Muhammed ümmeti, insanlara örnek olmakla yükümlü mü?

Tarih: 14.01.2021 - 11:27 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ayette geçen şahit olmak ifadesi, örnek olmak anlamına da gelir mi?
- Bakara suresinde, "siz insanlara şahit olasınız, peygamber de size şahit olsun diye sizi vasat bir ümmet yaptık" denilmektedir.
- İnsanlara şahit olasınız ifadesinden, onlara güzel örnek, rol model olasınız manasını çıkarmak mümkün mü?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evet, ayette geçen “siz insanlara şahit olasınız” ifadesinden -birçok manayla beraber- “Ey Müslümanlar, onlara güzel örnek ve rol model olasınız.” manasını da çıkarmak mümkündür.

Konuyla ilgili ayetlerden biri şöyledir:

وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ اُمَّةً وَسَطاً لِتَكُونُوا شُهَدَٓاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَه۪يداًۜ وَمَا جَعَلْنَا الْقِبْلَةَ الَّت۪ي كُنْتَ عَلَيْهَٓا اِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ يَتَّبِـعُ الرَّسُولَ مِمَّنْ يَنْقَلِبُ عَلٰى عَقِبَيْهِۜ وَاِنْ كَانَتْ لَكَب۪يرَةً اِلَّا عَلَى الَّذ۪ينَ هَدَى اللّٰهُۜ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُض۪يعَ ا۪يمَانَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ بِالنَّاسِ لَرَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ

İşte böylece, siz insanlara şahit olasınız, peygamber de size şahit olsun diye sizi vasat (örnek) bir ümmet yaptık. Biz bu yöneldiğin kıbleyi özellikle resule uyanlarla sırt çevirenleri açıkça ayırt edelim diye belirledik. Bu, Allah’ın hidayet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelecektir. Allah imanınızı asla zayi edecek değildir. Çünkü Allah insanlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir. (Bakara, 2/143)

Dilediğini dosdoğru yola ileten Allah, bu cümleden olmak üzere Müslümanları da “vasat bir ümmet” yapmıştır. Her Müslümanın başta namaz olarak her gün çok defa tekrar ederek söylediği bir dua var: “Allah’ım bizi sırat-ı müstakime ulaştır.”

Sırat-ı müstakim, her türlü eğrilik, aşırılık ve sapıklıktan uzak, dosdoğru, adaletli, ölçülü, ılımlı ve dengeli bir yol, bir inanç ve yaşama biçimi demektir.

Vasat ümmet de aynı şekilde “ifrat ve tefritlerden korunarak inancında, ahlâkında, her türlü tutum ve davranışlarında doğruluk, dürüstlük ve adalet çizgisinde kalmayı başaran dengeli, sağduyulu, ölçülü, insaflı ve uyumlu nesil, toplum” anlamına gelir.

Buradaki “vasat” kelimesi, “hem maddî ve bedensel tutkulara kapılmaktan, zevk ve sefahate dalmaktan hem de bedensel ve dünyevî ihtiyaçları büsbütün reddederek bir tür ruhbanlık hayatına kendini kaptırmaktan korunan” şeklinde de açıklanmıştır.

İslam’dan önceki dönemlerde genellikle Yahudiler ve müşrik Araplar gibi bazı toplumlar maneviyattan büsbütün uzaklaşarak dünyevileşmişler, materyalist bir hayat anlayışına sapmışlardı. Hristiyanlar, Mecusiler ve çeşitli Hint tarikatlarına mensup olanlar gibi bazı topluluklar da dünyevî ve bedensel lezzetlere büsbütün sırt çevirerek kendilerini koyu bir ruhaniyete kaptırmışlardı.

İşte İslam dini bütün bu aşırılıkları reddederek ılımlı ve dengeli bir din ve dünya anlayışı getirdi; bu anlayışa uygun bir toplum yapısı gerçekleştirdi. Böyle bir topluma “vasat ümmet”, onun izlediği yola da “sırât-ı müstakîm” dedi.

İbn Atıyye’nin naklettiğine göre bazı eski alimler de Muhammed ümmetinin –İsrailoğullarının aksine– din konusunda itidalden sapmadıkları ve aşırılığa kapılmadıkları için vasat ümmet diye nitelendirildiğini belirtmişlerdir. (İbn Atiyye, Tefsir, I, 219).

Ayete göre yüce Allah Müslümanlara, bu seçkin nitelikleri dolayısıyla bütün insanlara şahit olma yetkisi veya özelliği vermiştir.

Tefsirlerde bu “şahitlik” ile ilgili farklı açıklamalar yapılmakta olup en yaygın yoruma göre ahirette bazı ümmetler, peygamberlerinin kendilerine ilahi hakikatleri bildirdiğini inkar edecekler. Muhammed Ümmeti ise, Hz. Peygamber’in (asm) geçmiş peygamberler hakkında kendilerine verdiği bilgilere dayanarak bu iddiayı yalanlayacak ve böylece o ümmetlere karşı peygamberler lehinde şahitlik yaparak hakikati ortaya koyacaklardır. (Taberî, İbn Atıyye, Razi, ilgili ayetin tefsiri)

Elbette bu manalarla beraber başka manaların da olması mümkündür.

Mesela, ayetin üslubundan, bu şahitlik konusunun “vasat ümmet” nitelemesiyle ilgisi olduğu da anlaşılmaktadır.

İslami literatürde "şahit" kelimesinin “örnek” ve “delil” anlamında da kullanıldığını dikkate alarak bu kelimeyi “örnek ümmet” veya gerçek insanlığın nasıl olması gerektiğine dair bir “delil değeri taşıyan toplum” şeklinde anlamak ve böylece ayetin söz konusu bölümünü şöyle yorumlamak da mümkündür:

Allah Muhammed Ümmetini, din ve dünya konusunda her türlü aşırılıklardan uzak, akıllı, itidalli, adaletli ve dengeli bir ümmet kılmış; bu ölçülere göre oluşmuş görüş ve inançlarıyla, fıtratı bozulmamış her insanın kolaylıkla takip edebileceği sadelikteki güzel ahlâk ve yaşayışlarıyla onları bütün insanlara örnek bir nesil, bütün bu güzel nitelikleri sebebiyle üstün insanlığın ne olduğunu gösteren, kanıtlayan bir delil kılmıştır. Bu özellikleriyle onlar iyi toplumlar için lehte, kötüler için aleyhte bir delil ve şahit olacaklardır.

Böylece ayet dolaylı olarak Müslümanlara, din ve dünya işleri konusunda başkalarını örnek alıp taklit etmek yerine, başkalarına örnek olmaları; dünya milletleri karşısında pasif ve alıcı değil, aktif ve verici olan bir konuma yükselmeleri; maddî ve manevi alandaki bu konumlarıyla özenilen ve izlenen bir toplum düzeyine ulaşmaları sorumluluğunu da getirmektedir.

O halde toplum olarak Müslümanların ve şahıs her Müslümanın bulundukları her yerde ve herkese İslam dinine; Kur'an ve sünnete uygun olarak örnek ve rol model olmakla yükümlü olduğu söylenebilir.

Kuşkusuz idealde bütün insanlar ve realitede bütün Müslümanlar için –din ve dünya işleri hususunda doğru, adaletli ve en üstün örnek, ölçü ve önder Hz. Muhammed olduğu için– ayetin devamında Hz. Peygamberin (asm) de Müslümanlar hakkında bir şahit, yani en iyinin ölçüsü, örneği ve kanıtı olduğu ifade buyurulmuştur.

İnsanoğlu, sosyal bir varlık olmanın gereği iç içe yaşamak durumundadır. Bu da fertlere birtakım haklar verdiği gibi, karşılıklı sorumluluklar da yüklemektedir. Bir arada yaşayan insanlar ise birbirlerinin tavır, tutum, davranış ve gidişatından ya bizzat görerek veya kesin bilgiye dayalı bir şekilde dolaylı olarak haberdar olacaktır. Bu durum ve gidişat ise, ya olumlu veya olumsuz yönde gelişecektir.

Ayetin “Ta ki, Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun” ifadesiyle bağlanmış olması, tebliğden sonra ümmetin gözetim misyonunun başta Hz. Peygamber Efendimize (asm), Onun üzerinden de ümmetine yüklendiğini açıkça göstermektedir. (bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun