun