FASIK BİR KİMSENİN ARKASINDA NAMAZ KILMAK CAİZ MİDİR? SİGARA İÇEN İMAMIN ARKASINDA NAMAZ KILMAK?

Fasık bir kimsenin arkasında namaz kılmak caizdir. Yani batıl değildir. Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: "İster salih olsun ister fasık, her müslümanın arkasında namaz kılınız” (kılabilirsiniz). Sahabe ve tabi`in Cum`a namazı olsun başka namaz olsun zamanın en büyük zalim ve fasıkı Haccac`a tabi olmaktan çekinmezlerdi. Hatta Hasan el-Basri onun hakkında şöyle diyor: Her millet kendi kötülüklerini, biz de Haccac`ın kötülüklerini getirirsek biz (Haccac`ın kötülüklerinden dolayı) onlara galebe çalarız. Bununla beraber fasıkın arkasında namaz kılmak mekruh sayılır.

Namazda cemaate imam olacak kimsede birtakım ilmî ve ahlâkî vasıfların bulunması gerekir. Çünkü, imam olan insan namaz esnasında üzerine cemaatin mes’uliyetini yüklenmektedir. Aynı zamanda imamete geçmekle o esnada cemaatin rehberi ve kılavuzu olmaktadır. Vazifesi itibariyle imamlık yapan kimselerin dikkatli olmaları, İslâmî yaşayışı ve ahlâkı ile örnek bir insan olarak hareket etmeleri, Müslümanların gözünün hep kendilerinde olduğunu düşünerek istenmeyen davranışlarda bulunmamaları gerekir. Bu vazifenin bir Peygamber mesleği olduğu devamlı hatırda tutularak, ona göre titiz ve ihtiyatlı davranmalıdır.Bu hususlar göz önüne alınarak İslâm âlimleri imamlığa ehil olacak kimseleri şu şekilde tasnif ederler: İmam olacak kimse önce namazın ahkâmını, sıhhatini, namazı bozan ve bozmayan şeyleri, sünnet ve mekruhlarını iyi bilmelidir. İkinci olarak Kur’ân’ı düzgün ve yanlışsız olarak okuyabilmeli. Kur’ân’dan maksat, namazda okuduğu sûre ve âyetleri namaz sahih olacak şekilde düzgün okumasıdır. Bundan başka takvayı esas almalı. Haramdan ve şüpheli şeylerden uzak durmalıdır. Ayrıca ahlâkî bakımdan mutedil bulunmalı; ahlâksızlık sayılan çirkin fiillerden uzak durmaya çalışmalıdır.Diğer yandan imamlık yapacak kimse herkes tarafından sevilen, sayılan birisi olmalıdır. Çünkü, imamlıkta ilk aranan şart, cemaatin çokluğundan ziyade imamın faziletli bir insan olması, cemaat tarafından benimsenen şahsiyete sahip olmasıdır.Bu arada bazı kimselerin imamlıkları da mekruhtur. Fıkıh kitaplarımızda buna misal olarak şunlar verilir: Kölenin, âmânın, haram ve günahları işlemekten çekinmeyen fâsık kimselerin, bid’atçıların, veled-i zinanın imamlık yapmaları mekruhtur. Bunların ayrı ayrı sebep ve hikmetleri vardır. Bugün kölelik olmamakla birlikte, köle olan kişi yarım insan sayılmaktadır. Âmâ kişiler ise, üstünün başının temizliğine pek dikkat edemezler. Farkında olmadan üzerlerinde namazın sıhhatine engel olacak kadar necaset bulunduğu halde namaza durabilirler.1

Fasık ve bid’atçı kimselerin imamlığına gelince; içki, kumar, faiz, yalan ve gıybet gibi fiilleri işleyen kimselere fasık denir. Bu arada toto, piyango da birer kumar olduklarından, bunların haram olduğunu bile bile işleyen kimselere de fâsık olur. Esas itibariyle cemaatin önüne geçecek kimsede, Müslümanların hoş karşılamadığı böyle fiilleri işlememesi icap eder. Bunun için de imkân nisbetinde böyle kimseler çeşitli vesilelerle ikaz edilmeli, bu kötü fiillerden uzaklaşmaları sağlanmalıdır.

Fakat, bütün bunlarla birlikte gerek hadis kitaplarımızda kaydedildiğine, gerekse fıkıh ve kelâm kitaplarında yer aldığına göre, kerâhetle birlikte fıska giren ve bid’at işleyen kimselerin arkasında namaz kılınır. Bu namaz sahih olur. Ancak, işlemiş olduğu haram fiili küçümser, haramlığını umursamaz, hattâ haram olmadığına beyanda bulunursa, işte böyle kimselerin arkasında namaz kılmamalıdır.
Bu arada bazı kaynaklarda bid’at sahibinin ve fasıkın arkasında namaz kılan kimse cemaat sevabını alsa da, bu sevap takva ehli bir imamın arkasında kılınan namazın sevabına yetişmez, onun kadar olamaz.2

Sigaranın haram olduğuna dair kesin bir hüküm bulunmadığı için, sigara içen kimselerin arkasında namaz kılmak mekruh olur diye bir kaide getirilemez. Olsa olsa bir mekruh işlemiş olur. Fakat, yukarıda da dediğimiz gibi, imam olan şahıslar örnek kabul edilen insanlar olduklarından bu alışkanlığı da terk etmeye çalışmalıdır.

Bu vesileyle şu hususu da belirtelim: Bir imamda kötü bir alışkanlık, fıska giren bir hareket görüldüğü zaman, münasip bir dille onu kendisine hatırlatmalı, herkese duyurup ilân ederek aleyhinde bir hava meydana getirmemeye çalışmalıdır. Çünkü, böyle yanlış bir hareket, bu vazifeyi yapan bütün şahıslara da dolaylı olarak tesir edebilir. Bu meselede dikkat edilmelidir.

1. Mülteka'l-Ebhur, 31-32.
2. el-Feteva'l-Hindiyye, 1:84.

Kategori:
22523 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun