Kur'an’da caiz olduğu ifade ediliyorsa, neden mekruh olsun?

Tarih: 08.09.2017 - 00:28 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Kuran’da caiz olduğu ifade edilen bir mesele nasıl oluyor da mekruh olabiliyor.
- Gayri müslim bir bayan ile evlenmek örneğinde olduğu gibi.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Kur’an’da Ehl-i kitap olan kadınlarla evlenmenin caiz olduğu açıkça bildirilmiştir. (Maide, 5/5)

İslam fıkhında “Nassın bulunduğu yerde içtihada mesağ yoktur (ayet veya sahih hadisde açık bir hüküm varsa, artık hiç kimsenin o konuda içtihat yapma hakkı kalmaz)” prensibi çok meşhurdur. Bu konuda da ayetin ifadesi açıktır.

Bunun içindir ki, “Ehl-i kitap bir kadınla evlenmenin caiz olduğu” konusunda İslam alimlerinin ittifakı vardır. (bk. V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslami, 9/6653)

- Alimlerin bu evliliğin mekruh olduğu konusundaki yorumları, bir içtihattan değil, Hz. Ömer’in bu konudaki olumsuz tavrından ve uygulamalarından kaynaklanmıştır. Sahabelerden bazılarının Ehl-i kitapla evlenmelerini hoş görmeyip boşamalarını istemiş olmasına rağmen, bu evliliğin haram olmadığını açıkça ifade etmiştir. (bk. a.g.e, 9/6654-55)

Haram olmadığını vurgulamakla beraber, Ehl-i kitap kadınlarla evlenmeyi hoş görmeyen Hz. Ömer’in bu tutumu, sahabe tarafından da kabul görmüştür.

Kitap ve Sünnetten sonra, “Sahabe kavli”nin ehemmiyeti İslam alimlerinin kabul ettiği bir husustur.

Demek ki, soruda ima edildiği gibi, İslam alimleri, ayetin açık ifadesine aykırı bir içtihatta bulunmamış, bilakis, ayetin manasını çok daha iyi bildiklerine inandıkları sahabenin görüşlerine uymuşlardır.

- Usul bilgisi olanlarca malumdur ki, ayetlerin ifadeleri bazen “amm / umumi” olup tahsis edilebilir. Bazen mutlak olup takyit edilebilir. Bazen müphem olup tayin edilebilir.

Bu konu da böyledir. Ayette “Ehl-i kitapla evlenmenin caiz olduğuna” dair ifade mutlak olup takyit edilebilir. Yani, bir şeyin “Caiz olduğunu” gösteren bir ifadenin, “kerahetle kayıtlanamaz” diye bir anlam ifade etmiyor.

Caiz olmak, “mekruh olmanın” değil, haram olmanın zıddıdır. Eğer öyle olsaydı, Hz. Ömer bu konuda böyle bir yorum ve tasarrufta bulunabilir miydi?!.

- Kur’an’da birçok hikmete binaen buna cevaz verilmiştir. Bu cevaz; söz konusu evliliğin farz, vacip veya müstehap olduğunu değil, bir ruhsat olduğunu gösterir.

“Zaman büyük bir müfessirdir, kaydını gösterse itiraz edilmez.” şeklindeki ilmi kuralın gereği olarak, zamanla bazı mahzurları olduğunu gören Hz. Ömer, bu  evliliğin mekruhluğuna hükmetmiştir. Bu mahzurların başında;

a) İlgili kadının iffetli olmama ihtimalinin kuvvetli olması.

b) Yabancı kadınlara rağbetin artmasıyla, Müslüman kızlara karşı taleplerin eksilmesi gibi mülahazalar gelir.

Rivayetlere göre, Hz. Ömer bu konudaki tavrını, bu iki gerekçeye dayandırmıştır.

Ne mutlu İslam alimlerinin şerefini koruyanlara! Ne mutlu geçmiş Müslüman büyüklerine hüsnüzan besleyenlere! Ne mutlu haddini bilenlere, haddini aşmayanlara!..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun