Mutlak doğru var mıdır?

Tarih: 29.03.2011 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Mutlak doğrunun olmadığını, tek doğrunun bulunmadığını hatta doğru bilginin olmayacağını söyleyenlere ne dersiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Başkalarının yanlışları üzerinde fikir yürütmek bir spekülasyon olduğu gibi, safi zihinleri bulandırmak gibi olumsuz bir etkiye de sahiptir. Bunun için biz bu yargıyı -iman şuuruyla beslenmiş- bir mantık yargısına taşıyacağız:

Mutlak doğru: bir şeyin nefsü'l-emirde; Allah’ın ilminde; mahiyet ve hakikatinin asıl hüviyetindeki varlığıdır. Sofistler gibi akıldan istifa eden bazı felsefecilere göre, insan aklı ve bilgisi mutlak doğruyu bulamaz, bilemez. Bunlara göre ne mutlak doğru ne de doğru bilgi vardır. Her şey birer varsayımdan ibarettir. Bu gibi akıl fukaralarının vardığı  hükmün yanlışlığını, çağımıza hitap eden bir iki misalle kanıtlayacağız.

Bu günkü müspet ilmin ortaya koyduğu pek çok verilerinin doğruluğu sadece akılla değil, gözle görülmektedir. Örneğin, güneşin, ayın tutulmasıyla ilgili -bütün detaylarına kadar- çok önceden verilen bilgiler aynen çıkmaktadır. Bu husus, güneş sisteminin mutlak doğrusu olan sistemin asıl konumu, çalışma şekli, sistem öğeleri arasındaki ilişkilerin varlığıyla ilgili bilimsel tespitlerin doğruluğunu göstermektedir.

Keza bu günkü tıbbî gelişmeler insan vücudunun anatomisinin mutlak doğruları olan organlarının nasıl çalıştığı, görevlerinin ne olduğu gibi pek çok hakikati doğru olarak tespit edebilmektedir. Olumlu sonuçlar alınan tedavî metotları, çeşitli tbbî operasyonlar, organ nakli, RNA ve DNA'ların özel durumları, genetik şifreler, parmak izleri ve saire keşiflerin tespiti; insanın fizyolojik, biyolojik, organik, genetik yapısıyla ilgili mutlak doğruların tespiti manasına gelir. Gözün görmesi, kulağın işitmesi, dilin konuşması mutlak birer doğrudur.

İslam alimlerinin “Eşyanın hakikati sabittir.” derken, mutlak doğrunun varlığına da işaret etmişlerdir.

Ayrıca, Allah’ın varlığı ve birliği, cinlerin varlığı, Kur’an’ın mucizeliği, Hz. Muhammed (asm)’in eşsiz şahsiyeti gibi aklî ve naklî delillerin desteklediği hakikatler mutlak doğrular değil de nedir?

Bırakalım gaybî konuları, gözle gördüğümüz "insan, hayvan, bitki, ay, güneş gibi canlı ve cansız varlıkların varlığı mutlak doğru değil" diyenin aklından şüphe etme hakkımız yok mu ve böylelerinin akılsızlığı da mutlak doğru değil mi?

Bu misaller birer örnek olsun, başka onlarcasını tatbik edebiliriz...

Tek doğru kavramının hem mutlak hem de izafî / rölatif doğruya bakan yönleri vardır.

Mutlak doğruya göre, “tek bir doğru” vardır. Çünkü, bir şey aynı zamanda iki farklı şey olamaz. İki zıt bir araya gelemez. Örneğin güneşin doğduğu aydınlık zamanının tek doğrusu “gündüz”dür. Güneşin battığı karanlığın çöktüğü zaman diliminin tek doğrusu “gece”dir.

Bununla beraber, gece-gündüzün bir de izafî hakikakleri vardır. Örneğin, biz Türkiye’de bulunan insanlar olarak “Şu an gündüzdür veya gecedir.” dediğimiz zaman, bu ifade Türkiye için tek doğrudur, ama dünya için tek doğru değildir. Çünkü bizim gecemiz başka bazı ülkelerin gündüzü, gündüzümüz de onların gecesidir. Özetle, kâinatta “hakaik-ı nisbiye “denilen izafî / rölatif vasıfların, özelliklerin hepsi tek doğru değil, göreceliği olan çok doğrulu gerçeklerdir.

Keza, “su” unsuru, oksijen-hidrojen karışımıyla oluşan hakikati ve mahiyetiyle tek bir doğrudur. Fakat,  farklı insanların içmesi bakımından, tıp noktasında çoğulcu bir doğruluk parametresine sahiptir.

"Örneğin, bir su, beş farklı özellikteki hastaya göre beş hüküm alır. Önemli miktarda su kaybeden bir hastaya su içmesi vaciptir, şarttır. Yeni ameliyattan çıkmış bir hastaya zehir gibi zararlıdır. Tıbben ona haramdır. Diğer bir hastaya kısmen zararlıdır; su içmek ona tıbben mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir. Diğer birisine de ne zarardır ne de menfaattır; tıbben ona mübahtır afiyetle içsin... İşte burada hak taaddüt etti, birden fazla oldu. Beşi de haktır. 'Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur.' denilebilir mi?" (bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz, Hatime)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun