İlk insanın yaratıldığı çamur, DNA molekülü müdür?

Tarih: 28.04.2020 - 11:43 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kararmış Çamur DNA Molekülü

Protein sentezi DNA (Deoksiribo Nükleik Asit) üzerinde yer alan genetik bilgi aracılığıyla gerçekleştirilir. Her bir protein için özel olan bu bilgi, DNA içerisinde belirli bir sıra ve uzunluğa sahip kodlanmış diziler halinde bulunur. Bu dizilere gen adı verilir. Rahmetin eseri olarak, gerekli proteinlerin gerekli zamanda ve gerekli hücrelerde sentezi bu genlerin uygun zamanlarda aktifleştirilmesi ve pasifleştirilmesi ile sağlanır. Bu ise histon modifikasyonu ve DNA metilasyonu denilen birtakım mekanizmalar aracılığıyla gerçekleştirilir. Bunlardan histon modifikasyonları, DNA molekülünü oluşturan kromatin ipliklerinin sıkılaştırılması ve sıkıştırılması ile sonuçlanır. İntizamlı bir şekilde sıkılaştırılmış ve sıkıştırılmış DNA molekülüne heterokromatin adı verilir. 

Kokuşmuş Çamur DNA Molekülü

Uygun genlerin uygun hücrelerde ve uygun zamanlarda ifade edilmesini sağlayan mekanizmaların iyi bilinenlerinden bir tanesi de DNA metilasyonudur. DNA metilasyonu, kendisini oluşturan dört nükleotitten birisi olan sitozin nükleotitlerinin metillenmesi ile gerçekleştirilir. Metillenmiş bir bileşik genellikle kötü kokuludur.

Nitekim metillenmiş birer bileşik olan dimetilsülfit ve metil sülfit kötü ağız kokusuna, trimethylamin bileşiği de trimetilaminüri hastalığındaki ağır balık kokusuna yol açar. DNA molekülü de sitozin nükleotinin ihtiva ettiği metil grupları sebebi ile metillenmiş bir bileşiktir. Dolayısıyla DNA molekülü de kimyevî ve muhtemel fiziksel açıdan da kötü kokulu bir bileşiktir.

İşte yukarıda ilk insanın kararmış çamurdan yaratıldığını beyan eden ayete ilave olarak, ilk insanın kokuşmuş çamurdan yaratıldığı da şöyle beyan edilmektedir:

“Andolsun, niz insanı kokuşmuş… bir çamurdan yarattık.” (Hicr, 15/26)

Burada kastedilen kokuşmuş çamur, metillenmiş kötü kokulu DNA molekülü olarak açıklanabilir.

Kuru Çamur DNA Molekülü

DNA molekülünü oluşturan dört nükleotidden birisi olan timin metilasyon sonucu oluşur. Bu nükleotiddeki metil grubu DNA molekülüne hidrofobik, yani ona sudan kaçma özelliğini kazandırır. DNA’ya ayrıca hidrofobik ceplerden oluşan büyük ve küçük oluk şeklinde yapılar hikmetli bir şekilde yerleştirilmiştir.

Hidrofobi; bir molekülün sudan kaçınma özelliğidir. Yani hidrofobik moleküllerin ıslanabilirlikleri çok az veya hiç yoktur. Dolayısıyla böyle moleküller kurudur. DNA da taşıdığı metil grubu sebebi ile hidrofobik bir moleküldür. Yani DNA da sudan kaçan, yani ıslanmayan, kuru bir moleküldür.

DNA molekülünün hidrofobik olmasından kaynaklı bu kuru niteliği, Kur’an’ın; “Andolsun, Biz insanı kuru… bir çamurdan yarattık.”(Hicr, 15/26) diye haber verdiği “kuru” ifadesini karşılamaktadır.

Şekillenmiş Çamur DNA Molekülü

Hücre bölünmesi dışında, DNA molekülünü oluşturan kromatin iplikleri çekirdek içerisinde dağılmış halde bulunur ve mikroskop altında oldukça homojen bir görünüme sahiptir. Hücre bölünmesi esnasında ise genetik bilginin aktarılmasını sağlayacak yapıların oluşturulması için kromatin iplikleri organize edilir ve hikmetin gereği olarak, DNA molekülü kısa ve kalın çubuklar şekline getirilir. (bk. Kromozom Yapısı ve Sınıflandırılması https://slideplayer.biz.tr/slide/3106640/erişim zamanı 2018)

DNA molekülünün bu haline kromozom adı verilir. Kromozomlar mikroskop altında kısa kalın çubuklar şeklinde izlenirler. DNA molekülünün kromozom haline getirilmiş olmasından kaynaklı bu şekillenmiş niteliği Kur’an’ın “Andolsun, Biz insanı kuru… bir çamurdan yarattık.”(Hicr, 15/26ayeti kerimesinde haber verilen çamurun, “şekillenmiş” vasfına karşılık gelmektedir.

Ateşte Pişmiş Gibi Çamur DNA Molekülü

Ayırma işlemi iki farklı yolla gerçekleştirilebilmektedir.  Bunlardan birincisi; DNA molekülünün fiziksel olarak ısıtılmasıdır. Isıtma, iki zinciri bir arada tutan hidrojen bağlarını kopartır ve DNA zincirlerini birbirinden ayırır. Bu yöntem laboratuvar ortamında ve tüp içinde yapılan çeşitli testlerde DNA zincirlerini birbirinden ayırmada başarı ile kullanılmaktadır.[i]

Bununla birlikte, ısının diğer hücre yapılarına zarar vermesi nedeni ile bu yöntem hücre içerisinde kullanılamamaktadır. Bu sebeple hücre içerisinde DNA zincirlerini birbirinden ayırmada ısı enerjisi yerine, kimyevî enerjinin kullanıldığı enzim aracılı bir başka yöntem kullanılır. Bu yöntemde de yine DNA zincirlerini bir arada tutan hidrojen bağları bir emirle, pek çok maksat için parçalanır ve çift zincirli DNA molekülü yine tek zincirlerine ayrılır.

Isı aracılı yöntem, “ateşte pişirme yöntemi”ne karşılık gelir. Zira bu yöntemde DNA molekülü ısıtılmakta diğer bir deyişle, DNA molekülü ateşte pişirilmektedir. Dolayısıyla bu yöntemin sonunda elde edilmiş DNA molekülü de ateşte pişmiş DNA’ya karşılık gelir. Zira bu yöntemin sonunda elde edilen DNA ısıtma, yani ateşte pişme neticesinde elde edilmektedir.

Enzim aracılı yöntem ise, “ateşte pişirme yöntemi”’ne karşılık gelir. Zira bu yöntemde DNA molekülü ısıtılmamakta, yani ateşte pişirilmemekte, ancak bu yöntemin sonunda da DNA zincirleri sanki ısıtılmış, yani ateşte pişirilmiş gibi birbirinden ayrılmaktadır. Dolayısıyla bu yöntemin sonunda elde edilmiş DNA molekülü de “ateşte pişmiş gibi DNA”ya karşılık gelmektedir.

Ses Veren Çamur DNA Molekülü

DNA üzerinde yer alan bazı genlerdeki bilgi ifade edilemez yani kendisinden herhangi bir ürün elde edilemez. Böyle genlere genetik dilinde “sessiz genler” adı verilir.

Bazı genler ise, kendisini ifade edebilir, yani herhangi bir ürünün meydana gelmesinde görev alır. Böyle genlere de genetik dilinde “ses veren genler” adı verilir.

İlk Yaratılışta Çamur DNA Molekülü

Protein sentezinin ilk aşaması proteinin genetik bilgisinin DNA molekülü üzerinden RNA üzerine kopyalanması, ikinci aşaması RNA üzerindeki bu bilginin okunması ve son aşaması da bu bilgiye uygun amino asitlerin birbirine eklenmesidir. Yani protein sentezinin ilk basamağında yer alan molekül DNA’dır.  Diğer bir deyişle, protein sentezine DNA molekülünden başlanır.

Bu, insanın proteinlerden vücuda getirilmesi dolayısıyla insanın yaratılışına da DNA molekülünden başlandığı anlamına gelir. Kur’an’ın, İnsanı yaratmaya çamurdan başladı.” “Secde, 7” ayeti kerimesinde çamurun insanın kendisinden yaratılmaya başlanan madde olma vasfı; DNA molekülünün protein sentezine yani insanın vücuda getirilmesine başlanan madde olma niteliğine karşılık geliyor denilebilir.

SONUÇ

Kur’an’da ilk insanın çamurdan yaratıldığı belirtilir. Bu yaratılışta çamurun muhtelif şekil ve yapısından bahsedilir. Bununla ilgili ayeti kerimelerde; “kararmış, kokuşmuş, kuru, şekillenmiş, yapışkan, ateşte pişmiş gibi kuru, ses veren çamur” özellikleri nazara verilir.

Kur’an’da sayılan bu çamur özellikleri, DNA molekülünün yapısında da gözlenmektedir. Bu DNA molekülü, bütün canlılarda genetik yapının temelini teşkil eder. Aynı şekilde İnsanın genetik yapısını meydana getiren her bir hücresindeki 46 kromozom da DNA moleküllerinden yaratılmıştır.

DNA molekülünün; “koyu, kara, kokuşmuş, kuru, şekillendirilmiş, yapışkan, sanki ısıtılmış gibi, ses veren” nitelikleri, ilk insanın yaratılışındaki sözü edilen Kur’an’ın bildirdiği çamur özellikleriyle uyuşmaktadır.Dolayısıyla Kur’an’ın ilk insanın yaratıldığını haber verdiği çamur maddesinden kastı; DNA molekülü olmalıdır.

DNA molekülünün yapısı 1955’li ve insanın DNA molekülünden vücuda geldiği yıllarda anlaşılabilmiştir. Hâlbuki Kur’an-ı Kerim bu yapıyı ve insanın bu yapıdan yaratıldığını 14 asır önce haber vermiştir.

Bu da Kur’an’ın mu’cize olduğuna bir delil teşkil eder. Böyle ilmî bir konuda Kur’an’ın hak olduğunun ortaya konması da; Kur’an’ı indirenin de, insanı yaratanın da, her şeyi bilen sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi Allah olduğunu gösterir.

Bu aynı zamanda bilim-din ilişkisi açısından bakıldaığında da, bilimle dinin iç içe olduğu ve birbirini doğruladığı anlaşılmaktadır. Dikkatle bakıldığında dinin de bilimin de insanı Allah’a ulaştırdığı açıkca görülmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun